Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Şamfıstığı demokrasisi

<B>AZ </B>biraz sabır gösterip lütfen aşağıdaki listeye göz atın: Sidi Buzid Tavuk Üretici Kooperatifi; Kervan Emekli Derneği; Gafsa Oto<B> </B>Kiralayıcıları; Moknin Kadınlar Birliği; Aryana Trafik Kazalarını Önleme Cemiyeti; Bin Arus Bölgesi İlkokul Müfettişleri; Görme Özürlüler Derneği Kef Şubesi; Muhammed Bin Hacı Camii cemaati; Sakyet Satranç Klubü; Manastır Taksi Esnafı; Tinja Mahalli Futbol Klubü; Zarzis Yaz Okulu; Tetuvan Aile Planlaması Derneği; El Batan At Yetiştiricileri; El Gettar Şamfıstığı Şenliği Komitesi...

N'apim Kanarya Sevenler Derneği yoktu ama, liste daha sürüp gidiyor.

Ancak tümünü aktarırsam bana yer kalmayacak, onun için burada kesiyorum.

* * *

EFENDİM, okuduğunuz isimleri Tunus Gazetesi ‘La Presse’den aynen aktardım.

Meğer, yukarıdaki ‘sivil toplum kurumları’ (!) Mağribi ülke Cumhurbaşkanı Zeynel Abidin Bin Ali'nin 2004 seçimlerinde tekrar ‘aday’ olması için kampanya yürütüyor ve taleplerini de basına mektup yollayarak dile getiriyorlarmış.

Bin Ali zaten iki dönemdir başkan ve Tunus anayasası üçüncü defaya izin vermiyor ya, dolayısıyla ‘millet’ yalvar yakar anayasanın değiştirilmesini ve ‘lider’in bundan böyle de iktidarda kalmasını istiyormuş.

Allahım, bu ne sevgidir, bu ne sivil girişimdir, bu ne direkt demokrasidir.

Söylemesi ayıp, gözlerim yaşardı ve dokunsanız ağlayacağım.

Ha gayret ‘El Gettar Şamfıstığı Şenliği Komitesi’, bir de ‘El Gaddar Hurma Festivali Komitesi’ni ikna et ve o da gazeteye bir mektup göndersin ki, Zeynel Abidin Bey'in 2004 seçimlerindeki cumhurbaşkanlığını plebisitle kesinleşsin!

* * *

ŞAKA bir yana, kah ‘dinci’, kah ‘laikçi’ zorbaların tahakkümünde yaşayan biz İslam toplumları gerçek demokrasiye asla kavuşamayacak mıyız?

Bizim kaderimiz totaliter, en azından otoriter yönetimlere mi mahkum?

Çünkü biliyor musunuz ki bu Zeynel Abidin Bin Ali denilen ve ‘laik’liği su götürmeyen diktatör bozuntusu Tunus'u hanidir demir yumruk altında inletiyor.

Kendisine veya familya çevresinde oluşturmuş olduğu oligarşiye en ufak bir eleştiri yönelteni anında yargısız infaz, işkence, zindan bekliyor.

Gazetelerde, radyolarda, televizyonlarda çarşaf çarşaf yayınlanan ‘destek mektupları’ ise müthiş bir sahtekarlığa, hazin bir komedyaya tekabül ediyor.

Fakat hiç kuşku duymayın, ‘El Gettar Şamfıstığı Festivali Komitesi’nin ‘arzusu’ (!) yerine gelecek ve despot sultası 2004'den sonra da sürecek.

* * *

PEKİ, neden Müslüman toplumların ‘kahir ekseriyeti’ böyle yaşıyor?

Niçin, Molla Ömer Afganistan'ından Kral Suud Arabistan'ına ‘dinci’ geçinenlerinde teokratik totalitarizm; Saddam Irak'ından Bin Ali Tunus'una da, ‘laik’ geçinenlerinde sekülarist totalitarizm hüküm sürüyor?

Her iki durumda da hangi gerekçe evrensel demokrasiyi hadım ediyor?

Tamam, zemzem suyuyla en yıkanmışı biz olduğumuz için belki halimize şükredelim ama, elinizi vicdanınıza koyun, sütten çıkmış ak kaşık mıyız?

Doğru, tabii ki askeri darbeler kötüdür ve otoritarizmi kurumlaştırır da, Menderes iktidarı döneminde radyonun hiç durmadan tekrarladığı ‘Vatan Cephesi’ listeleri öz itibariyle Tunus'taki Bin Ali ‘destekçileri’nden farklı mıydı?

Üstelik, kırk küsur yıl sonra ve daha dün zaptiyenin ‘Yeni Şafak’ gazetesini basıp orada karargah kurması, aslında Tunus'un ‘La Presse’sesi gibi ‘sahibinin sesi’ bir borozan medya empoze etmek arzusundan kaynaklanmıyor mu?

Evet evet, şu kesin, kendilerine ister ‘dindar’, ister ‘laik’ sıfatını yakıştırsınlarar, İslam toplumlarının genel olarak moderniteyle; özel olarak da demokrasiyla çok ciddi, çok vahim ve çok travmatik bir sorunu var!

Var ve bunu aşmak için bütün bir din uygarlığı olarak düşünmek zorundayız.

Yoksa, hep ‘El Gettar Şamfıstığı Şenliği Komitesi’ desteğiyle avunacağız!
X