Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Şahsi notlarım

Geçen gün gittim Çorlulu Ali Paşa Medresesi’ne...

Öyle bozulmuş ki sormayın.
İçeride kesif duman yok.
Nargilenin babaları terk etmiş ortamı.
Dışarısı aşırı turistik bir hale gelmiş, hanutçular sarmış dört bir tarafı.
Mustafa Kutlu yok... Hüsamettin Arslan yok.
Kimsenin “Epistemik Cemaat” falan taktığı yok.
Dışarıda soğuktan titreyerek nargile çekmeye çalışan yeni yetmeler...
İçerisi ise bomboş...
Yıllardır oranın demirbaşı garsonlar bile hüzünlü... Ağızları bıçak açmıyor...
“Keşke gitmeseydim” dedim...
*
Televizyonda zap yaparken birden TRT 1’de durdum.
Baktım: Ajda Pekkan ile Sezen Aksu düet yapıyorlar, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da huşu içinde seyrediyor.
Aklımdan geçenleri yazmak istemiyorum.
Sadece şunu söyleyip geçeceğim:
Demek ki Ahmet Özhan’la buraya kadarmış...
*
Bizim camianın kitap ve yayıncılık piyasasını takip etmek için, İstanbul’da “Beyaz Saray” denilen pasaja gitmek gerekirdi eskiden.
Kitapçılar Çarşısı, Beyazıt’ta Mesut Yılmaz’a ait olan bir binanın bodrum katında hizmet veriyordu.
Sonra Yılmaz Ailesi, oradan çıkardı kitapçıları...
Onlar da toplu olarak yine Beyazıt’ta Büyükşehir Belediye binasına daha yakın bir başka binanın alt katına taşındı.
Geçen gün oraya gittim...
Piyasanın nabzını tutmak için.
Eskiden dergilerin egemenliği vardı, küçük ve radikal yayınevleri fazlaydı, çeviri kitaplar daha çoktu...
Şimdi ise büyük ve popüler yayınevleri ortama hakim olmuş... Radikal kitapların yenileri çıkmaz olmuş... Dergiler desen hepsi mevta...
Sanırım “AK Parti iktidarının İslami yayıncılık alanındaki etkileri” diye kapsamlı bir saha araştırmasının vakti geldi de geçiyor.
*
Ömer Lütfi Mete’ye ben de Allah’tan rahmet diliyorum.
Ve özellikle onun kaleme aldığı, bugünlerde de dikkatle okunması gereken “Hacıyağı ile Parfüm Arasında” adlı kitabını hararetle tavsiye ediyorum.

İmam-hatipte aşk

Hülya Avşar ve Nurseli İdiz, Habertürk’te bizim Esra Elönü’ye sormuşlar:
“İmam-hatipte aşk var mı?”
Esra kardeşim bu soruya ne cevap verdi bilmiyorum ama üstüme vazife edinip ben de bir cevap vermek isterim.
Evet, Hülya Hanım ve de Nurseli Hanım...
İmam-hatipte aşk vardır.
Onlar da gizli şiirler okurlar.
Onlar da hayallere dalarlar.
Onlar da göğüslerinde bir sancı duyarlar.
Onlar da mektup atarlar, iki kelam etmek için yanıp tutuşurlar, platonik takılırlar, ileri giderler, geri çekilirler...
Onlar da yemeden içmeden kesilirler...
Onlar da aşk filmlerinin kahramanları gibi hayal ederler kendilerini...
Onlar da bazen masumiyetlerini yitirirler...
Onlar da bazen “aşk” ile “şehvet”i birbirine karıştırırlar...
Onlar da “Dikkat: Şehvet” uyarısı alırlar.
Onlar da aldatırlar, aldatılırlar.
Onlar da ihanetin yakıcı sınavından geçerler...
Kısacası...
Hülya Hanım... Nurseli Hanım...
Sizin “Aşk var mı aşk?” sorunuz...
“Siz de yemek yiyor musunuz?” sorusu kadar boş ve saçma bir sorudur...

Cem Yılmaz’ın ilk politik göndermesi

“Yahşi Batı” filminin fragmanını seyrettim. İştahım kabardı. Yine güzel bir iş çıkarmış Cem Yılmaz.
Ve yine hiçbir masraftan kaçınmamış. Ama fragmandan öğrendiğim bir şey var: Cem kardeşimiz, ilk politik göndermesini de yapmış.
Nereden öğrendi bilmiyorum ama bizim camiada “Batı’nın iyi yanlarını alalım” şeklinde bir geyik var... İşte o geyiğe gönderme yapıyor.
Filmdeki replikler şöyle:
- “Batı hayranlığı başladı!”
- “Oğlum Batı’nın iyi yanlarını alacan...”
Başbakan Tayyip Erdoğan bir ara “Biz Batı’nın ahlaksızlığını aldık” demişti ya...
Ona da bir gönderme var bu espride...
Sanırım en iyisi filmin vizyona girmesini beklemek...

