"Noyan Doğan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Noyan Doğan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Noyan Doğan

Samsun’daki sel felaketi ve popülist politika

DEPREM yıkmasa sel vuruyor, sel vurmasa deprem yıkıyor.

Şu bir gerçek ki, depremden sonra en sık yaşanan ve ciddi kayıplara neden olan doğal afet, sel baskını. Küçük bir araştırma yaptım... Hemen hemen her yıl ortalama 24 sel felaketi yaşanıyor. 2009 yılında İstanbul’da yaşanan felaketi bir kenara bırakıyorum; son 10 yılda yaklaşık 300’ün üzerinde sel afeti yaşanmış ve 443 kişi hayatını kaybetmiş. Daha da eski yıllara uzanırsak, selden dolayı 99 bin kişi evsiz kalmış... Ve araştırmalar gösteriyor ki, sel felaketinden dolayı yıllık ortalama kayıp, 100 milyon doların üzerinde.
Demek ki, neymiş... Bu ülkede hemen hemen her yıl ciddi can ve mal kayıplarına neden olan, ekonomiye de yük getiren büyük bir sel felaketi yaşanıyormuş. Tıpkı, Samsun’da olduğu gibi.
Merak etmeyin, konuyu Samsun’daki sel felaketine getirip de ‘kim suçlu?’, ‘dere kenarına konut yapılır mı?’ gibi konulardan bahsetmeyeceğim. Bunlar yeterince tartışılıp, politika malzemesi yapılıyor, zaten. Asıl bahsetmek isteğim konu başka.
Hatırlayın... Bir ay önce Meclis’ten bazı yasalar çıkarken Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan şu açıklamaları yapmışlardı: “Ekonomik kayıpların giderilmesi için bu ülkede sigorta sistemini yaygınlaştırmalıyız.”
Peki, Samsun’da sel felaketi sonrası yaşanan tablo neydi? Bölgeye giden siyasiler yıllardır sürdürdükleri tutumdan ödün vermeden ‘yara sarma’ edebiyatına sarıldılar. Neden? Çünkü, halkın beklentisi bu.

YARA SARMA EDEBİYATI BİTMEYECEK Mİ?

Felaket sonrası Samsun’da yaşananları televizyonlardan izliyorum... Bir dükkan sahibi, mallarını dışarı çıkarmış, bir taraftan dükkanındaki suları boşaltıyor; diğer taraftan da kendisine mikrofon uzatan haberciye, ‘devletimizin yaralarımızı sarmasını bekliyoruz’ diye, beyanat veriyor. Devlet büyüklerimiz de bunu iyi bildiğinden bölgeye gider gitmez, ‘devlet yanınızda, yaralarınız en kısa sürede sarılacak’ diye, başlıyorlar popülist politikaya.
Nitekim, felaketten birkaç gün sonra da Gençlik ve Spor Bakanı aynı zamanda da Samsun Milletvekili Suat Kılıç, yardımı açıkladı... Hasarlı konut sahiplerine
1 milyon 433 TL ödenecek.
Şimdi soruyorum... Hemen hemen her yıl ciddi maddi kayıplara neden olan sel felaketlerinin yaşandığı bir ülkede; kayıpları gidermenin yolu, devlet yardımı mıdır ve bu durum ne kadar sürdürülebilir? Eğer bu bir devlet politikasıysa... Yani, doğal afetlerin neden olduğu zararları devlet yardımı ile giderme gibi bir politika izlenecekse, buna diyecek bir sözüm yok. Her yıl bütçeye ‘doğal afet zararları’ diye bir kalem eklenir, olur biter. O zaman da kimse kalkıp, ekonomik kayıpların giderilmesi için sigorta sistemi yaygınlaştırılmalı gibi açıklamalar yapmaz.

AFET SİGORTALARI KANUNU BOŞA MI ÇIKTI?

İşin ilginci ne biliyor musunuz? Bugün Samsun’da ‘devlet yaralarınızı saracak’ diyen siyasetçiler, daha 20 gün önce Afet Sigortaları Kanunu adı altında önemli bir yasanın çıkması için onay verip, imza attılar. Siz sanıyor musunuz ki, o yasa sadece deprem sigortasını ilgilendiriyor? Yasa, sigorta sisteminin, deprem gibi sel afetinin de neden olacağı ekonomik kaybın giderilmesinde etkin rol oynamasının önünü açıyor.
Elbette devlet afet sırasında vatandaşına yardım edecek. Ancak bu, yardım olacak... Yara sarma ya da gidenin yerine yenisini koyma şeklinde değil. Onu, sigorta sistemi yapacak. Vatandaş da bu bilinçte olacak. Bu bilincin gelişmesini de yasalara imza atan siyasetçiler sağlayacak. Yani, siyasetçiler, popülist politikaları bırakıp, halka doğru olanı anlatacak.
Daha açık şöyle söyleyeyim... Samsun’daki gibi malı selde giden dükkancı, devletten mal yardımı beklentisi içine girmeyecek. İşletme sahibi de, TOKİ konutunda oturan vatandaş da sigorta yaptırması gerektiğini, zararının da sigorta sisteminden karşılanacağını bilecek. Devletten ise tek beklentisi, vergi ya da sigorta primi ödemelerinin ertelenmesi olacak.

X