Sağlık-sen Genel Başkanvekili Semih Durmuş,

Güncelleme Tarihi:

Sağlık-sen Genel Başkanvekili Semih Durmuş,
Oluşturulma Tarihi: Ekim 28, 2015 15:13

Sağlık Sen Genel Başkanvekili Semih Durmuş, Kastamonu'yu ziyaret etti.

Sağlık-Sen Genel Başkanvekili Semih Durmuş, iç ve dış mihrakların Türkiye’ye istikrarsızlaştırmak için her şeyi yaptıklarını ama başarılı olamayacaklarını söyledi.
Sağlık-Sen Genel Başkanvekili Semih Durmuş, 15 yıl öncesinin Türkiye’sinde ülkenin para biriminin TL olmasına rağmen doların ve avronun para birimi olarak kullanıldığı günleri gördüklerini belirterek, “TL’nin her gün değer kaybetmesi nedeni ile eline para geçenin hemen döviz bürosuna koştuğu günleri gördük. Zenginlerin doları ve avroyu kullandığı alt gelir grubunda olan bizlerin TL’sini kullandığı günleri gördük. Başımızın belası enflasyon canavarı vardı ve bugün aldığımız bir ürünü yarın aynı fiyata alamadığımız günleri gördük. IMF’ye olan borcumuzdan dolayı 50 yıl sonra doğacak bir çocuk borçlu doğacağının söylendiği günleri gördük. İktidarlar boyunca kemer sıkma politikası uygulanıp işçiye, memura kaşıkla verilip kepçe ile alındığı günleri gördük. O kaos ortamında 50 bankanın içini boşaltan soysuz zenginlerin 70 milyar doları bir gecede kendi zimmetine geçirip faturayı millete kestiği günleri gördük” dedi.
Koalisyon hükümetlerinin beceriksizliklerinin bedelini millete ödettirdiklerini ileri süren Durmuş, “Millete onları sandığa gömerek hesabını sordu. Yüzde 54’le iktidara gelmiş olan koalisyon hükümetinin oyu 3,5 yıl sonra yüzde 14,5 düşürmüş ve üç partinin üçü de meclis dışında kalmıştır. Böyle iktidar dönemlerinde sendika olarak olsanız ne olur, olmasanız ne olur. Sendikal mücadelenin anlamlı olabilmesi istikrara bağlıdır. İstikrar olmadığında iktidarın eli ve gözü her daim milletin cebinde olacaktır ve o cepte ne var ne yoksa hepsini çekip alacaktır” diye konuştu.
Siyasi istikrarla birlikte ekonomik kalkınma hamlesinin de başladığını ifade eden Durmuş, “Türkiye dünyanın en çok büyüyen ekonomilerinden biri oldu. Batılı devletler Türkiye’yi uzadıkça budanan, kısaldıkça sulanan bir ülke konumunda görmek istiyorlar. Bu durum hangi hükümet olursa olsun onlar için değişmedi, istikrarlı bir Türkiye, istikrarlı bir hükümet asla istemiyorlar. Onlar kendi çıkarlarına hizmet edecek iktidarlar istiyorlar” şeklinde konuştu.
Süleyman Demirel’in 35 yıllık siyaset hayatında 12 yıl başbakanlık yaptığını, 6 kez gidip, 7 kez geldiğini hatırlatan Durmuş, “Bülent Ecevit, 28 yıllık siyasi hayatında 5 kez başbakanlık yapış ve tam 7 defa suikasta uğramıştır, Bülent Ecevit’e de tahammül edemediler. Batılı devletlerin derdi Türkiye’yi yönetenlerin Recep Tayyip Erdoğan olması, Adnan Menderes, Necmettin Erbakan, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit ve Turgut Özal olması değildir. Solcu, sağcı, ulusalcı, muhafazakar olması değil, onların derdi yeter ki Türkiye’de istikrar olmasın, yeter ki Türkiye’de milletin iradesi hakim olmasındır. Türkiye tam şahlanacakken içten ihanetle dıştan saldırılara uğramasının sebebi de budur. Hiç kimse ne olduğunu anlamadan insanlar sokağa döküldü. Türkiye zengin bir ülke olmasın, insanı refah ve huzur içinde yaşamasın, ay başında aldığı maaşla ay sonunu getiremesin, bugün 3 bin lira maaş alan bir çalışan yarın 10 bin lira alamasın, iyi güzel arabalara binemesin, enflasyon, devalüasyon altında inim, inim inlesin, şiddet artsın, millet bir birini boğazlasın istiyorlar” ifadelerini kullandı.
