Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sağlık

Dr. Gündüz TZEMEN

OKUR MEKTUPLARI

Paslı çivi ve tetanos hastalığı

AYAĞIMA bir süre önce paslı bir çivi batmıştı. O sırada ayağım şişti. Acaba tetanos mu olmaya başladım? Tetanos nasıl olur? Belirtileri nelerdir?

Beni bu konuda acele aydınlatırsanız memnun olurum? S.ALTINBAŞ/İZMİR

ZAMAN zaman yazdığım bir konuyu sizin mektubunuz vesilesiyle tekrar ele almak istiyorum. Sizlerin büyük ilgisi nedeniyle çok sayıda mektup alıyorum. Bunların her birine ayrı ayrı cevap yazma olanağım yok. Bu nedenle ele aldığım konuları ayrıntılı olarak cevaplayıp tüm okurlarımın yararlanmasını umuyorum.

Tavsiyem, bu köşenin de bir örnek oluşturduğu sağlıkla ilgili, ciddi ve bilimsel yazıları devamlı okuyarak sağlık bilginizi genişletmeniz ve hangi durumda ne yapılabileceğini öğrenmenizdir. Yoksa, başınıza bir olay geldikten sonra mektup yazarak bunun cevabını beklemek, bazen telafisi güç gecikmelere yol açar.Bunu yazmamın nedeni tetanos hastalığının tedavisinin güç, önlenmesinin kolay olmasındandır.

Bir kere, pas ile tetanosun bir ilişkisinin olmadığını bilmek gerekir. Pas, demirin oksitlenmesidir. Demir oksiti de hastalık yapmaz. Tetanosa neden olan etken, mikrobun tohumları demek olan, sporlarıdır. Bu sporlar en çok gübreli, kirli toprakta bulunur. Bu nedenle pas olsun ya da olmasın kirli her türlü yaradan tetanos mikrobu alma ihtimali vardır. Tetanos mikrobunun bir özelliği de oksijensiz ortamlarda üreyip yaşayabilmesidir. Bu nedenle yaranın derin olması tetanos ihtimalini arttırır.

Örneğin, yüzeyel bir sıyrık, ne kadar geniş olursa olsun tetanos ihtimali taşımaz da, ayağın altına batan bir çivi ya da sivri bir başka cisim, bu yönden daha büyük risk yaratır. Yaraların oksijenli suyla yıkanması bu amaçladır. Kimyasal adı hidrojen peroksit olan oksijenli su, dokuyla temas ettiğinde, köpürerek serbest oksijen açığa çıkarır. Serbest oksijen de, başta tetanos mikrobu olmak üzere birçok mikrobu öldürücü etki yaratır. Yaranın kanaması da, hastalık ihtimalini azaltan bir etkendir. Hem, kanla birlikte mikropların da atılması, hem de kanın bağışıklık cisimcikleri yoluyla mikrobu alt etmesi hastalıktan koruyucudur.

Bütün bu önlemlerden daha etkilisi aşıdır. Küçük de olsa yaralanma ihtimali fazla olan mesleklerde çalışan kişilerin 5 yıl arayla tetanos aşısı olması çok gereklidir. Aşısı yapılmamış ya da yapıldığı halde üzerinden çok zaman geçmiş kişilere, yaralanma halinde tetanos serumu yapılır. Serum, başka canlılarda hazırlanmış hazır bağışıklık cisimciklerini aktaran bir sistemdir.

Ayağınızın şişmesi, tetanosa yakalandığınızı göstermez. Bu, mikrop kapmasının bir belirtisidir. Ancak bu belirti, tetanos mikrobu almadığınız yolunda da bir garanti vermez. Bir doktora başvurarak antibiyotik tedavi olmanız gerektiği kanısındayım. Bu doktorla tetanos riskini de konuşmalısınız. Eğer daha önceden yapılmış tetanos aşınız yoksa, öncelikle serum, daha sonra da aşı yapılması gerekecektir.

Ameliyat kesin çare değil

N.Ç./İZMİR

Ülseratif kolit hastalığı tedavisinde, halen size kullanılmakta olanların dışında önemli bir gelişme yok. Yeni bazı ilaçlarla ilgili çalışmalar yapılmakla birlikte, henüz piyasaya verilme aşamasına gelmedi. Kaldı ki ülseratif kolit, insanın ruh dünyası ile yakından ilgili. Hassas ve titiz yapılı, olaylardan kolay etkilenen insanlarda daha fazla görülüyor. ilaç tedavisi dışında, kalın bağırsağın ülserli bölgesinin ameliyatla çıkartılması türünde uygulamalar yapılmakla beraber, geri kalan kısımlarda da sonradan hastalık başlamayacağını kimse garanti edemez. Ayrıca sizin bağırsağınızın hasta olan kısmı, rektumu (makatı) da içine aldığı için, hasta bağırsak parçasının alınmasından sonra, bağırsağın karın duvarına bağlanması gerekir ki bu da çok istenen bir durum değildir. Halen tedavinizi sürdüren hastanenin kontrolünde kalmanızı öneririm.

FAKS: (0 212) 677 01 39

E-MAİL: gtezmen@hurriyet.com.tr

X