« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Şampiyon olacağımı 17 yaşımda anlamıştım

Tam 40 yıl önce Münih Olimpiyatları’nda yüzmede yedi altın madalya kazanarak bir efsane haline gelmişti Amerikalı Mark Spitz (62). Altın madalya rekorunu vatandaşı Phelps’e kaptırdı ama olimpiyat denince hâlâ ilk akla gelen isimlerden. Spitz’i gelecek haftaki İstanbul ziyareti öncesi Los Angeles’ta evinde bulduk ve koyu bir olimpiyat sohbeti yaptık.

Alp ULAGAY-aulagay@hurriyet.com.tr
SON GÜNCELLEME

- Hatırladığınız ilk Olimpiyatlar hangisiydi?
- 1960 Roma olimpiyatları sırasında 10 yaşımdaydım. Ama bu oyunları iki yıl sonra 12-13 yaşındayken duydum. Çünkü daha iddialı bir şekilde yüzmeye başlamıştım ve olimpiyatların önemini daha iyi kavramıştım. 14 yaşımda, Kaliforniya’da Santa Clara Yüzme Kulübü’nün bir üyesiydim. Aynı havuzda antrenman yaptığım 18 yaşındaki Dan Schollander da kulüpteki yüzücülerden biriydi ve 1964 Tokyo Olimpiyatları’ndan tam dört altın madalyayla dönmüştü. Bu da benim için büyük bir ilham kaynağı oldu o yaşlarda.
- Kariyerinizdeki dönüm noktası neydi?
-15 yaşıma kadar bırakın Olimpiyatlar’ı ulusal düzeyde bir şampiyon olma potansiyelimin farkında değildim. Antrenörüm bana “ABD rekoru kırabilecek kadar iyi olduğumu” söylemişti. Gerçekten de 1966’da 100 metre kelebekte ilk ABD şampiyonluğumu kazandım. 1967’nin haziran ayında da 400 metre serbestte dünya rekoru kırdım. Tüm bunlardan sonra olimpiyatlarda başarılı olabilecek kadar iyi olduğuma inanmaya başladım.
- 1968 Olimpiyatları’na büyük bir beklentiyle gittiniz. Altı altın madalya hedefiyle gittiniz ama bir taneyle döndünüz. Ne kadar büyüktü hayal kırıklığınız?
- Örneğin dünya rekortmeni olduğum iki daldan 100 mere kelebekte ikinci, 200 metre kelebekte sonuncu oldum. Tam anlamıyla yıkılmıştım. Bu başarısızlık beni dört yıl sonrası için motive etti. Bu başarısızlığı bir daha yaşamayacaktım. Bu sayede daha sıkı çalıştım, yüzmeye daha fazla odaklandım.
- 1972’de Münih’te yedi olimpiyat şampiyonluğu kazandınız. En zorlusu hangisiydi?
- Bence en zoru yüzdüğüm dört bireysel yarışın sonuncusu 400 metre serbestti. Olimpiyatlardaki altıncı yarışım 100 metre serbestti. Üzerimdeki baskı çok fazlaydı. Üstelik bütün hafta yarışmıştım ve artık yorgundum. Rakiplerimin büyük bölümü sadece tek yarış yüzerek gelmişti havuza. Ayrıca hepsi beni geçen ilk yüzücü olmayı de istiyordu. Buna karşın dünya rekoru kırarak kazanmayı başardım. Yüzme kariyerimi böyle bitirmekten çok memnundum.
- 1972 Olimpiyatları aynı zamanda İsrailli atletlerin uğradığı saldırıyla da tarihe geçmişti. Bir Yahudi sporcu olarak bundan nasıl etkilendiniz?
- Biz yüzücüler olarak şanslıydık. Çünkü saldırı olimpiyatların ikinci haftasında meydana geldi ve bütün yüzme yarışları da bitmişti. Gerçekten şok içindeydik. Bu korkunç bir durumdu. Bir yandan çok gençtim. 18 yaşındaydım ve bu konuda olup bitenle pek de alakalı değildim. Yüzmeme bakıyordum.

PHELPS’İN YENİDEN KONSTANRE OLMASI ZOR

- 1970’lerle bugünkü yüzme arasında ne fark görüyorsunuz?
- Havuzdaki antrenman yoğunluğu ve temposu neredeyse aynı. Buna karşılık havuz dışı antrenman yöntemleri tamamen değişti. Bugün yüzücüler ağırlık ve kondisyon çalışması da yapıyor. Tabii bu kuvvet antrenmanları da daha hızlı yüzmelerini sağlıyor.
- Michael Phelps dört yıl önce sekiz altın kazandı. Bu yıl aynı motivasyonu korumak kolay mıdır?
- Aynı derecede odaklanması kolay değil. Bunun sebebi açık: Büyük başarıya ulaşmamış sporcular için hedefe odaklanmak zor değildir. Ama Phelps öylesine büyük bir başarı elde etti ki yeniden benzer bir hedefe odaklanması çok zor. Geçen haftaki ABD seçmelerinde de bazı dallarda en iyi derecesinin çok altında yüzdü. Bu sebeple Londra’da rakipleriyle çekişmesi heyecan verici olacak.

BOĞAZİÇİ YARIŞLARI

Mark Spitz gelecek pazar İstanbul’da 24. Boğaziçi Kıtalararası Yarışları’nın startını verecek. Asya’daki Kanlıca’dan Avrupa’daki Kuruçeşme’ye 6.5 kilometrelik yarışta yüzücüler yedi farklı kategoride yüzecek, tek çifte ve iki tek dalında da kürekçiler yarışacak.

İSTANBUL’DA DENİZDEYİM

Los Angeles’ta yaşıyorum ve bu aralar en büyük fiziksel aktivitem her gün yaptığım 45 dakika-bir saatlik yürüyüşler. Yüzmeye gelince haftada bir-iki kez havuzda yüzüyorum. Ama gençliğimde bol bol sörf yapmış olmakla beraber açık denizde yüzmeye pek alışık değilim. Yine de İstanbul’da denize atlayıp fotoğraf çektirmek istiyorum.

YÜZMEDE İLERLEMEK İÇİN EN İYİ ANTRENÖRLERİ GETİRİN

- Türkiye birçok sporda ilerleme sağladı. Ama yüzmede aynı ölçüde başarılı değiliz. Bir ilerleme kaydetmek için ne yapmak gerekir?
- ABD 1960’larda yüzmede dünyanın en iyi ülkesiydi. Çünkü hem en iyi yüzücülere hem de en iyi antrenörlere sahipti. Daha sonra birçok yabancı antrenör ABD’de eğitim aldı ve benzer yapıları kendi ülkelerinde de kurdular. Bugün İngiltere, Japonya, Fransa’nın çok başarılı olduğunu görüyoruz. Türkiye’nin yapması gereken de şu: Çok iyi antrenörleri de getirip bir sistem oluşturmak. Buna paralel olarak da iyi sporcuları yüzmeye çekmek. Bu sayede birkaç yılda ilerleme kaydedeceğinizi tahmin ediyorum.


Bunları da Beğenebilirsiniz