Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Saldırının şifreleri

    Metehan DEMİR
    03.05.2010 - 00:06 | Son Güncelleme:

    TERÖR örgütü PKK’nın Tunceli Sarıyayla Karakolu saldırısını dikkatlice mercek altına almak gerekiyor. Çünkü bu sıradan değil ve perde arkasında uzun süreden beri tasarlanan bir sürecin uzantısı.

    Peki, istihbarat kaynaklarının değerlendirmelerine göre bu saldırıyı nasıl okumalı? Ne, ne anlama geliyor? İşte gözden kaçmaması gereken o yanıtlar:

    * Daha önce PKK’nın kanlı Dağlıca ve Aktütün karakol saldırılarına benzetilse de Tunceli’de olay sınırdan çok içeride gerçekleşti. Yani, bu kez ‘Kuzey Irak’tan gelindi ve yapıldı’ tezi zayıf. Teröristlerin yancı ve gözcülerle 50’den fazla olması sadece sızmalarla değil yurt içinde de göz ardı edilemeyecek etkin bir hareketliliğin olduğunu ortaya koyuyor.

    * PKK, 40’dan fazla ateş açan teröristi ile aslında karakolu tamamen imha etmek istedi. Böylece yurtta umutsuzluk ve şok yaşatmak amacı ile TSK’nın çok fazla kayıp vermesini amaçladı. Gerçekten kahramanca bir savunma ile buna izin verilmedi. Ama bu maalesef önümüzdeki dönemlerde PKK’nın benzer saldırılarda yine bunu deneyebileceği anlamına geliyor. Yani, sınır yakınları ve içinde çok dikkatli olunmalı.

    * Ne kadar önlem alınsa da, bu tür saldırıları tamamen bertaraf etmek imkansız. Ama bu noktada, hâlâ karakollarla ilgili somut adım atılmaması da eleştirilmeli.

    * Öte yandan, mesela 14 Nisan’dan bu yana 15 şehit verildi. Bunun iki katı da yaralı. Giderek tırmanan saldırıları sadece ‘bekliyoruz ve havaların ısınması’ ile tanımlamak da çok acelecilik. Çünkü, PKK, geçen kışın ardından, bu sürede yaşadığı uluslararası baskılar ile demokratik açılım sürecine rağmen halen ayakta ve bu konuda tek muhatap olduğu iddiasını özellikle hissettirmeye çalışıyor. Bunu yaparken hatta bazen BDP’nin bazı isimlerine bile baskı yapmaktan çekinmiyor.

    * Yaygın kanı (hatta Başbakan’ın yakın çevresinin değerlendirmelerinde olduğu gibi), PKK’nın kafasındaki, Anayasa değişikliği, referandum ve demokratik açılım sürecini baltalamak.

    * Ama sadece bununla da sınırlı değil. Çünkü PKK, Türkiye’nin neredeyse bir yıldır gündeminde olan demokratik açılım sürecinde alınabilecek tek muhatabın kendisi olduğunun kanlı duyurusunu yapıyor. Bu durum, Abdullah Öcalan’ın da İmralı’dan muhatap aldırılması ile ilgili üstü örtülü bir dayatmanın ayak sesleri diye de görülebilir. Öcalan’ın bizzat bu süreci perde arkasından yürüttüğü de konuşuluyor. Ayrıca, bir çözüm sağlanması halinde PKK’nın varoluş sebebini de kaybedeceği gerçeği göz ardı edilmemeli.
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı