Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sanal ahlak olarak çocuk terbiyesi

Elimle koymuş gibi eminim, cumartesi sabahı kalktığımda mahdum bey ekranın önüne çökmüş olacak. Clinton kızın orasını burasını şöyle mıncıklıyormuş veya aşifte hatun Başkan'a şu cins ağız masajı yapıyormuş, benimkisi o müstehcen kitabı baştan sona hatmedecek.Efendim, siz benim sütun başlığı olarak Charles Chaplin'den apartmış olduğum ‘Modern Zamanlar’ serlevhasını kullanmama aldırmayın, aslında kulunuz bazı konularda pek demodedir. Eller Mersin'e gittiğinde tersine gitmem ama eh eller Mersin'e vardığında da ben ancak Antalya civarında pinekliyor olurum.İşte bilgisayar bab'ında hala aynen böyleyim !Örneğin, şu ilk model ‘Windows’da emeklemeye başladığımda herkes çoktan Bill Gates'in ‘Windows - 95’ diye vaftiz ettiği ‘ihtilalci’ programa geçmişti.İhtilalden de ihtilalcilikten de ağzım yanmış ‘inkilap’ı bile üfleyerek tadıyorum, bu ‘Windows - 95’ ancak geçen aylarda makinama yüklendi. Fakat yine geçmiş olsun, o sırada ‘Windows - 98’ vaveylası koptu.Neyse, sisteme biraz ek yapınca artık ben de İnternet'e bağlandım.İtiraf edeyim ki büyük oğlum benden çok daha iyi kullanıyor... ***EFENDİM Allah sizin evlatlarınızı analı babalı büyütsün ama benimkilerin hepsi sırf anneleriyle büyüdüklerinden şimdi on beş yaşına gelen aynı oğlumu ortalama iki ayda bir görüyorum. O da validesinin paşa gönlü olursa...Bu münasebetsiz konuyu açmayalım, bilgisayar kurdu bir zamane çocuğu olan delikanlı İnternet bağlandıktan sonra benimle geçirdiği hafta sonlarında ekran başından ayrılmıyor. Pazartesi sabahına kadar sanal dünyalarda dolaşıyor.Ayda yılda bir kavuşuyorum telefon faturası zerre kadar umurumda değil ama doğrusu anasından papara yiyeceğim diye de ödüm kopuyor.Çünkü kendileri beni daha önce oğlumun bilgisayar önünde ‘avanaklaşmaması’ için uyarmış ve küçükbeyin sanığı olduğu bir vakayı kasten anlatmıştı.Meğer bizimkisi Fransa'ya gittiğinde bu ülkede telefon - bilgisayar arası bir sistem olarak mevcut olan ‘Minitel’ aletinin klavyesine gizliden oturuyor ve 900'lü hatların başka bir türüne tekabül eden numaraları arayarak ‘erotik yazışma’ yapıyormuş. Çapkın, ilk tecrübelerinde sanal kadınlara gidiyormuş.Validesine tabii ki bir şey söylemeye cesaret edemedim ama hiç olmazsa bu konuda babasına çeken oğlumun hergeleliğine için için sevindim.***FAKAT geçen haftasonuna doğru aldı mı beni bir düşünce.Çünkü cuma akşamı yine oğlum gelecek. Oysa aynı akşam Amerika'da ‘Monicagate’ raporu yayınlanacak ve metin derhal İnternet'e düşecek.Elimle koymuş gibi eminim, cumartesi sabahı kalktığımda mahdum bey ekranın önüne çökmüş olacak. Clinton kızın orasını burasını şöyle mıncıklıyormuş veya aşifte hatun Başkan'a şu cins ağız masajı yapıyormuş, klavyeye dokun fareyi tıklat, benimkisi o müstehcen kitabı baştan sona hatmedecek.Peki, her şeye rağmen ergenlik toyluğunu yaşayan çocuk eğer Bill'in elindeki puronun simgesel işlevini sorarsa ben ne cevap veririm ? Kulunuz gibi utangaç bir baba nasıl yüzü kızarmadan erotika sembolizmlerini anlatabilir ?Hadi bunları geçtim, yine eminim oğlum annesine döndüğünde engizisyon papazı Kenneth Starr'ın zırvalarını İnternet'e okuduğunu mutlaka ağzından kaçıracaktır, o zaman kadın telefonu açıp beni haşladığında ne halt ederim ?‘Şimdi de pornografyaya mı alıştırıyorsun’ derse nasıl altından kalırım ?Oğlumu artık iki ayda bir değil iki yılda bir bile göremem...Olacak iş değil, cumadan itibaren İnternet'i devre dışı bırakmam gerek !***NİTEKİM öyle yaptım. Telefon idaresine gidip hattı üç gün kapattırdım.Oğlum geldiğinde de santralda arıza olduğunu söyledim ve seans seans sinemaya gitmesi için yüklü para verdim. Tozdu, dolaştı, döndü.Pazartesi sabahı oğlumu terbiyesi bozulmamış şekilde annesine gönderdim.Fakat ertesi gün telefon hiddetli çaldı ve validesinden ağız dolusu azar yağdı. Ne sorumsuzluğum, ne alargalığım, ne liberalliğim kaldı.Çünkü benim hayta bana sinemaya gittiğini söylerken aslında bir sanal kahveye kapağı atmış ve ‘Monica raporu’nu sayfa sayfa İnternet'ten okumuş.Shakespeare lisanına olan hakimiyeti henüz tam değil ve ‘suçunu’ (!) babaya itiraf etmek istemiyor ya, pazartesi akşamı annesine İngilizce'de belirli bir emme olayını tanımlayan kelimenin karşılığını sormuş. ‘Sen bunu nerde duydun’ diye üsteleyince de paçayı ele vermiş.Büyük oğlumun ahlakı lanet savcı Kenneth'in İnternet raporuyla bozulmuş.***SEVGİLİ okuyucularım kendinizi benim yerime koyun. Baştan beri bilgisayara ihtiyatlı yaklaşmakta ve alargadan almakta haksız mıymışım ? Bilinçaltı refleksle ‘Windows’ karıştırmakta veya İnternet ıskalamakta suçlu muymuşum ?İşte oğlumun aile terbiyesi elden gitti. Ayıp kelimeler sorar oldu.On beş yaşındaki bir çocuk büyücü makinanın yüzünden masumiyetini yitirdi.Sevgili okuyucularım sizden rica ediyorum. Benim gibi sorumsuz, alargacı, liberal ama yine de iyi niyetli bir babaya lütfen akıl verin:Bu bilgisayar masa üzerinde durdukça ve bu İnternet hatta bağlı kaldıkça ben oğlumun ahlakını Monica'nın fettan dudaklarından nasıl kurtarırım ?
X