Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sağım solum kaçak






Ergül SATIÇ

VERGİDEKİ kaçak ve hayali ihracatın yöntemlerini sıraladığım geçen haftaki yazıya, bugüne kadar hiç almadığım kadar fazla sayıda cevap aldım. Telefonlarım, faksım ve mail adresim mesajlarla doldu taştı. Arayanların kimi görüşlerini, kimi bizzat yaşadıkları örnekleri anlatmış. Bunlardan bazılarını bugün dile getirmek istedim.

BİR okuyucum, Adnan Menderes Havalimanı'nda iç hatlardaki kafeteryadan aldığı yazar kasa fişini fakslamış. Peynirli tost ve cola için kesilen fişe yüzde 25 KDV uygulandığını gösteriyor. İster kasa hatası, ister kasa başındaki görevlinin. Sonuçta USAŞ'a yakışmadığı kesin.

BİR başkası Büyük Efes Oteli'nin arkasında vızır vızır çalışan sandviç büfelerini anlatıyor. Kömürde sandviç aldığını ve yarım saat mücadele ederek fiş kestirdiğini söylerken, ‘‘Önce makinanın mürekkebi yok dediler. Ardından kağıdın bittiği söylendi. Aşırı ısrarımla fişimi aldım, kenara çekildim ve izlemeye başladım. Bir saatte 35-40 sandviç satıldı, hiçbirine fiş verilmedi. Günde beş saat bu tempoda çalışsa günde 200-250 milyon, ayda 7-8 milyar lira eder. Ödediği vergiye bakarsanız, kazandığının onda birini bile matrah göstermediğini görürsünüz. Üşenmedim, 189 Alo Maliye Hattı'na durumu aktardım. Aldığım cevap ‘Biz onlara hep ceza kesiyoruz. Sizin için de gider bir bakarız’ oldu. Ama sonuç değişmedi’’ diyor.

BİR başka okuyucum suistimalin sadece ihracatta değil, aynı zamanda ithalatta ve dahilde yapılan ticarette de yapıldığını örnekleriyle ortaya koyuyor. İhracattakinin aksine, ithalatta malın miktarının küçük gösterilmesiyle çark işliyor.

ÖRNEKLERİ çoğaltmak mümkün. Cüssesine göre, kimi büyük, kimi küçük kaçırıyor, ama kaçırıyor. Keza tekstilcilerin dahilde yaptıkları işte önemli miktarda düşük faturalı veya düşük miktarlı mal sattığı defalarca kamuoyuna yansıdı.

GÜMRÜKLER zaten kevgir gibi. Yürüyün sokaklarda işportalar çeşit çeşit ‘‘Made in Chine’’ mallarla dolu. Yol kenarına serilmiş bezin üzerinde yüzlerce ithal saat. Rusya'dan gelen gemiler dolusu tomruğun ne kadarının fiyat ve cins kontrolu yapılabiliyor. Tekstil Sanayi İşverenleri Sendikası hesaplamış; Uzakdoğu ülkelerinden bu yıl 1 milyar metre kumaş girmiş. Bunun sadece 500 bin metresi yasal. Keza 500 bin ton ipliğin 200 bin tonu kaçak.

ELEKTRONİK piyasasında herkesin gözü önünde legal ve örgütlü bir kaçak furyası yaşanıyor. Yakın geçmişe kadar el altından satılan Uzakdoğu'nun ünlü markaları, artık dükkanlarda vergili kayıtlı eşyaların yanında, hatta büyük mağazaların raflarında fütursuzca satılıyor. İzmir Sanayici ve İşadamları Derneği'nin eski başkanı Turgay Yeşilbaş, ‘‘Git İstanbul'a kamyonu yükle gel. Kesilen fatura malların ederinin yüzde 10'una bile ulaşmaz’’ diyor. Fatura olmadığı için KDV yok, gelir, kurumlar vergisi, sigorta yok. Dahası malın garantisi de yok. Tüketici bir malı yüzde 20 daha ucuza alacak diye devlete trilyonlarca lira kaybettirmek reva mı.

BU olayların ülkenin sosyoekonomik, kültür, eğitim seviyesi ile doğrudan ilintili olduğu malum. Yirmi yıl boyunca yüksek enflasyonla yaşayan ve siyasi yapısı bu kadar bozuk olan bir ülkede bu tür kaçaklar veya sapmalar belki de kaçınılmaz. Ama bir gerçek daha var ki, olan bu ülkenin geleceğine ve geleceğin sahipleri nesillere oluyor.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI