Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sakat TÜBİTAK’la maratona çıkmak

BASİT ve sıradan soru Başbakan Erdoğan’a ait. Basit ve sıradan soruya verilen yine sıradan yanıt YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç’e ait.

Ama, soran ve yanıtlayan sıradan olmadığı için, diyalog önem kazanıyor. Ayrıca, AKP’nin hukuk anlayışını sergilemesi açısından ibret verici. AB açısından ise, rahatsızlığa yol açabilecek bir durum.

Geçenlerde Çankaya’da bir resepsiyonda Başbakan Erdoğan, YÖK Başkanı Teziç’e ‘nasıl gidiyor’ gibi genel bir soru yöneltiyor. Soruyu Prof. Teziç, hukukçu kimliği ile yorumluyor ve aynı doğrultuda yanıtlıyor: ‘Kötü gidiyor’.

Kötü giden ne?..

GERİ ADIM ATMAK

Başbakan kötü gidenin ne olduğunu merak ettiğinde, Prof. Teziç:

‘TÜBİTAK iyi gitmiyor. Orada yargı kararı var, ama siz o yargı kararını uygulamıyorsunuz.’

Başbakanın buna yanıtı hukuk anlayışının sefaleti:

‘O kararı uygularsak, geri adım atmış oluruz.’

Yani, yargı kararlarını uygulamak, geri adım atmakla eş anlamlı. Yönetimin yanlışını düzeltmesi, geri adım atmak demek. Çok çağdaş bir yorum!..

İPTAL VE DURDURMA

TÜBİTAK, durup dururken neden gündeme geliyor?.. İki nedenle. İlki, hukuki bir sorunu var.

AKP Hükümeti geçtiğimiz aylarda TÜBİTAK yönetimini değiştiriyor, yeni üyeler atıyor. O tarihte geniş yankı uyandıran atamaları İdare Mahkemesi iptal ediyor.

Ama, bu arada hükümet yeni bir TÜBİTAK Yasası çıkartıyor. Atamaları bir anlamda İdare Mahkemesi tasarrufundan kaçırıp, yeni yasanın çerçevesine oturtuyor. Ancak, Anayasa Mahkemesi yasayla ilgili yürütmenin durdurulmasına karar veriyor.

Dolayısıyla, TÜBİTAK Yönetimi şu anda, yürütmesi durdurulmuş, aynı zamanda İdare Mahkemesince iptal edilmiş bir karara dayanarak işbaşında.

Prof. Teziç’in dile getirdiği kötü gidişin kaynağı bu hukuksuzluk.

20 EKİM SIKINTISI

Ne var ki, bu konu bizim kendi iç işimiz olmanın ötesine taşıyor. TÜBİTAK’ın gündeme gelişinin ikinci nedeni de bu.

20 Ekim’de AB ile görüşmeler başlıyor. İlk görüşme bilim, araştırma ve eğitim alanında. Bu alanlarda 20 Ekim’de Türkiye’yi temsil edecek kurumlar arasında Milli Eğitim Bakanlığı ile YÖK’ün yanı sıra, TÜBİTAK da var.

Yani, 20 Ekim’de biz AB’nin karşısına hukuki durumu tartışmalı bir TÜBİTAK’la çıkıyoruz.

Gong çalıyor, masaya oturuyoruz, daha otururken ev ödevi mürekkep dökülmüş defter gibi. Ya da maça sakat sakat çıkmak gibi. Hatta, maça değil, görüşmeler yıllar alacak bir süreç olduğuna göre, maratona sakat çıkmak gibi. Daha ilk metrelerde yerlerde sürünmekten farksız.

Artık sağır sultan bile biliyor ki, hukukun üstünlüğü, hangi konu görüşülürse görüşülsün, AB’de vazgeçilmez kriterlerden biri.

Elin oğlu masaya otururken bizimkilere sorsa, ‘temiz kağıdın var mı’ diye, ne yanıt verecekler?..

PROF. YETİŞ’İN GÖRÜŞÜ

Bu hukuka aykırı durumu TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Nüket Yetiş’e soruyorum. Önce telefonda yanıtlıyor, sonra e-mail gönderiyor. Prof. Yetiş:

‘İdare Mahkemesi atamaları iptal etti ama, arkasından yeni bir yasa çıktı. Bilim Kurulu yeni yasaya göre oluştu. Karar geriye işlemeyeceğine göre, iptal geçersiz.’

Ya Anayasa Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararı?.. Prof. Yetiş:

‘Doğru, Anayasa Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararı var. Şimdi esastan kararı bekleniyor. Biz görevdeyiz, ancak işleyen bir hukuk süreci de bulunuyor.’

Mesele de zaten bu. İşleyen bir hukuk süreci varken, AB karşısında masaya sakat sakat oturmak.

Başbakan Erdoğan sık sık, ‘AB’nin bir zihniyet değişimi olduğunu’ tekrarlıyor. Nerede o değişim?.. Arıyorum, bir türlü bulamıyorum.
X