"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

Sağduyu lütfen!

Bütün istediğim sağduyumuzu korumaya dikkat etmemiz ve bunca zamandır anlatılmaya çalışılan şeyi anlatabilmemiz ve bir sonuca varabilmemiz.

O kadar.

Ne istiyorum bir de biliyor musunuz?
1- Şiddetin her yerde hemen tamamen durmasını
2- Birbirine sarılan herkesin bu güzel duyguyu bir daha asla unutmamasını
3- Hiç kimsenin hoşlanmadığı o “tutum ve tavrı” takınma hatasına düşmemesini

Şu anda Gezi Parkı’nda başlayan eylemler hem gereken kişi ve yerlere hem de Dünya’ya çok güzel bir ders ve örnek.
Verilen tepkiler aslında her şeyin doğru yönde ilerlediğini gösteriyor. Mizah inanılmaz boyutta!
Bunu görmeyi bilmeliyiz.
Mizahtan güzel bir güç, hoşgörüden daha büyük ders ve erdem yok.
Bunları asla unutmamalıyız.
Sürekli bunları sayıklıyorum, gerçekten öyle.

****
Bugün Ankara’dayım. Dün geldim.
Geldiğim gibi Kuğulu Park’ın oraya zor attım kendimi.
İstanbul’dan gelirken endişelerim vardı. Kızılay Meydanı görüntüleri beni dehşete düşürmüştü.
Kuzenimin, arkadaşlarımın yaşadıklarına üzgündüm.
Endişelerim kocamandı.
Yetmez Hatay’da hayatını kaybeden Abdullah Cömert haberi ile sarsıldık hepimiz.
Derken Antalya’da gaz bombası kapsülü çarpan Vedat Oğuz gözünü kaybetti haberini aldık.
Kahroldum! Kabul edemiyorum bir kişinin bile canının yanmış olmasını!
İnanılmaz kırılıyorum.
Onların başına gelen herhangi birimizin başına da gelebilirdi.
Dünya’nın medeni ve demokratik hiçbir ülkesinin Başbakanı tek bir vatandaşının canının yanmasına böylesine göz yummaz, yumamaz.
Ayol insanız hepimiz değil mi?
Canı yanan bunca insan karşısında nasıl bu kadar kayıtsız kalınabilir bunu anlamazken ben, bir ülke Başbakanı’nın bu derece vurdumduymaz olabilmesi, gidebilmesi, vatandaşının akan göz yaşına bunca kıyabilmesi beni, hepimizi kırıyor...
Kırdı geçirdi.
“Kırıyor” kelimesi ne kadar anlamlı bilmem anlatabildim mi!?
Oysa vicdan ve şefkat, merhamet ve empati görebilseydik, “Ayol biz boşuna paranoyak olmuşuz” derdik hani.
Ama işte Başbakanın bu tutumu, endişelerin hepsini haklı kıldı.
Ne büyük üzüntü bu...
Hayatta asla böylesi bir hataya düşmemeli.
Ben ülkemin Başbakanının, titrinden öte, her şeyden önce, bir insan olarak vicdanlı bir duruş sergilesin isterdim.
Bu başka türlü, bir sürü yönden apayrı bir hayal kırıklığı...

***
Bir sürü genç gözaltında Ankara’da. Serbest bırakılanlar da var.
İzmir’den haber geliyor, yazdığı twitler yüzünden evinden alınanlar olmuş diye.
Yaralı sayısı hala açıklanmıyor mesela. Neden?
Bir sürü insanın durumunu merak ediyorum!
Bilmek hakkım!
Hakkımız.

***
Kuğulu Park’a geldiğimde CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’yı gördüm.
Bu yaşananlar sırasında hepimiz birbirimizi çok farklı ortamlarda verdiğimiz tepkilerle farklı şekillerde tanıma şansı elde ettik bir bakıma.
Ben Aylin Nazlıaka’yı twitter’dan tanıdım.
İyi ki tanımışım.
Sokaklarda rahatça “kendi gibi” yürüyebilen, kendini tutuklanan gençlerin içinde olduğu otobüsün önüne rahatça korkusuzca atabilen 2 çocuklu bir anne Aylin Nazlıaka.
Günlerdir Ankara sokaklarında halkla birlikte!
İnsanın bunu bu kadar rahatça yapabilmesi onun insanlarla kurabildiği samimi gücüne ve kendine olan güvenine dayalı.
Nasıl güzel bir his burnu havada olmayan, sokaktaki her gören tarafından en yakın arkadaşı gibi karşılanan, sevgi ve saygıyı doğal olarak kurabilmiş bir Milletvekili görmek!
Hani Avrupa’da bisikletle işe gider gelir diye özendiğimiz cinsten bir hali tavrı olan...
Kızılay’a gidiyordu yürüyerek, en son gördüğümde..

Kuğulu Park protestolar yapılırken sükunet içindeydi.
O kalabalık içinde yanıma gelip “Biz de koşuyoruz sizin gibi. Eylül’de Likya Yolu Ultra Maratonu’na geliyoruz..” diyen gençler oldu.
Size anlatamam benim için bunun anlamını.
Bu da sanırım işte bir şeyi anlatabilmiş olmanın hazzı.
İşte bu hazzı hep beraber Gezi Parkı için de yaşayalım istiyorum.
Sessiz hiç konuşmadan çöpleri toplayan gençler yine vardı.
Akrobasi yapan gençler de gördüm.
Pankartların hepsi inanılmaz güzeldi.
Kimine güldüm, kiminde gözlerim doldu.
Ama o sırada başka illerde hala anlamsızca devam eden polis şiddeti haberleri “ya sabır!” dedirtip insanı çileden çıkarıyordu.
“Yeter artık yeter!” diye inliyor insan ister istemez!
Ne yalan söyleyeyim, yorgunum bir parça.
Ama yorgunum demeye utanıyorum.
Gözüm yanıyor, ama uyumak haram geliyor.
Herkesle bir herkesin yanında olmak, her şeyden ağır basıyor.
***

Bu arada, Taksim Meydanı’nda yediğimiz bitmek bilmeyen biber gazları ertesi Yalova’da Türkiye Triatlon Federasyonu’nun düzenlediği Ulusal yarışa gittim ve yarışı bitirdim geri döndüm Gezi Parkı’na.
2 biber gazı arası şaka maka triatlet oldum.
Sizlere Türkiye’de bunca şeye rağmen ve bunca üzüntü arasında, yıldız sporcularımızın, genç millilerimizin neler başardığını da anlatmalıyım ki, bütün bu direnişlerin sonunda bu ülkenin nasıl da şahane bir geleceği var sakın endişe etmeyin ve bilin istiyorum.

Bizim bu mucizeleri başaran güzel gençler ve çocuklar için onların bize gösterdiği örneğe layık şekilde davranabilmemiz gerek...

O yüzden lütfen, sakin ve işe yarar sonuçlar için akılcı hareket edelim.
Lütfen.

Yonca
“Umutlu Çapulcu”


 

X