Memur-Sen’in 78 milyon insanın huzur ve refah içerisinde yaşaması için mücadele ettiğine değinen Durmuş, şöyle konuştu: “Bizse herkes insanca yaşasın, herkes iş güç sahibi olsun, 78 milyon huzur içinde yaşasın, ülkemizin geleceğinden endişe etmeyelim, çoluk çocuğumuz için yarınlara güvenle bakalım istiyoruz. Bugünde bu millet milli iradeye yönelik yapılan darbe girişimlerine karşı gezi eylemleri gibi militan darbesine, 17-25 aralık gibi yargı darbesine, 6-8 Ekim gibi anarşi kalkışmasına karşı bu millet gövdesini siper etmiştir. Bundan sonra da siper edecektir. Asıl hedef milletin şahsında lideri, liderin şahsında milleti devirmektir, tüm kumpaslar bunun içindir, tüm şer ittifakı bunun içindir.”
İstikrarlı büyüyen bir ülkeye karşı isyan bayrağı açtıklarına işaret eden Durmuş, “Bunun da nedeni Türkiye, 230 milyar dolarlık bütçeden 830 milyar dolarlık bir bütçeye ulaşmış iken, ihracat 20 milyar dolardan 170 milyar dolara çıkmış iken kişi başı gayri safi milli hasıla 3 bin dolardan 10 bin dolara çıkmış iken, yıllık 15 milyar dolar gelir getirecek 50 milyar dolarlık Kanal İstanbul projesi ihale aşamasında iken, 150 milyon yolcu kapasiteli 110 bin insanın çalışacağı dünyanın en büyük 3. havalimanı inşa ediliyorken, birçok alanda yatırımlar hızla devam ediyorken, ülke ekonomisi 4 katı büyürken kendileri 10 kat büyüyen, işadamları neden istikrarlı bir ülkeye karşı isyan bayrağı açtılar. Çünkü onlar bu ülkenin asli unsurları değiller ve kendilerine vaat edilen gelecek adına milletin bugününe, yarınına ve geleceğimize ihanet ettiler” dedi.
Bu ülkenin ve milletin yoluna güvenle devam edebilmesi için bir araya gelinerek oluşturulan Memur-Sen’e ihtiyacın olduğunu vurgulayan Durmuş, şunları kaydetti: “Türkiye’nin darbe Anayasa’sından kurtulup, milli bir anayasaya kavuşması için Memur-Sen’e ihtiyaç var. Ancak amaç sayısal çoğunluk değil, niteliksel çoğunluktur. Toplumların kaderini etkileyen önemli işlerin hepsi de az olan ama nitelikli gruplar tarafından gerçekleştirilmiştir. Şöyle bir düşünürsek, dünyada ne kadar Yahudi var, bir avuç değil mi, ama dünyayı onlar yönetiyor, tüm dünyada onlar konuşuyor. Bunun da sebebi zamanda ve mekanda kendi iktidarları adına doğru kararlar alıyor olmalarıdır. İşlerine yarayacak her alanda nitelikli insan yetiştiriyor olmaları veya yetişmiş nitelikli insanları kendi menfaatlerine hizmet ettiriyor olmalarıdır.”
Memur-Sen’in, tüm sorunların üstesinden gelebilecek iradeye sahip olduğunu söyleyen Durmuş, “Almanya’nın, Fransa’nın, İngiltere’nin, İsrail’in, Amerika’nın dışımızdan ve içimizden yapmış olduğu tüm saldırıları bertaraf edecek ve etrafımızdaki kuşatmayı kırıp geçecek iradeye sahibiz. Fethullah Gülen kendi dışarıda, piyonları içeride olan bu hocaya, hocam siyasette bakışınız nedir diye soruyorlar, hoca da şu cevabı veriyor, Cebrail A.S.’mı çok severim, aşık gibi burnumun kemikleri sızlar, hiç görmediğim tanımadığım bir melek bu, ben ona diyeceğim ki sen bir parti kurdun ama müsaadenle ben seni desteklemeyeceğim diye hocaya ne oldu da hiç bir partiyi desteklemeyeceğini ifade eden o hoca, bugün açıktan bir takım partileri destekler oldu. İşte ihanetin geldiği son nokta da budur” diye konuştu.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!