Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sanatçıların dünyası bambaşkadır

HEP düşünmüşümdür, Tanrı’nın olağanüstü yeteneklerle yarattığı insanlar neden bunun değerini bilmezler.

Neden o yeteneklerini ziyan etmek için deli dolu bir yaşam sürmekte ısrar ederler?

O eşsiz yetenekleri sayesinde yakaladıkları şöhreti neden taşıyamazlar?

Ellerine geçen parayı neden çılgınca israf ederler?

Neden toplumdaki saygın konumlarının sorumluluğuna hoyratça burun kıvırırlar?

Bunları yazmamın nedeni, bana göre Türkiye’nin en yetenekli tiyatro oyuncularından biri olan Nurseli İdiz’in son olayıdır.

Ancak Tanrı ona öyle bir yetenek vermiş ki, ne yaparsa yapsın her seferinde takıldığı ağlardan kurtuluyor.

Peki neden bir türlü düzenli bir yaşamın ayarını tutturamıyor?

Üstelik Nurseli İdiz, sanatçı kişiliğinin yanında, okuyan, gören, çağını doğru algılayan kültürlü, aydın bir insandır.

Onu sahnede çok seyrettim.

İnanılmaz bir tiyatro yeteneğine sahip.

O nedenle bu zaaf gelgitleri ile onun sanatçı kişiliğini bağdaştırmakta hep zorlandım.

Nurseli İdiz artık durulmalı, yaşamını düzene sokmalı.

Bu onun, kendisine böyle bir yetenek vermiş olan Tanrı’ya ve sanatseverlere olan borcudur.

* * *

Şimdi bir başka yetenekli sanatçıdan söz etmek istiyorum.

Bu son derece yetenekli solistin adını saklı tutacağım.

Çaldığı enstrümanın en büyüklerinden. Ama olması gereken yerde değil.

Çünkü Nurseli İdiz kadar şansı yaver gitmemiş, bu kadar yetenekli olmasına karşın şöhreti yakalayamamış.

Türkiye’deki gerçek sanatçıların büyük çoğunluğu gibi o da ancak geçinecek kadar para kazanabiliyor.

Özel bir enstrümanı bile yok. Devletin verdiği sıradan bir enstrümanla yetinmek zorunda kalıyor.

Onun için konserlerinde istediği yorumları yapamıyor.

Mesleğinde bir aşama yapabilmek, yeteneklerini sergileyebilmek için iyi bir enstrümana sahip olması gerekiyor.

Bu da 40-50 bin dolar demek. Bu kadar parası olmadığı ve olmayacağı için çaresiz elindekiyle yetiniyor.

* * *

Bir gerçek öykü de bizim yokuştan.

Haldun Sevel... Resimli roman çizeri. Ünlü "Ustura Kemal"in yaratıcısı.

Onunla yıllarca aynı gazetelerde çalıştık.

Haldun yeteneğinin karşılığını yaşamdan söküp alamamış bir sanatçı.

Yıllar önce Babıali’yi terk edip denizlerin kucağına attı kendini.

Bir tekne yaptırdı, adını "Maviş" koydu ve denize indirdi.

O gün bu gündür denizlerde...

"Böyledir Denizler Ülkesinde Yaşam" adlı bir kitap yazdı.

Kitapta yaşadığı o güzellikleri, amatör denizcilerin yaşamını, felsefesini anlatıyor.

Kitabının kapağına bakın ne yazmış:

"Tufan Türenç Ağabeyciğim, o mütevazı tekneme sığınıp Akdeniz’e, Gökova’ya kaçalı birkaç yıl oldu... Uzun bir hastalıktan kurtulup hayata yeniden başlamış biri gibiyim... Daha önce nerelerdeydim, zor hatırlıyorum... Migren, tansiyon, kalp sıkıntıları birer birer yok olup gitti... Darısı senin başına... Çok sevgiler, selamlar ağabeyim. Haldun Sevel."

Sevgili kardeşim Haldun, gerçekten akıllı adamsın.
X