Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Şahinkaya F-18’leri Kıbrıs için istiyordu

Emekli büyükelçi Yalım Eralp'in dün büyük yankılar uyandıran ‘‘Rüşvet belgelerini kuryeyle yolladık’’ sözlerine dönemin Devlet Başkanı Kenan Evren açıklama yaptı. Kenan Evren, arkadaşımız Yener Süsoy'a ‘‘Mektubu gayet iyi hatırlıyorum. İçinde hiçbir delil yoktu’’ dedi.Evren paşa, dün sabah Marmaris'teki evine gitmek için Ankara'dan Dalaman'a uçarken Hürriyet'teki haberi satır satır okudu. Armutalan'daki evinin kapısından içeri girer girmez ‘‘Bana gelen o mektubu gayet iyi hatırlıyorum’’ dedi. Salonda bir küçük tur attıktan sonra soluksuz devam etti:‘‘New York Büyükelçisi Şükrü Elekdağ'ın imzasını taşıyan mektup, bana Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Üruğ'dan geldi. Mektubu saklamadağım için sana gösteremiyorum, ama mektupta hiçbir delil gösterilmiyordu, sadece dedikodular vardı. Ayrıca yine o mektupta Tahsin Şahinkaya'nın ismi de geçmiyordu. Yani kendisini doğrudan suçlayan, onu hedef alan bir şey yoktu. Böyle bir şeyden dolayı ben kimi, nasıl mahkemeye verebilirdim? Onun için üzerine bir işlem yapmadım, yapılacak bir şey yoktu.UÇAĞI KURUL SEÇTİPeki, kim, kimler ve ne amaçla çıkarıyor bu iddiaları? Hani ateş olmayan yerden duman çıkmazdı?- Biz uçak yapımı için ihaleye çıktık. Fransa'nın Mirage'ı, İngiltere'nin Tornado'su, Amerika'nın F-16 ve F-18'leri bu ihaleye girdi. Bizim şartımız şuydu: Bu uçaklar Türkiye'de imal edilecek ve teknolojisi de bize verilecekti. Bu şartlarımıza Fransa ve İngiltere razı olmayınca elendiler. Geriye F-16 ve F-18'ler kaldı. Acaba bunlardan hangisi olsun diye çok düşünüldü. Çift pilotlu, uzun menzilli F-18'ler mi, yoksa tek pilotlu F-16'lar mı? Bunu değerlendirmek için rakamı hatırımda değil ama, 15-16 kişilik bir kurul teşekkül edildi. Milli Savunma'dan, Hava Kuvvetleri'nden, Genelkurmay'dan, üniversitelerden uçakla ilgili teknik adamlardan bir kurul. Bu kurulun içinde Hava Kuvvetleri Komutanı yok. Bunlar kendi aralarında toplandı ve sonunda seçimlerini yaptı. Aldıkları kararlar en son olarak bizim Milli Güvenlik Konseyi'ne getirildi. O gün Şura Salonu'nda sadece beş Konsey üyesi olarak yalnız başına bizler değil, Başbakan, ilgili bakanlar ve personelle beraber toplandık. Bu toplantıda o heyetin değerlendirmeleri bize takdim edildi. O takdimde görüldü ki, F-16'lar daha üstün çıkmış.ŞAHİNKAYA F-18 İSTİYORDUHava Kuvvetleri Komutanı onlarla aynı fikirde değil oysa ki...- Tahsin Şahinkaya Hava Kuvvetleri Komutanı olarak F-18'lerin alınmasını istiyordu. Kendisine nedeni sorduğumuzda ‘‘Efendim F-18'in menzili fazla, Kıbrıs'a rahatlıkla gidip gelebilir’’ dedi. O tarihte bizim uçaklarımız 5 dakika kalabiliyordu Kıbrıs'ta. Teknik heyetin hazırladığı rapor F-16'nın daha elverişli olduğu yönünde olduğu için, o günkü toplantıda onların alınmasına karar verdik. Bunun üzerine Tahsin paşa da kendi görüşünü bırakıp bu karara katıldı. Bence F-18'ciler ihaleyi alamadıkları için bir şeyler karıştırıp çamur attılar. Bizim Türkiye'de de böyle şeyler olmuyor mu? Herhangi bir ihale açılsın, 5-6 tane firma girsin, biri kazandıktan sonra hemen ötekiler şikayet etmeye başlar. Rüşvet verdikleri için ihale kendilerine verildi diye.BANA KIRGIN- Kenan Evren Türkiye'nin kaderini değiştirdiği ‘‘Beşibiryerde’’ arkadaşlarından sadece Şahinkaya paşayla sıkı fıkı değildir. Belki de o mahut mektup yüzündendir...- Nurettin paşayla konuşurum. Nejat paşayla konuşurum, Bülent paşayla konuşurum, ama Tahsin Şahinkaya'yla maalesef uzun süredir görüştüğümüz yok. Anılarımda bazı şeyler yazdığım için bana kırgın. Kendisine Amerika'dan bana böyle bir mektup geldiğini ne söyledim, ne gösterdim. Benim konuşmama da lüzum yoktu zaten. Kendisi de bu söylentilerden haberdardı, bütün basında çıkıyordu. Şahinkaya hakkındaki dedikoduların çoğaldığı bir dönemde bana ‘‘Efendim beni iyi savunmuyorsunuz’’ dedi. Ben de kendisine ‘‘Tahsin paşa senin aleyhinde yazılıyor, benim aleyhimde değil ki konuşayım. Çık basına açıklama yap, kendini savun’’ dedim. Onu da yaptı, geniş bir açıklama yaptı.Eski WashIngton Büyükelçisi Şükrü ElekdağŞahinkaya kesinlikle tarif edilmedi- Bir gün Amerikan Senato Dışilişkiler Komitesi Başkanı Senatör Percy telefon etti. Bana dedi ki ‘‘Sizin F-16 ve F-18'lerle ilgili tercihleriniz konusunda F-16 firması bize bazı iddialar ileri sürdü. Bu telefonda konuşulabilecek bir konu değil. Ben size yardımcımı göndereyim, iddiaları size anlatsın.’’Yardımcısı geldi ve ‘‘F-16 firmasının bazı iddiaları var, bu iddialar Ankara'daki makamlar üzerinde baskı yapıldığı, rüşvet istendiği şeklinde’’ dedi. Ben senatörün yardımcısına ‘‘Elinizde belge ve isim var mı? Eğer iddialar sağlam kaynağa dayanmıyorsa, Ankara'ya bildiremem’’ dedim. Onun üzerine adam ‘‘Hayır, elimizde herhangi bir belge veya isim yok’’ diye yanıt verdi. Bu görüşmeler yapılırken Müsteşarım Yalım Eralp'i de çağırdım ve kendisinden not tutmasını istedim. Sonra Yalım Eralp bu notları yazıya döküp bana getirdi.Bir süre sonra Senatör Percy beni yeniden aradı ve ‘‘Bu iddialar, Senato'ya intikal ettiği için ben bunların Senato'da görüşülmesini engelleyemem. Eğer bunlar görüşülürse, bu Türkiye'nin aleyhine olabilir. Biliyorsunuz, burada Rum lodbisi de var. Onun için ben konuştum, F-16 firmasının başkanı, özel uçağıyla gelip sizinle görüşmek ve iddialarını anlatmak istiyor’’ dedi.ERALP NOT TUTTUKabul ettim. Firmanın başkanı geldi. Yalım Eralp'i çağırdım, görüşmenin notlarını tuttu. Firmanın başkanı, ‘‘Biz F-18'lerin tercih edileceği konusunda kuşkular taşıyoruz. Çünkü bir Türk işadamı bize, 8-9 milyon dolar bir rüşvet verilmezse, iş Ankara'da saptırılabilir dedi’’ diye konuştu.Ben tekrar isim ve belge istedim. Herhangi bir isim veya belge veremeyeceklerini söyledi. Kesinlikle Tahsin Şahinkaya'yı veya bir başka üst rütbeli subayı tarif eden bir açıklamada bulunmadı. ANKARA'DA KOMİSYONBunun üzerine ben Necdet Üruğ Paşa'yı (Dönemin Milli Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri) aradım. Ve üstü örtülü olarak çok ciddi bir iddia olduğunu, bunun için bir bilgi notunu özel kurye ile göndermek istediğimi söyledim. Kendisi bana ‘‘Özel kuryeye gerek yok, bir kaç güne kadar normal kurye gelecek, onunla gönderirsiniz’’ dedi.Ben iki mektup yazdım, biri Evren Paşa'ya, diğeri Üruğ Paşa'ya hitaben ve özel kurye ile gönderdim. Sonra Ankara'da bu mektuplar nedeniyle Ankara'da bir heyet kuruldu ve uçak alımları konusu bu heyetin yetkisine verildi.Yalım Eralp’in anılarına yarın devam edeceğiz.
X