Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Sahnede gerilim var

    Savaş ÖZBEY
    26 Ekim 2003 - 22:36Son Güncelleme : 26 Ekim 2003 - 22:36

    Muhittin'le Geçen Şen Günlerim ve ardından Olağan Mucizeler'le rüştünü ispatlayan Açık Tiyatro, yeni oyunu Katil Uşak'la izleyicinin karşısında.1,5 yıl önce kurulduğundan bu yana uzun bir yol kat eden grup, ocak ayında Londra'nın en prestijli salonlarından Arcora'da bir ay boyunca oyun sergileyecek.

    Lale Mansur ve Kubilay Tuncer'le Açık Tiyatro ve gerçek bir unpugged gerilim olan Katil Uşak üzerine konuştuk. Oyun hafta sonları Akatlar Kültür Merkezi, salı günleri Moda Oyun Atölyesi'nde perde açacak.

    - Katil Uşak nasıl doğdu? Hikayesi nedir?

    Turnedeydik, Lale ‘‘Neden benim oynayabileceğim bir şeyler yazmıyorsun’’ dedi. Aklımda bu ikizlerin öyküsü netleşmeye zaten başlamıştı. Bu şekilde ete kemiğe bürünmeye başladı.

    Lale Mansur: Evet hep erkek rolleri yazıyordu. Ben de başında boza pişirdim. 17 Nisan'da oyunun başına oturdu. 17 Mayıs'ta oyun hazırdı. Antalya'da otel odasına kapandı. Perdeleri çekip, kapıyı kilitleyip günde 18 saat çalıştı.

    - Biraz adrese teslim bir oyun olmuş o zaman. Oyun neredeyse son dakikasına kadar ‘Katil kim’' sorusu etrafında dönüyor. Peki daha önce aynı oyunda iki ayrı karateri canlandırdığın olmuş muydu?

    Lale:
    Hayır, olmamıştı. Bu hep istediğim bir şeydi benim. Müthiş zevkli. Üstelik ikizlerden biri benim daha önce hiç oynamadığım bir roldü.

    Kubilay: Evet bu oyunu Lale'yi düşünerek yazdım ama ‘‘ona göre bir rol’’ yazmadım. Ben oyunu yazdım.

    - Oyunu izlerken aklıma The Others filmi geldi. Sürprizleri seviyor musunuz? O filmi görmüş müydünüz?

    Kubilay:
    21. yüzyılda kıskandığım tek adam o. (Alejandro Amenabar) Kıskanmak da değil gıpta ettiğim bir adam o. Ama sorduğun oysa, yazdıklarımda esinlendiğim biri değil. Ben de herkes gibi sadece kendimle yarışıyorum. Beyaz kağıt sırat köprüsü gibi. Karşısına geçtiğinde sana yardım edebilecek kimse yok gibi geliyor bana.

    Lale: Açık Tiyatro da zaten bu sayede kimliğini bulmaya başladı. Aynı hayalleri paylaşan insanlardan oluşan, kendi yazarlarını, oyuncularını, yönetmenlerini yetiştiren bir aile olmak istiyoruz. Gelen de içimizde kalıyor zaten.

    - Kim mesela?

    Kubilay:
    Mercan Dede gibi. En büyük şansımız da bugüne kadar birlikte çalıştığımız rejisörler. Mehmet Ergen, Orhan Mümtaz Taylan ve Katil Uşak'ta Şakir Gürzumar.

    Lale: Bir ara düşündük gruba İngilizce isim versek herhalde ‘‘No Ego Productions’’ olurdu diye. Çünkü bu ailede kimse kendini düşünmez, herkes yaptığı işle var olur.

    -Açık Tiyatro'nun sırrı bu mu?

    Lale:
    Evet iki altın kuralımız var: 1. Mücadele var, stres yok. 2. Ne ağlarız, ne yağlarız.

    Kubilay: Çünkü irrasyoneli zorluyoruz. Bu sahne için olduğu gibi maddi konularda da böyle.

    -Anlamadım..

    Lale:
    Sponsor yok mesela. N'apalım yoksa yok. Işık mı lazım? Yazıyoruz çekleri! Sonra bir şekilde öderiz diye düşünüyoruz.

    Kubilay: Bizim bilet satışından başka gelirimiz yok. Geleni de yine prodüksiyona yatırıyoruz.

    -Olağan Mucizeler Londra'da da oynadı. İngilizce yazabilen bir yazar, alınan İngilizce diksiyon dersleri, vs.. Nedir bu yurtdışı merakı?

    Lale:
    Türkiye'de yapılmayan bir şeyi deniyoruz. Burada sahnelediğimiz oyunu dünyanın en prestijli yerlerinde de sergileyebilmek istiyoruz. Ama sanatçı namusumuza sadık kalarak. Burada ne yaptıysak sadece İngilizce'ye çevirerek. Orası için özel hiçbir şey yapmadan, özel olan bir şey varsa onu Türk seyircisine de layık görerek.

    Kubilay: Anadolu kaplanı dedikleri şey gibi. Burada ürettiğin bir şeyi Avrupa'ya satabilmek. Aslında bu ilgisizliği de çok anlayamıyoruz. Biz Edinbourg'a gittik, sonra geldik dedik ki: ‘‘Bu iş orada nasıl dönüyor çözdük, bağlantılar nasıl kuruluyor, bunlar bizde mevcut.’’ Ne bir prodüktör, ne bir tiyatro öğrencisi... Kimse gelip bize sormadı ‘‘Nasıl giderim oraya’’ diye.

    -Yeni yurdışı projesi var mı?

    Lale: Bu çok yeni oldu. 6-23 Ocak arasında Olağan Mucizeler Londra-Arcora Tiyatrosu'nda İngilizce olarak sergilenecek. Arcora, 4 yılda iki kez Peter Brook ve iki kez de Time Out ödülü kazanmış, Edinbourg'da Oper Tiyatro of İstanbul olarak yer almıştık. Bu kez misafir topluluk da değiliz ve kendi adımızla yani Açık Tiyatro olarak yer alacağız.

    LALE MANSUR

    İstanbul Devlet Konservatuvarı Bale Bölümü mezunu. 18 yaşından itibaren İstanbul Devlet Balesi'nde başrol oynadı. 12 yıl önce oyunculuğa başladı. Los Angeles'ta Eric Morris ve Londra'da Peatsy Rodenburg'tan tiyatro ve diksiyon dersleri aldı. Altın Portakal kazandığı ilk filmi Düş Gezginleri'nin ardından aralarında Amerikalı ve Nihavent Mucize’nin bulunduğu 6 filmde rol aldı. Yorgun Savaşçı, Artiz Palas, Samyeli, Çatısız Kadınlar, Nasıl Evde Kaldım için de kamera karşısına geçti.

    KUBİLAY TUNCER

    1969 doğumlu. ODTÜ Psikoloji Bölümü mezunu. Aynı üniversitede bilim felsefesi yüksek lisansı yaptı. İspanyolca'nın yanı sıra oyun yazabilecek kadar İngilizce biliyor. İlk oyunu Hanrico'nun Peşinde'yi 18 yaşında yazdı. Bu oyun Liverpool'da oynadı. Apocrifa adlı bir şiir kitabı var. Toplu oyunları Can Yayınları'ndan çıktı. 2002'de ‘‘En İyi Yazar’’ dalında Afife Jale Tiyatro Ödülü'nü aldı.
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı