Spor Haberleri

« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Sağ bekti milli kaleci oldu

Beşiktaş’ın yeni transferi, Ankaraspor-G.Saray maçında kurtardığı iki penaltı ile gündeme geldi. Üçüncü kaleciydi, o maçtan sonra Kingston ve Jevric’i kulübeye gönderdi.

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME
MEMUR bir babanın oğlu. Dokuz yaşında babasının dayatması ile Karamürsel İdmanyurdu’na gider. İdmanlara çıkar.

Oysa, amacı başkadır babasının. Hakan’ı kahve ve haylazlık ortamından uzaklaştırmak... Sonra Petkim’e geçer. Bu transfer Hakan için büyük bir olaydır. Ona göre, Petkim’in formasını taşımak, Kocaeli’nde her futbolcunun hayallerini süsler.

Ve bir idmanda takımın abilerinden birinin önerisi, Hakan’ın kaderini değiştirir.

Kaleye geç Hakan!

Mesleğe sağ bek olarak başlayan Hakan Arıkan, Abi’nin sözünü dinleyip eldivenleri giyer ve kaleye geçer. Ve bir daha hiç çıkarmaz...

Yaşam öyle çabuk geçiyor ki... iki yıl Petkimspor’da oynayan Hakan, sonra Kocaelispor’a gider. Ve onu göz hapsine alan, maçlarını izleyen o dönemin Ankaraspor Teknik Direktörü Rıza Çalımbay, genç kalecinin Başkent’e transferini gerçekleştirir.

Şimdi hemen gerilere dönüyorum. Ve Hakan Arıkan’ı şöhrete ulaştıran maçı hatırlamanızı kolaylaştırmak için kısa notlar sunuyorum.

2006-2007 sezonunun ilk haftasında Başkent’te G.Saray ile oynayacak Ankaraspor’da kaleci sorunu yaşanır. İki milli kaleci Dragoslav Jevric (Sırbistan) ile Ganalı Kingston Dünya Kupası’na gider. Kale, Hakan Arıkan’a kalır. Herkeste bir telaş ve endişe. Biraz da korku. Sorarlar birbirlerine...

Bu çaylak G.Saray maçının ağırlığını kaldırabilir mi?

Hakan nefis bir G.Saray maçı oynar. Necati Ateş ve Hakan Şükür’ün penaltılarını kurtarır ve bir anda adı manşetlere çıkar.

Maçtan sonra, bu iki penaltıyı nasıl kurtardığını soran gazetecilere Hakan kısa bir yanıt verir...

Benim sezgilerim çok güçlüdür!

Ankaraspor’da kağıt üzerinde üçüncü kaleci gibi görünen Hakan Arıkan, G.Saray maçından sonra Dragoslav Jevric ve Kingston’u yedekler kulübesine iter. Ve Milli Takım’a da çağrılır.

Maçlara çıkarken, Ankaraspor’daki teknik direktörü Aykut Kocaman’ın bir sözü hep kulaklarında çınlar...

Bak Hakan... Bir gol yiyorsan ikinciyi yemeyeceksin. İkinciyi de yiyorsan, üçüncüyü engellemeyi amaçlayacaksın!

* * *

FİZİĞİ ve görüntüsü tam bir kaleci profili çizer Hakan’ın. 82 kilo ve 1.96 boy... Oyunda sakindir. Hatta soğuk bir görünüm verir. Oysa, içinde fırtınalar eser. Takımı rakip kaleye gittiği anlarda, bir taraftar gibi gelecek bir golün heyecanını yaşar.

Eski bir defans oyuncusu olduğu için, savunma arkadaşları ile sıcak bir diyalog içindedir. Gereğinde uyarır, sesi kısılıncaya kadar da bağırır...

Hakana göre, kalecilik dünyanın en riskli işidir!

Örnek aldığı iki kaleciden biri Rüştü Reçber’dir. Diğeri İtalyanlar’ın ünlü eski kalecisi Buffon...

Hakan, özellikle cepheden gelen toplarda dikkatli ve başarılıdır. Yan toplardaki performansını geliştirmek için ekstra çalışmalar yapar.

En belirgin eksiği, topu oyuna sokmakta zaman zaman çektiği sıkıntılardır. Hakan’ın takım arkadaşları bu yönü için dediler ki...

Soğukkanlı kişiliği bazen beklenmedik kazalara yol açar. Ama Allah için iyi ve yetenekli kalecidir.

Onu Rüştü Reçber’e sordum, aynen şunları söyledi...

* * *

Yetenekli ve Süper Lig deneyimli bir kaleci. Beşiktaş’ta başarı sağlar.

Peki, eksiği nedir Hakan’ın...

Kalecilikte eksiklik bitmez. Kendini geliştirecek zamanı var. Daha da iyi olacak.

Dünya beyfendisi bir insandır. Son derece saygılı ve ölçülüdür. Üstelik kibar ve anlayışlı. Ancak evde bir kraldır. Her Türk erkeği gibi hizmet bekler. Aslan burcudur ve burcunun özelliklerini taşır.

Lider ruhludur. Sabırlıdır. Çevresi ile kolay ileştişim kurar. İkna yeteneği yüksektir.

Bu yeteneğini kullanarak eşi Zeynep Hanım’ı tanıdıktan bir ay sonra nikah masasına götürmeyi becermiştir.

Küçük bir çevrede yetiştiği için büyük kentlere alışmakta sıkıntılar çekmiştir. Ankara’ya geldiği ilk günlerden bir anısı var...

Bir gün eşi ile kahvaltı yapmak için Kızılay’daki evinden çıkar, ancak dönüp dolaştıktan sonra geldiği yer Mamak cezaevinin önüdür. Yolu şaşırır, işin içinden çıkamaz...

Düzenli yaşamı sever. Elektrik işlerinde ustadır, beceriklidir. Bozulan ütü, radyo gibi ev aletlerini kolayca tamir eder.

Balık en sevdiği yemektir. İstanbul’da en iyisini ve tazesini yiyeceğini düşünüyor. Ama İstanbul trafiğinde kaybolma korkusunu da hiç gizlemiyor. Ve diyor ki...

Bu mega kente alışana kadar herhalde elimde bir rehber ile dolaşacağım!

Bunları da Beğenebilirsiniz