Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Şahin: Kaset olayı çok çirkin

    A.A
    23.05.2011 - 11:55 | Son Güncelleme: 23.05.2011 - 11:55

    TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, “Kasetler yoluyla seçimlere giderken bir siyasi partiyi güç durumda bırakmak ne kadar çirkinse bunun faili olarak bir partiyi suçlamak o kadar çirkindir” dedi.

    Şahin, TV 8'de “Erkan Tan ile Başkentten” programında soruları yanıtladı. Şahin, “Trabzonspor'un şampiyon olmasını isterdim demiştiniz” denilmesi üzerine, Fenerbahçe ile Trabzonspor arasında çok güzel bir yarış olduğunu, iki takımın 82 puanla ligi tamamladığını, Fenerbahçe'nin averajla kupayı almaya hak kazandığını belirtti.

    İki kulübü de tebrik eden Şahin, “Güzel, centilmence bir yarış ortaya koydular. Keşke iki kupa olsaydı... Yani puan puana ligi bitiren takımlara aslında bir başka kupa daha vermek lazım diye düşünüyorum. Kupayı averajla Fenerbahçe almayı hak etti. Keşke bir kupa daha olsaydı onu da Trabzonspor'a vermek mümkün olsaydı. Tabii Fenerbahçe biraz daha başarılı olmuş oluyor bu durumda. Ama Trabzonspor da hiç onun gerisinde kalmadı” dedi.

    İSTİFA EDEN MİLLETVEKİLLERİ YARGIYA YARDIMCI OLMALI”

    Şahin, “Kasetler şerefsizliktir” sözünün manşetlerde yer aldığını hatırlatılması üzerine, şunları söyledi:

    “Bir siyasi partinin seçim öncesinde bu tür yöntemlerle yıpratılmaya çalışılmasını, doğrusu siyaset kurumuna müdahale olarak değerlendirdim. Bazı iddialar var; sanki bunu partimiz organize ediyormuş ve bundan siyasi yarar umuyormuş gibi değerlendirmeler yapılıyor. Ben bunu şiddetle reddediyorum. Seçimlere doğru giderken siyasi partiler arasındaki bu yarışın eşit şartlar altında, gayet medenice yapılması gerekir. Eğer birileri bir siyasi partimizi yıpratıyorsa ve biz bundan bir avantaj elde edeceğiz diye kafamızda en ufak bir düşünce varsa, böyle bir düşünceyi şerefsizlik olarak değerlendiriyorum. Biz AK Parti olarak bu tür işlerin içinde ne olduk ne oluruz. Ancak bu kasetlerle ilgili kim, hangi menfaati elde etmek istemektedir, niçin yapılmıştır, kim yapmıştır, amacı nedir? Bütün bunların ortaya çıkarılması lazım. Bunu kim ortaya çıkaracak?

    Tabii ki bu yasalarımıza göre bir suç niteliğinde olduğu için Cumhuriyet savcılıkları bu konuda soruşturma açmıştır. Cumhuriyet savcılıkları, kasetleri kimin hazırladığı, gizli görüntüleri kimin çektiği ile ilgili çalışmalarını yapıp mutlaka bir sonuca varmalı ve faillerini yakalamalıdır. Bu konuda istifa durumunda kalan kimi milletvekili, 10'a yakın MHP'li üst düzey yöneticinin yargıya bu konuda yardımcı olması lazım. Çünkü bu kasetlerin hangi ortamda çekilmiş olabileceğini en iyi onlar bilir. Bu mekanın kimler tarafından kullandığını, o mekana kimlerin girip çıktığını, mekanın neresi olduğunu onlar bilir. Dolayasıyla bu arkadaşlarımızın cumhuriyet savcılıklarına yarımcı olmaları ve bu bilinmeyen muammayı birlikte çözmeleri gerekir. Cumhuriyet savcısı, istihbarat birimlerimizle çalışır, onlardan bilgi ister. Ama ben MHP'li istifa durumunda kalan arkadaşların gerçeğin ortaya çıkması bakımından üzerlerinde önemli sorumluluk olduğunu düşünüyorum. Sayın Bahçeli'nin de bu arkadaşları konunun ortaya çıkması konusunda yönlendirmesi, 'gidin yargıya yardımcı olun' demesi gerekir, belki de demiştir, bilmiyorum.”

    “BİZİM BÖYLE BİR YÖNÜMÜZ YOK”

    Şahin, kasetler konusunda AK Parti'nin suçlandığının hatırlatılması üzerine, “Kasetler yoluyla seçimlere giderken bir siyasi partiyi güç durumda bırakmak ne kadar çirkinse, bunun faili olarak bir partiyi suçlamak o kadar çirkindir” dedi.
    Erkan Tan'ın “Çok ağır konuştunuz” demesi üzerine Şahin, şunları kaydetti:

