Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sağlık

Dr.Gündüz TEZMEN

OKUR MEKTUPLARI

Şeker hastalığı ve doğum

1966 doğumluyum ve 1988 yılından beri Tip 1 diabet hastasıyım. Doktoruma her ay kontrola gidiyorum. Günde dört kez insülin yapıyorum. Zaman zaman ortaya çıkan kan şekeri oynamaları karşısında, kendi kontrolumu yaparak dozlarımı ayarlıyorum.

Bunun dışında her ay HbA1C testi yaptırıyorum. Hemoglobinin ömrü 120 gün ise bu testi neden her ay yaptırıyorum. Kan şekerim zaman zaman 200-250 gibi rakamlara çıkıyor, bu sıralarda damarlarım hasar görüyor mudur? Zamanla şeker yaşlanması diye bir olay ortaya çıkar mı? Zaman zaman sinirlilik, bazen de 'adam sen de'cilik ortaya çıkıyor, doktorum B vitaminli bir ilaç verdi, bunun yararı var mıdır?

1996 yılında normal doğumla 2.900 kg ağırlığında bir çocuk doğurdum. Gözüm sürekli olarak çocuğumda, biraz bol su içse merak ediyorum. Doktorum çocuğumdaki şeker riski konusunda bazı testler yapılabileceğini ama 7-8 yaşını beklememin daha doğru olacağını söylüyor.

Doğum yapmak, halk arasında denildiği gibi vücudu yenileyen mi yoksa yoran mı metabolik bir olaydır? Şekerin ikinci çocukta riski daha fazla mıdır, neden? Ş.DEMİR/İSTANBUL

ÖNCELİKLE yukarıda özetlediğim mektubunuzu ayrıntılı olarak yazdığınız için teşekkür ederim.

Şeker hastalığı konusunda bilgili ve titiz bir yaklaşım içinde olduğunuz görülüyor. Böyle olduğu taktirde şekerin size zarar vermesi mümkün değil. Her ay, bu konuda uzman bir doktora gidiyor ve tedavinizi aksatmıyorsunuz. Kandaki şeker düzeyinin zaman zaman oynaması, beslenmenizdeki dalgalanmalar, harcadığınız efor, stres gibi faktörlere bağlı olabilir. Siz bunu sık ölçümler ve doz düzenlemeleri ile kontrol altına alıyorsunuz. Bu sıradaki geçici oynamalar çok önemli değil.

Her ay HbA1C testi yaptırdığınızı ve buna neden gerek olduğunu soruyorsunuz. Bu testi bilmeyen okurlarım için konuyu biraz açmak istiyorum. Kanın önemli bir kısmını oluşturan eritrositler (alyuvarlar). içinde hemoglobin maddesi taşırlar. Bu maddenin görevi, akciğerlerden aldığı oksijeni dokulara taşımaktır. Kandaki glukoz (şeker) de hemoglobine güçlü olarak bağlanır. Hemoglobin ortalama yaşam süresi olan 120 gün boyunca bu glukozu taşır. Hemoglobinin içindeki glukoz oranını ölçtüğünüz zaman, geriye doğru 120 gün içindeki kan şekeri ortalaması hakkında bilgi sahibi olunur. Yani siz 110 gün boyunca kandaki şeker oranına dikkat etmez, bazı kişilerin yaptığı gibi kendini kandırmak için 8-10 gün perhiz yapıp laboratuvara giderseniz, o günkü açlık kan şekeri düzeyi normal bulunsa bile hemoglobinin içindeki şekeri ölçtüğünüz zaman yüksek çıkacaktır. Hemogobinin ömrü 120 gün civarında olmasına rağmen HbA1C tahlilinin her ay yapılmasının gerekçesi söyle açıklanır; kanınızdaki tüm alyuvarlar aynı günde doğup aynı günde ölmezler. Sürekli yenilenme süreci içinde bazı hücreler doğar bazıları da ölür. Yani bir ay içinde kan hücrelerinizin ortalama yüzde 25 lik kısmı değişir. Tahlille de o tarihten geriye doğru 120 günlük süre değerlendirileceği için bu tahlilin yapılması tercih edilir.

'Şeker yaşlanması' olarak hangi olayın adlandırıldığını bilmiyorum ama, zaman içinde pankreasın insülin salgılama yeteneğinin giderek düşmesi ve artık eski dozların fayda sağlamadığı, şekeri dengelemenin daha zor olduğu anlatılmak isteniyor olabilir. Böyle hallerde, hastanın daha titiz davranması gerektiğini söylemeye gerek yok sanırım.

Çoğuğunuzla ilgili kaygılarınızı anlayışla karşılıyorum. Ana-babasından birisinde şeker hastalığı olan çocukların şeker hastası olması ihtimali yüzde 25 civarındadır. Bu ihtimal kaç çocuk olursa olsun değişmez ama çocuk sayısı arttıkça yüzde 25'lik risk grubuna denk gelme ihtimali daha artacağı için, ikinci çocukta riskin daha fazla olduğu söyleniyor olabilir. Çocuğunuzun durumunu değerlendirilmesinde acele etmeyin. Sizi takip eden doktor bu konuların uzmanı, önerilerine uymanızı tavsiye ederim.

Doğum yapma ile ilgili sorunuza gelince, doğum yapmak üreme sisteminde, özellikle uterusta (rahim) yenilenme yaratmakla beraber, bünyenin geneli için yıpratıcı bir olaydır. Dokuz aylık bir süre içinde sıfırdan 3-4 kg. ağırlığa ulaşan bir canlıyı geliştirmek çok kolay bir şey değil. Tüm organlar iki canlıyı birden yaşatmak için çalışıyorlar, annenin bünyesi de kendindeki proteinleri, mineralleri, vitaminleri, kanı vs.'yi çocuğuna aktarıyor. Eğer bu sırada bilinçli beslenme ve bakım olmazsa doğum sonrası anne bir çok şey kaybetmiş olacaktır.

X