Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Sağlık Bakanı'nın bir vakfı var...

    Hürriyet Haber
    14.12.2001 - 00:00 | Son Güncelleme:

    SAĞLIK Bakanı Osman Durmuş, Türk Sağlık ve Eğitim Vakfı'nı (TÜRKSEV) kurdu, başkanlığını üstlendi ve ardından şu tasarrufları yaptı:1) Atatürk'ün emriyle Sağlık Bakanlığı'na devredilen tarihi Yalova Termal Tesisleri'nin işletme hakkını 20 yıllığına TÜRKSEV'e devretti. Bu olayda veren de, alan da kendisidir (doğruladı). 2) Bu tesislerin restorasyonu, bakımı, malzeme ve personel alımı için bakanlık hesabından 600 milyar lira para aktardı, ayrıca yine bu hesaptan 4 trilyon daha aktaracağını açıkladı (kendi açıklamalarından).3) Bakanlık hesabından vakfa doğrudan 54 milyar aktardı (doğrulandı). 4) Gevher Nesibe Sağlık Eğitim Enstitüsü öğrencilerinin harçlarını bu vakfın Vakıflar Bankası Kolej Şubesi'ndeki 2047184 numaralı hesabına yönlendirdi (belgelendi).5) Bakanlığa bağlı hastanelerdeki şef ve şef yardımcılığı kadroları için yapılan ve yaklaşık iki bin doktorun katıldığı sınavların aday başına 30 milyon lira olan harçları yine bu hesaba yatırıldı (belgelendi). 6) Yapılan bir yönetmelik değişikliğiyle, su firmalarına damacana başına 30 bin lira ödeme zorunluluğu getirildi. Bu ödemeler için TÜRKSEV bünyesinde Hologram A.Ş. kurularak, su firmaları bu firmaya ait hologram etiketlerini almaya teşvik edildi. Bir anlamda, yıllık değeri trilyonlar tutan bu pazarda, Hologram A.Ş. tekel haline getirildi. Su Üreticileri Derneği, bunun üzerine mahkemeye gitti (belgelendi).* * *Sağlık Bakanı'nın vakıf üzerindeki tasarrufları bu şekilde uzayıp gidiyor.Osman Durmuş, bakan olduktan sonra vakıf kurup başına geçen ne ilk, ne de son örnektir.Geçmişte pek çok bakan, sahip olduğu güçten yararlanarak, benzer vakıflar kurmuştur. Bir bölümü, devlet görevinden ayrıldıktan sonra da bakanlıkları döneminde ihya ettikleri vakıfları yönetmeye devam ediyor. Sorun, neredeyse her bakanlığın vakıflar yoluyla paralel organizasyonlara gitmesidir. Vakıfları, bünyede kurulan ve özel ticari ayrıcalıklardan yararlanan şirketlerin kuruluşu izlemektedir. Böylelikle, Türk vatandaşlarına devletten aldıkları hizmetler karşılığında ödedikleri vergilere ek olarak, bu tür vakıflara harç ve bağış ödemek gibi yeni bir mali yükümlülük getirilmiş olmaktadır. Bunu, bir tür kurumsal rüşvet ya da resmi haraç uygulaması gibi de görebilirsiniz. Ayrıca TÜRKSEV örneğinde görüldüğü gibi, bakanın otoritesi kullanılarak kamu kaynaklarının keyfi kullanımı ciddi ölçülerde aşırılığa kaçabilmektedir. Bu vakıfların siyasi ve ticari amaçlar için kullanılması yolu her zaman açıktır ve burada çok kolay istismar edilebilecek, üstelik denetimden kolaylıkla uzak tutulabilecek ‘‘akçalı’’ bir alan belirmektedir.Aynı sorun yine karşımıza çıkıyor: Bu yapıyı yaratan siyasi zümre, bu soruna el atabilecek iradeye sahip olabilir mi?
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı