Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Sakın çin çang çong demeyin

    Hürriyet Haber
    11 Kasım 2001 - 00:00Son Güncelleme : 11 Kasım 2001 - 00:01

    İstanbul'da, dünyadaki o bilinen genel imajlarının aksine boynunda fotoğraf makinesi olmayan, şehrin kargaşası içinde koşuşturan Japonlar var. Onlar burada yaşıyorlar. Sayıları 900 civarında. İstanbullu Japonları üç ana gruba ayırmak mümkün. Yarısına yakını Japon şirketlerinde çalışan personel ve aileleri. İkinci grupta üniversite öğrencileri ile kendi işini yapanlar var. Öğrenciler burada çoğunlukla Türk Dili ve Edebiyatı okuyorlar. Üçüncü grupta ise Türklerle evlenen Japon kadınlar bulunuyor. Japonya Konsolosluğu'nun resmi rakamlarına göre İstanbul bölgesinde 768 Japon yaşıyor. Ancak bu geçtiğimiz yılın rakamları. Sayım her sene ekim ayında yapılıyor ve aralık ayında açıklanıyor. Gayri resmi rakamlara ve Japon Birliği'nin tahminlerine göre Japon nüfusu bu sene İstanbul'da 900'ü geçti. Bunların 450-500 kadarı Japon firmalarına tayinle gelenler ve aileleri. İstanbul'da 46 Japon firması bulunuyor. Japon Birliği'ne üye aile sayısı 180. Türklerle evlenip İstanbul'a yerleşen Japon kadınların sayısı da 150-200 civarında. ONLAR İÇİN 3 BAR AÇILDITayinle İstanbul'a gelen Japon aileler, kendi içine kapalı bir hayat yaşıyorlar. Ortalama 4-5 yıl İstanbul'da kalıyorlar. Baba Japon firmasında çalışıyor, anne ev kadını. Çocuklar Etiler'de bulunan Japon Okulu'na gönderiliyor. Bu grup daha çok Etiler, Levent, Ulus bölgesinde ve Alkent'te oturuyor. Türk komşularıyla ilişkileri yok. Hemen hemen hepsi Japon Birliği'ne üye. Kadınların büyük kısmı da Türk Japon Kadınları Dostluk Derneği'nin faaliyetlerine katılıyor. Türk el sanatlarını, yemeklerini öğreniyor, porselen boyama dersleri alıyorlar. Kalan zamanlarında tenis veya kocalarıyla golf oynuyorlar. Türklerle görüşenlerin sayısı yok denecek kadar az. Türkçe bilmiyorlar. İyi kazanıyor ve iyi harcıyorlar. Haftasonları golf oynamaya gidiyor, dışarı çıktıklarında restoranları veya kareoke barları tercih ediyorlar. Japonlar golfe ve kareoke barlara çok meraklı. Onların sayesinde İstanbul'da üç tane bar açılmış. Bunlar Swissotel, Maslak Princess Otel ve Sultanahmet Seul Restaurant'ta bulunuyor. Öğrenciler, kendi işini yapanlar ve konsolosluk çalışanları Ortaköy, Cihangir ve çevresinde oturuyor. Türklerle evli olanların büyük kısmı ise Anadolu yakasında, Bostancı civarında. Bu iki grup daha çok Türklerle görüşüyor. Çocuklarını Türk okullarına yolluyorlar. Türk Japon evliliklerinde tanışma genellikle turistik geziler sırasında oluyor. Eddie Eizo Kawasaki (54)Tarihinizi seviyorumITOCHU Corporation Türkiye Genel Müdürü ve Japon Birliği Başkanı Eddie Kawasaki üç yıldır Türkiye'de yaşıyor. Eşiyle Tarabya'da oturuyorlar. Türk arkadaşları yok, komşularıyla kapıdaki selamlaşmalar dışında görüşmüyorlar. Kawasaki'nin Türklerle sadece işyerinde ilişkisi var. Eşiyle dışarı çıktıklarında çoğunlukla sahildeki balık restoranlarına gidiyorlar. Haftasonları sahilde yürüyüş, spor yapıyor, Kemer Country'ye golf oynamaya gidiyorlar. Kawasaki ilk ziyaretini 1985'te yapmış: ‘‘Bu nedenle atandığımda Türkiye hakkında bilgim vardı. Bir de ben kişisel olarak tarihe meraklıyım. Osmanlı İmparatorluğu, Kurtuluş Savaşı ve Atatürk hakkında çok okudum. Tarihi yüzünden de Türkiye'yi seviyorum. Yemekleri de güzel. Türkiye'nin Japonya'daki imajı Ortadoğu ve Arap ülkeleri gibi. Burada insanların çarşafla ve uzun entarilerle dolaştıklarını sanıyorlar. Japonların pek çoğu Türkiye'de Arapların yaşadığını sanıyor.’’ AYUMİ TAKANO (27)Eve bırakacak biri yoksa gece dışarı çıkmıyorumTürkiye'deki en meşhur Japon. Onu ilk olarak Mazhar Alanson ve Cem Yılmaz ile ‘‘Herşey Çok Güzel Olacak’’ta izlemiştik. Sonra dizi filmlerde ufak tefek roller aldı. Şimdi ‘‘Aşkım Aşkım’’ adlı komedi dizi de önemli rollerden birini üstleniyor. İlk kez 1997'de üç haftalığına Türkiye'ye geldi. Öğrencilik yıllarında yaptığı dünya seyahatinin parçasıydı bu. Japonya'da Radyo-Televizyon ve Tiyatro Bölümü'nden mezun oldu. Lisedeyken bir yandan da mankenlik yapmaya başlamıştı, üniversitede de devam etti. Buradan kazandığı parayla dünyayı gezdi. Yerleşmek için Türkiye'yi seçti, çünkü gezileri sırasında burada uzakdoğulu model olmadığını fark etti. ‘‘Türkiye'ye geldiğim sene hiç Türkçe konuşamıyordum. Hatta 'Herşey Çok Güzel Olacak'ı çekerken de Türkçe bilmiyordum. Oyunculuk yapmak istediğim için Türkçe öğrenmem şart diye düşündüm. İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Bölümü'nde öğrendim Türkçe'yi. Buradaki ajanslara ve dergilere portfolyolarımı gösterdim. Türkçe öğrenip oyunculuğa başlayana kadar da modellik yaptım’’. Geçtiğimiz sezon Sadri Alışık Tiyatrosu'nda Amerikan Hala adlı oyunda da bir rolü vardı. 1999'da Ziya Kürküt'le birlikte 13 bölümlük Show Zamanı adlı bir yarışma programı sundu. Şimdi Aşkım Aşkım adlı dizide aşçı rolünde oynuyor. Aşçılık aslında onun aile mesleği. Babası aşçıydı, annesinin de restoranı vardı. Oyunculuğun yanısıra Akademi İstanbul'da Uzakdoğu Yemekleri dersi veriyor. Bir yandan da Marmara Üniversitesi'nde televizyonculuk üzerine yüksek lisans yapıyor: ‘‘Sokakta Türkçe bildiğimi tahmin edemeyen insanlar arkamdan çirkin laflar atıyorlar. Hem genç bir kızsınız, yabancısınız, onlar da Türkçe bilmediğinizi sanıyorlar. Sanırım ne söylesem ayıp olmaz diye düşünüyorlar. Laf atılınca duymazdan gelmeye çalışıyorum. Ne yapabilirsiniz ki! Eğlenmek için arkadaşlarla sinemaya gidiyorum. Bazen de evde yemek yapıp arkadaşlarımı çağırıyorum. Evim Cihangir'de. Arkadaşlarım daha çok Türk. Akane benim İstanbul'daki tek Japon arkadaşım. Ben Türklerin içinde çalıştığım için çevremde daha çok Türkler var. Honda veya Toyota'da çalışıyor olsaydım ben de Japonlarla arkadaşlık ederdim. Zaten benim mesleğim ve Türkçemin gelişmesi