Murat Ülker yıktı perdeyi

Ülker’le ilgili “muhafazakâr sermaye” geyiği nereden çıkmıştır bilmiyorum.
Baba Sabri Ülker’in mütevazı bir yaşam sürmesinden mi?
Ülker’in bazen İslami yayın organlarına reklam vermesinden mi?
Yoksa...
Bu bir yanıltıcı imaj mı? Gerçekten bilmiyorum.
Ama bildiğim bir şey varsa o da şudur:
Murat Ülker, Ülker’i bu tür tartışmaların dışına çıkarmayı başardı.
Hem de çok kısa bir sürede...
Artık “Ülker” dendiğinde kimsenin aklına “muhafazakâr sermaye” gelmiyor.
Peki ne yaptı Murat Ülker?
Politikadan uzak durdu, herkesle diyalog kurdu, medyaya kendini doğru anlattı, ilgi alanını çeşitlendirdi, klasik müzik konserlerine de, sporun değişik kollarına da sponsor oldu.
Ve en önemlisi Türkiye’nin göğsünü kabartacak uluslararası açılımlar yaptı.
Şimdi de resim piyasasını afallatan bir çıkışla ünlü ressamımız Burhan Doğançay’ın “Mavi Senfoni” adlı her bakışta insana değişik hayaller kurdurtan tablosunu 2 milyon 200 bin lira gibi rekor bir fiyata satın aldı.
Kısacası Murat Ülker bu işi biliyor.

Said-i Nursi ve İskilipli Hoca’yı da unutmayalım

Onur Öymen vesilesiyle Dersim’in başından geçen talihsiz olayları konuşup tartışmak güzel.
“Mezarı bile olmayan Seyit Rıza” cümlesinin çokça söylenmesi hoşuma gidiyor.
“Seyit Rıza’nın mezarı bulunsun” talebini de haklı buluyorum.
Ama sadece Dersim’den, sadece Seyit Rıza’dan söz etmekle yetinmemeliyiz.
Mesela...
Said-i Nursi’yi unutmayalım.
Bütün bir hayatını sürgünde geçirmiş, fikirlerini ifade etmesi suç sayılmış bir düşünürdür Said-i Nursi.
Ve öldüğünde 27 Mayıs darbesini yapanlar, onun cenazesini bilinmeyen bir yere gömmüşlerdir.
Yani “Said-i Nursi’nin mezarı bulunsun” talebi de son derece anlamlı ve yerinde bir taleptir.
*
Belki bir talep de İskilipli Atıf Hoca için dile getirilmeli.
Cumhuriyet döneminin başında şapka devrimine muhalefet eden “Frenk Mukallitliği ve Şapka” adlı bir risale yazmıştır Atıf Hoca...
Ve bu küçük kitap yüzünden İstiklal Mahkemesi’nde yargılanıp idam edilmiştir.
Mesut Uçakan yıllar önce “Kelebekler Sonsuza Uçar” adlı bir film çekip, İskilipli Atıf Hoca davasını gündeme getirmeye çalışmıştı.
Haluk Kurdoğlu’nun İskilipli’yi canlandırdığı film, epey tartışma konusu olmuştu.
Son günlerdeki gelişmelerden cesaret alarak diyorum ki, İskilipli Atıf Hoca Davası da tozlu raflardan indirilse keşke...

Gözden düşenler - Göze girenler

AHMET ALBAYRAK gözden düştü, AHMET ÇALIK göze girdi...

AHMET TAŞGETİREN gözden düştü, FEHMİ KORU göze girdi...

ETHEM SANCAK gözden düştü, FETTAH TAMİNCE göze girdi...

İslami kesimde Modalar Demodeler

DEMODE Sohbet halkaları oluşturmak...
MODA “Flashforward” dizisini izlemek...

DEMODE İskender Pala’yı övmek...
MODA İskender Pala’ya çakmak...

DEMODE İHL Sözlük’teki türbanlılar...
MODA Twitter’daki türbanlılar...

DEMODE Suat Kılıç...
MODA Ömer Çelik...

DEMODE Ahmet Taşgetiren...
MODA Abdurrahman Dilipak...

DEMODE Yedi İklim...
MODA İzdiham dergisi...

 

X