"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Şairin 70 yıllık 'Arz-ı Hal'i

Doğan HIZLAN

Şair Turgut Uyar'ın doğumunun 70'nci yılı dolayısıyla bugün bir anma günü düzenlendi.

İyi şairlerin, zaman zaman unutkan toplumlara hatırlatılması, bütün yazarların, özellikle edebiyat eleştirmenlerinin asal görevlerindendir.

Üç aylık şiir dergisi Ludingirra, Turgut Uyar Dosyası hazırladı. Dergide, onun şiiri üzerine eleştirmenlerin, incelemecilerin yazılarında, şiirine değişik yorumlar getiriliyor.

Sanırım, Turgut Uyar'ın şiirinin okunurluğunu korumasının gerekçelerini bu özel dosyada bulabilirsiniz.

***

Türk şiirinin önemli, kendine özgü, yalnız bir şairidir.

İnce, solgun sarı yüzü, mavi gözleri, çekingenliği. Bir şairin maddi ve manevi fizyonomisine yakıştırdığım bütün unsurların toplamı. O, bir şairin fizyonomisine uygun tesbitler gibi gelir bana.

Şiiri, sadece şiir için kullandı, böylece içine hayatın bütünü giridi. Aşkından cinselliğine, devriminden darbelere kadar.

'Ben' yazısından bir bölüm alacağım buraya. Gene Turgut Uyar'ı en iyi anlatan kendisi:

‘‘Ben hep sıkıntılıyım. Yani bir adamın canı sıkılır, o benim.

.........

Ne söylenmişse ve ne söylenmemişse, ne yapılmışsa ve ne yapılmamışsa, ne düzeltilmişse ondan sıkılan biri. Belki, söylenmemişin, yapılmamışın ve düzeltilmemişin telaşı içinde biraz. O kadar. Ve sıkıntılı. Ve sıkıntılı.

..........

Ben, kutsal bir bahaneyim, belki de bir sığınağım kendime.’’

Her eleştirmenin bir şairi vardır. Nurullah Ataç, ödül kazanan 'Arz-ı Hal'le şiir üzerine bilgisinin ve zevkinin sınamasını gerçekleştirdi. Ona iyi şair diyenleri hiç yanıltmadı.

***

O da şiirin bütün büyük ustaları gibi, ünün ve ustalığın üzerine oturmadı. Şiirinin rantını yiyen tesadüfi şairlerden değildi.

'Türkiyem'den 'Dünyanın En Güzel Arabistan'ına, 'Divan'dan 'Büyük Saat'e kadar, şiiri çeşitli biçimlerde algılamanın unutulmaz örneklerini yazdı.

Şiirin kutsallığına taptığından olsa gerek, başka alanlara uzanmayı bir ihanet saydı.

Dünyayı şiirle algılayan bir kuşaktandı. Aynı yazdıkları ve hayatları gibi. Büyük bir imgeydi şiiri ve hayatı.

Şiiri hiç bir zaman bağırmadı, en güzeli, zaman zaman en toplumsalı söyledi. Şiirini yüzeysel yorumlayanlara diyecek bir şeyi yoktu.

Türk şiirinde kabalığı bilmeyen, incelikli bir şiirin okuruna seslendi.

Sanmayın ki böyle şairler hep az okunur, unutulur. Aksine, okuru çoğalan şairler bu tür şairlerdir.

Genç kuşağın sevdiği, okuduğu şair olma mertebesine ulaştı.

İkinci Yeni, her şeyden ve insandan azade bir şiir değildi. Turgut Uyar'ın şiiri bu iddiamın tanığıdır.

'Acının Coğrafyası'ndan bir kaç dize noktalasın onun üzerine yazımı:

‘‘çığlığım uzun uzun kalır içimde/yani güller giyinmiş bir adam nerde ben nerde/rüzgar bir dirimi dört yöne bölerken tepelerde/ve gece duruşmasından yeni çıkmışken/sabahın terazisi eksik tartar gölgemi.’’

X