Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sahanın neresinde top elinde olsun istersin

Fenerbahçe Ülker – Efes Pilsen serisinin ilk maçını Fenerbahçe kazanarak seriyi 2-0’a taşıdı.

Fenerbahçe koçu Spahija için diğer Yugoslav kökenli koçların çoğuna benzemiyor, takımına faydalı oluyor derken haklıymışız.

 

Spahija basketbolumuza sonsuz öz güven aşılayarak yeni bir Ömer Onan kazandırdı dersek yeridir.

 

Ömer Türk basketbolunda bire bir savunmanın çekirdeğiydi. Ancak şimdi yalnızca savunmayı değil Fenerbahçe hücumunu da ateşleyen kıvılcım oldu. 3 sayılık şutları son maçlarda topla dalışlarla turnike atışlarını ekledi. Efes maçında 3. devre havada düşerken attığı çok ilginç bir sayı Fenerbahçe’yi havaya soktu. Buna Rakocevic’in ona şutlarken yapığı lüzumsuz faul sonunda3’te 3 fauller de eklenince Efes’in işi iyice zorlaştı.

 

Fenerbahçe’nin Efes’e kolay gözükmeyen üstün yönü oyun kurucularıydı. Ukiç ve Jasikevicius toplamda 21 sayı 10 asist ile oynarken Efes’de Tunçeri ve Ender buna 10 sayı 5 asistle karşılık verebildi.

 

Efes’in lokomotifi Kerem Gönlüm 18 sayı 7 ribaunt ile oynadı. Ama Efes’in takımın oyunu oturtmakta Kerem Tunçeri’ye ihtiyacı var. Tunçeri, önce takım anlayışıyla oynarken Efes’te işler yolunda gidiyor. Ancak Tunçeri’nin bir özelliği var. Kendisini kısa bir oyuncu tutarken dip çizgiye yakın aldığı toplarda sırtı dönük pivot olarak sayı çabasına girişiyor.

 

Tüm arkadaşları uzun bir süre onu seyrediyorlar. Oyun kurucunun pivot olma çabaları farkında olmasalar da diğer oyuncuların takım oyunu anlayışını zedeliyor. Kaydettikleri maçın ilk yarısında Efes tam gaz giderken Tunçeri’nin bir anda pivot olma gayretine ikinci yarıda bir diğeri de eklenince Efes’te kolay aşılamayan duraklamalara neden oldu. Efes’in başarılı olması için Kerem Tunçeri’nin takımın lideri olmasına ihtiyacı var.

 

Spahija’nın yedek sırasından gelen oyuncularda maç kazanma anlayışı yine etkili oldu.

 

Ama bu maçta bu anlayışı uygulamaya geçiren neydi. May yaptığı 10 ribaunt ve 2 blokla çok etkili oldu. Ve sayı atmadan maç kazandıranlar listesine adını yazdırdı.

 

Tabii oyuna sonradan giren Jasikecivucs’a da haksızlık etmemek gerek. O, final için NBA’de savaşan Dallas’ın oyun kurucusu Jason Kidd’in Türkiye’deki temsilcisi.

 

Kidd’in yeniliklerle basketbola çok katkısı oldu. Pasına ‘sağ omzuna mı yoksa sol omzuna mı istersin’ sorusu bunlardan biriydi.

 

Şimdi buna bir yenisini ekledi. Yanındaki skorerlere ‘sahanın neresinde top almak istersiniz’ diye soruyor. Buna Spot (istenen yer) hücumu deniyor. Nowitski yine 4. maçta istediği köşelerde aldığı toplarla 40 sayı attı.

 

Jason Kidd o maçta seyredenleri şaşırtı. Genelde Kidd’in hakkında öncelikle takım arkadaşlarını daha iyi oyuncu yapmak, onları mutlu etmek vardır. Bu nedenle boş kaldığı bir çok pozisyonda bile şut atmadı.

Bu maçta ise takımı sayı atmakta düğümlendiği anlarda sayıyı eline aldı. Ve maçı 17 sayı 5 ribaunt 9 asist ve 5 top çalma ile tamamlayıp maçı kazandıran oldu.

 

Efes maçında Jason Kiid’in temsilcisi Jasikevicius da Oğuz’u istediği yerlerde topla buluşturarak maçın gidişini değiştirdi. Jasikevicius, bununla da kalmadı takımının sayı sıkıntısı çektiği anlarda attığı 9 sayı ve yaptığı 7 asistle öne çıktı.

 

NBA’in diğer serisindeki takımlardan Chicago Bulls’un oyun kurucusu Derrrick Rose çok genç bir oyuncu ama genç yaşta ligin MVP’si (En değerli oyuncu) seçildi. Tabii hemen onun bir CD’sini yapıp satışa sundular. Ben o kasetleri getirdim. Kasetleri izlerken, oyun kurucuların ikili sıkıştırmaları hatta bir oyuncu daha arkada ise üçlü sıkıştırmalar arasından nasıl geçiyor şaşıp kalıyorsunuz. Bizim oyun kurucularımızın bu kasetleri görmeleri gerek.

 

Türkiye’nin en iyi koçlarından ikisinin yönetimindeki Galatasaray-Banvit maçını kazanan Galatasaray oldu ve final yolu için avantajı ele geçirdi. Banvit Türk basketbolunun iftihar ettiği bir kulüp. Normal sezonu ikincilikle bitirmeleri bunun en belirgin göstergesi.  Banvit’te Olin Edirne serisinden sonra yorgunluk mu yoksa yakaladıkları ritm mi öne çıkacak diye günlerdir tartışıyoruz. Banvit dün geceki maçta fiziksel olarak tanınmayacak kadar yorgundu. Bu yorgunluğun getirdiği psikolojik çöküntü de oyuncuların yüzlerinden okunuyordu.  Üç saniye koridoru civarında yaptıkları savunma çok yetersizdi. Umarım Banvit Cuma günkü maçta kendi gücünü bulur ve sahaya yansıtır.

 

Galatasaray’a gelince her zamanki gibi Amerikalı oyun kurucuyla başlayıp maçın ilk devresinde geri düştüler. Tutku oyuna girdikten sonra her şey değişti. Türk basketbolunun özlediğihızlı oyun (fast-break) anlayışında ilerleme vardı. Ama sezon başında izlediğimiz Türk basketboluna sınıf atlatacak yarı sahada ikili saldırgan savunma ile başlayıp, sonra pota dibinde 4-5 oyuncuyla duvar örme uygulaması Banvit maçında yoktu.

X