    “Hayır, çok hafif söylüyorum. Ne alakası olabilir? Falan milletvekili arkadaşımızın gizli bir ilişkisini AK Parti yöneticileri takip mi ediyor? Biz mi takip ettik de
    çektik o görüntüleri? Bizim işimiz gücümüz yok, milletvekili arkadaşlarımızı takip edeceğiz, bir takım gizli ilişkileri var, onları tespit edeceğiz kamerayla, sonra onları servis yapacağız. Bizim böyle bir yönümüz yok. AK Parti kadrolarının hiçbir zaman böyle bir yönü olmamıştır. Ama bu tür yöntemleri kullanan kişiler, gruplar ve çeteler vardır. Ergenekon davasını inceleyin birçok delillerin bu tür kasetlerden olduğunu göreceksiniz. Bunu yapanlar var. Onları da bu soruşturmaları yürüten Cumhuriyet savcısı mutlaka değerlendirecektir ya da değerlendirmeliler. Bizi bu işlerle ilgilendirmek, 'AK Parti bunu yaptı, arkasında onlar var, bundan siyasi avantaj elde edecekler' demeyi son derece yakışıksız, çirkin buluyorum. Siyasiler olarak 550 milletvekili 74 milyon içinden seçilmiş insanlarız. Dolayısıyla milletin gözünün önündeyiz, her hareketimiz takip edilir, 24 saatimiz kontrol altındadır. Yediğimize, içtiğimize, bulunduğumuz yerlere, ilişkilerimize dikkat etmek durumundayız. Dolayısıyla yani 'neden bu kasetler ortaya çıktı da bize bu tür haksızlıklar yapılıyor?' diye sorduğumuzda, 'Acaba bizim ya hiç kusurumuz yok mu?' diye de sormak gerekir diye düşünüyorum. Rahmetli Necip Fazıl'ın 'Bir Adam Yaratmak' adlı eserinden bir sözünü hatırlıyorum: Eğer hırsız ciğerini söküp almaya gelmişse, ciğerine soracaksın ne suç işledim diye?”

    “KİŞİLERİ DEVLETTEN DAHA GÜÇLÜ DURUMA GETİRİR”

    Kendisinden önce programa konuk olan MHP Trabzon milletvekili adayı Koray Aydın'ın kasetlerle ilgili olarak AK Parti'yi suçlayarak “Devlet olmadan bu tür işler olmaz” sözünü hatırlatılması üzerine Şahin, bu sözün son derece yanlış ve siyasi amaçla söylendiğini söyledi.

    Kendilerini bildiklerini belirten Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu tür işleri yapanlar, bu tür işlerle bizi de geçmişte itham edenler olmuştur. Hakkımızda davalar açılmış, ithamlarda bulunulmuştur. O bakımdan 'Devlet olmadan bu işler olmaz'... Şu anda birkaç yıldır devam eden, dünyada ilgiyle izlenen davalar var, o davadaki deliller... Yani onları devlet yardımıyla mı oluşturdular sanıklar? O bakımdan bu değerlendirmeler doğrudan doğruya devleti, devlet erkini kullanan hükümet ve bir takım organları suçlamak, suç işleyen kişileri devletten daha güçlü konuma getirmek gibi durumla bizi karşı karşıya bırakır.

    Birileri, 'Filanla ilgili kaset var, yayınlayacağım' diyor ve yayınlıyor. O kaset yayınlandığında herhalde ilgili kişi görmüştür onu. Hangi mekan olduğunu bilir. O mekana o kamerayı kim koydu? Kim girebilir oraya? Oranın anahtarı kimdedir? Kim orayı kullanabilir? Yakın çevresi mi? Belki çok samimi olduğu insanlar vardır, bu işi bilen. Olabilir. Çok bilinmeyen var. Gerçekten bu işi yapan kim? sorusunun cevabını arıyorsak, asıl bundan mağdur olduğunu düşünen ve istifa etmek durumunda kalan arkadaşların bizzat konunun aydınlatılmasında rol oynaması gerekir kanaatindeyim.”

    KARABÜK'TE EN FAZLA OYU KIRSAL KESİMDEN ALACAĞIM”

    Şahin, “devri iktidarınızda çiftçi bitti mi bitmedi mi?” sorusu üzerine, seçim bölgesinin Karabük olduğunu, kendisinin kırsal kesimden geldiğine işaret ederek, “Karabük'te en fazla oyu kırsal kesimden alacağım” dedi.

    Bitmiş olan insanların kendilerini bitirdiğini iddia ettiği partiye oy vermeyeceklerini anlatan Şahin, şöyle dedi:

    “Demek ki verdiklerine göre, bu iktidarın uygulamalarından büyük ölçüde memnunlar demektir. Ben hala Antalya milletvekiliyim. Antalya yaş sebze ve meyvede ihracatta Türkiye lideridir. Biz 2007 seçimlerinde de Antalya'dan birinci parti olarak çıktık, en çok oyu kırsal kesimden aldık. Şimdi 12 Haziran seçimlerinde de inanıyorum ki AK Parti Antalya'dan yine birinci parti olarak çıkacaktır ve en fazla oyu da kırsal kesimden, yani çiftçiden alacaktır. Karabük de aynı şekildedir.”
    Karabüklü olduğunu, anne ve babasının hala orada yaşadığını anlatan Şahin, şunları söyledi:

    “Doğup büyüdüğüm yerden hemşehrilerimin, akrabalarımın bulunduğu yerden milletvekili seçilmek ve onları Ankara'da temsil edecek olmak, beni ayrı bir heyecana sevk ediyor. 3 dönem İstanbul milletvekiliydim, şimdi Antalya milletvekiliyim, bu benim 5. adaylığım oluyor. Ancak ben başka ilin milletvekili olduğum zaman da Karabük ile ilgilendim. Karabük'e hangi hizmet getirilmişse benim de bunda payım olmuştur. Hangi sorumlulukta olursam olayım bundan sonra daha çok Karabük ile ilgileneceğim. Karabük iki milletvekili çıkarıyor. Hemşehrilerime, 'Beni ve Osman Kahveci'yi Parlamentoya göndermeniz yeterli değildir, en yüksek oy oranıyla beni güçlü şekilde bizi Ankara'ya gönderin' ricasında bulunmuştum. Ben kendime ve hemşehrilerimin önüne böyle bir hedef koydum. İnşallah onu yakalarız. 'AK Parti en yüksek oy oranını Karabük'te yakalamıştır' tespitinin yapılmasının, Karabük için de avantaj olacağını sanıyorum. Hemşehrilerime güveniyorum.”

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı