Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sakız kardeşliği

Geçtiğimiz bayram tatilinde İzmir Çeşme’nin hemen karşısındaki Sakız Adası’ndaki yangını üzüntü ile izledik. Orman yangını olarak başlayarak rüzgarın etkisi ile yayılan facia, adanın ekonomisine de darbe indirebilecek sonuçlar getirdi. Adanın en önemli gelir kaynaklarından sakız plantasyonlarında büyük zararların oluştuğu açıklandı. İki yaka arasındaki yakınlaşmaya bir vesile olmak amacıyla Çeşme Turistik Otelciler Birliği (ÇEŞTOB) Başkanı Veysi Öncel, adada 450 bin sakız ağacının yandığını, bu nedenle 5 bin sakız fidanını en kısa zamanda temin edip, dikmeye hazır olduklarını açıkladı.
Sakız ağacı dikmenin en zor bölümü sakız fidanı temin etme. Çünkü, sakız fidanları kolay kolay yetişmiyor. Sakız adasından, fidan çıkarmak da yasak. Yani istesek de bize vermiyorlar. Bir dostluk ormanı adı altında adada dikeceğimiz fidanları yine biz sadece Yunanlılardan alabiliriz.
Diğer taraftan adanın karşısında ayni iklim ve toprak yapısına sahip “Çeşme’de sakız ağacı yok mu?” sorusu aklınıza gelebilir. Tabii var. Çeşme’de iki sakız ormanı mevcut. Bunlardan biri yıllar önce Ege Orman Vakfı tarafından kurulmaya çalışılan bin 200 ağaçlık orman, diğeri ise özel bir sakız üreticisi firmanın TEMA Vakfı desteği ile kurduğu sakız ormanı. Maalesef bu ormanlardan alınan verim; gerek fidanın niteliği, gerekse ağaçların daha gelişmemiş olması nedeniyle çok düşük. Fidanın niteliğinden kastımız dişi veya erkek olması. Erkek sakız ağaçları verimsiz ve bizdeki stoklar erkek ağaçlardan oluşuyor. Yunanlıların ağaçları ise dişi ağaçlar. Orman fidanlıklarından bol bol fidan alabiliriz, ama maalesef onlar da erkek... Bu arada, önemli bir detayı da vermek isterim. Yanan sakız ağaçlarının köklenmeden dipten kesilmesi ağacın tekrar canlanmasını sağlıyormuş. Yani, Yunanlılar yanan ormanlarını kısa sürede tekrar yerine koyabilirler.

Ormanlarımızdan faydalanamıyoruz
İzmirli sanayici, duayen işadamı Selçuk Yaşar; sık sık yayınladığı kitaplarında ormanlarımızdan nasıl yararlanamadığımızı dile getirmekte. Sakız da bunlara benzer bir hikaye gibi görünüyor. Küçük de olsa ormanlarımız var ama yararlanamıyoruz.
Çeşme bu nedenle ağırlıklı olarak badem ağaçlarına yönelmiş durumda. 1997 yılında Genç Girişimciler Türkiye (JCI) İzmir Şubesi sakız ağaçları ile ilgili bir proje yapmak istemişti. Amaç küçük bir sakız ormanı yaratmaktı. Dönemin Çeşme Belediye Başkanı Nuri Ertan sakız yerine bademe yönelinmesi gerektiği konusunda gençlere yol göstermişti. Aradan geçen 15 yıl sonra Çeşme’nin badem konusunda oldukça yol aldığını, hatta söz sahibi olduğunu görüyoruz.
Sakız ağaçları da aslen Çeşme’nin ananevi bitkilerinden biri. Bugün şarapçılıkta yapılan uygulamaların, sakız bitkisi konusunda da yapılması gerekiyor. Sakız için özellikle türün geliştirilmesi ve verimin artırılarak daha ekonomik seviyelere çekilmesi öncelikli araştırma konuları. Bunu özel sektör desteği ile ‘İl Tarım Araştırma Müdürlükleri’ bünyesinde yapabiliriz. Bölgemizin yeni bir endüstriel tarım ürünü daha kazanmasını sağlamış oluruz.
ÇEŞTOB’un kurmak istediği dostluk ormanına gelince. Bence sakıza kurulacak bir ormanın karşılığı olarak bir dostluk ormanının da Çeşme’ye kurulması için çaba harcamalılar.
Sakız Adası’ndakilerin bunu kabul edeceğini zannetmiyorum.
Fakat evrensel boyutta gerçek dostluğun paylaşmak ve zor günde yardım etmek olduğunu kabul ediyorsak; bu yönde çalışmalarımızı engellere rağmen yılmadan sürdürmeliyiz.
Kimbilir belki birgün dostluk, dayanışma ve işbirliğinin; karşılıklı mücadele etmekten daha yapıcı olduğunu keşfederiz.

 

X