için sadece Japonlarla arkadaşlık etmem çok iyi değil. Eve bırakacak biri olmadığı zaman gece geç saatte sokağa çıkmıyorum. Başıma birkaç defa da kötü şeyler geldi. Birileri hadi gel çıkalım dediğinde beni bırakacak biri var mı diye soruyorum. Ya da taksi tutuyorum. Bir kere çantamı alıp kaçtılar, evime kadar takip edenler oldu. Arkanızdan yaklaşıp sarkıntılık ediyorlar. Ama yine de İstanbul'da yaşamak çok güzel. Güzel olmasa giderim, neden kalayım! Gürültüsü ve kalabalığı hoşuma gidiyor İstanbul'un. Ben Tokyolu'yum, çok sakin bir yerde yaşayamam’’. AKANE (38)Hayatım Japonya’dakine göre daha sakinAkane, soyadı Türkçe telaffuz edildiğinde müstehcen bir hal aldığı için yazıda geçmesine izin vermedi. Altı yıldır İstanbul'da, Ortaköy'de oturuyor: ‘‘Ben Japonya'da stilist olarak çalışıyordum. Çok çalışmaktan üzerimde büyük baskı vardı. Kaçmak istedim. İslam tarihine çok merakım vardı. İlk kez 30 yaşımdayken geldim buraya. Altıncı ziyaretimde kalmaya karar verdim. İşi bıraktım. Çok çalışmaktan hasta olmak üzereydim. TÖMER'de Türkçe öğrendim. Japonya'da kazandığım parayı harcadım. İki yıl sonra Vakko'da modelist olarak işe girdim. Şimdi hayatım Japonya'dakine göre çok daha sakin.’’ Akane dışarı çıkıp, eğlenmeyi seviyor. Etiler hattındaki eğlence yerlerine gitmeyi sevmiyor, sıkılıyor. Beyoğlu'nda kendini rahat hissediyor. İstiklal Caddesi'ndeki M&N Cafe'ye gidiyor sık sık. Müzik dinlemek için Babylon'a gidiyor. Bu aralar Reggae müziğe merak sarmış. O yüzden daha çok siyahların gittiği Riddim'e takılıyor. Şu anda sevgilisi yok ama Türk sevgilisi de olmuş. Yoshiki YamamotoTarkan’ı biliyorumAilesiyle birlikte Türkiye'ye geleli bir yıldan fazla oldu. Sumitomo Corporation'da idareci olarak çalışıyor. Haftasonları Kemer Country'e golf oynamaya gidiyor. İki oğlu var: ‘‘Karım için buradaki hayatın bir miktar sıkıcı olduğunu söyleyebilirim. Türkçe bilmiyor ama kursa gitmeye başladı. Japonya'da İngilizce eğitimi eskiden pek iyi değildi. O yüzden pek çok Japon çok iyi konuşamaz. Bu da büyük bir problem.’’ Etiler'de oturuyor, komşularla pek fazla görüşmüyorlar. Geceleri dışarı çok fazla çıkmıyorlar. Sinemaya da gidemiyorlar çünkü İngilizce filmleri anlamıyorlar. ‘‘Ben haftasonları otomobil kullanmaktan hoşlanıyorum. Kilyos, Şile gibi civardaki kasabalara, Bostancı'ya gidiyoruz. Japonya'da kareoke barlar çok popülerdir. Burada da birkaç tane var ama pahalı. Türk şarkıcılardan sadece Tarkan'ı biliyorum. Alışverişi büyük marketlerden, bakkallardan ve mahalle pazarlarından yapıyoruz.’’ Michiru Taşçıoğlu (32)Taksiciler bir garip, işimi, maaşımı hatta babamın işini soruyor, ona ne?Michiru beş yıldır İstanbul'da yaşıyor. Tokyo'da turizmcilik yapıyordu ve ilk kez işi nedeniyle geldi. Kocası Murat o zamanlar İstanbul'da Japonca rehberlik yapıyordu, onunla tanıştı. İş arkadaşlığı zamanla aşka dönüştü. 4 yıl sonunda evlenmeye karar verdiler. ‘‘Murat Japonya'ya gelse iş problemi olacaktı, o yüzden ben geldim. Bebek doğana kadar Japonca öğretmenliği yapıyordum. Ailem bir Türk'le evleneceğimi duyunca çok şaşırdı. Arkadaşlarım başımı kapatacağım sanıyorlardı. Japonya'ya Türkiye hakkında çok sık haber gelmez, geldi mi de PKK terörü, Hizbullah falan gelir. Türkçe'yi evlendikten sonra TÖMER'de öğrendim. Evde şimdi kızımla Japonca, kocamla Türkçe konuşuyorum. Trafiğe ilk çıktığımda çok korktum. Kimse sinyal kullanmıyor. İstanbul'da taksiciler de bir garip. Bindiğimde şoför babamın işini soruyor bana. Çalışıp çalışmadığımı, ne kadar maaş aldığımı öğrenmek istiyorlar. Benim babamın işiyle onun ne alakası var? Sokakta insanlar dönüp dönüp bakıyor, arkamdan çin çan çong falan diyor. Kızım Mina doğmadan önce çok geziyorduk ama artık zamanımız daha çok evde geçiyor. Eskiden She'ye, Roxy'e giderdik. Bu ev gündüzleri tamamen Japon. Akşamları yarı Türk, yarı Japon oluyor. ’’ JAPON BİRLİĞİJapon Birliği İstanbul ve çevresinde yaşayan Japonlara yardımcı olmak amacıyla kurulmuş. Tüm Japonlara açık. İstanbul'da faaliyet gösteren Japon firmalarından her sene biri Japon Birliği'nin başkanlığını yürütüyor. Bu sene başkanlık sırası Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün yapımını da üstlenen ITOCHU adlı firmada. Tayinle gelen Japonların hemen hemen hepsi buraya üye. Ancak Türklerle evli olanlar veya öğrenciler pek üye olmuyor. Üyelik ücreti yıllık 50 dolar. İstanbul'da eski olanlar yenilere iyi restoranları, nereden alışveriş yapılacağını, Türk adetlerini öğretiyor. Her ay bir toplantı düzenliyorlar. Japon Birliği'inin yazın Boğaz gezisi, piknik organizasyonları oluyor. JAPONCA BASINİstanbul'da Japonca yayımlanan bir dergi ve bir gazete var. Derginin adı Bir Başka İstanbul. Japon Kültür ve Enformasyon Merkezi tarafından hazırlanıyor. 32 sayfa dergi üç ayda bir yayımlanıyor. Beş bin adet basıyor, fiyatı beş milyon. Gazetenin adı ise Tonde İstanbul. Yayın hayatına 5 Eylül'de başladı. Aylık olan gazete, İstanbul, Ankara ve İzmir'de ücretsiz dağıtılıyor. Sayfalarında her iki ülkeye ait haberler, röportajlar ve şehir rehberi yer alıyor. Gazete adını eski bir Japon şarkısından alıyor. Bundan yaklaşık 20 sene önce Mayo Shono tarafından söylenen bir şarkı Tonde İstanbul. Tonde Japonca'da sıçramak demek. Şarkı İstanbul'a gitmekten, şehrin aşıklar için bir cennet olduğundan bahsediyor. ŞEHİRDE JAPON MUTFAĞIJapon restoranlarının sayısı hızla artmış gibi görünse de aslında çoğalan sadece sushi barlar. Başka ülke mutfaklarının restoranları bile popüleritesinden faydalanmak için bir de sushi bar hazırlıyor. Restoranların ve sushi barların sayısı toplam 15 civarında. Ama yüzde yüz Japon yemeği yapan restoranların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Mönüsünde 200 çeşit Japon yemeği bulunan Udonya ve Swissotel'deki Miyako bunların en ünlüleri.
    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı