Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Şafak vakti Kıbrıs’tayız

SEVGİLİ okuyucularım, Kıbrıs Barış Harekatı'nın 34. yıldönümünde Türk bayrağının yere düşmemesi için Kıbrıs'ta göğüs göğüse çarpışmış bir kahramanı tanıtacağım.

Şafak vakti Kıbrıs’tayız
Deniz Asteğmeni Halil Kolağasıoğlu, Toros yaylalarında bir kıl çadırda doğup, sonra Ege topraklarına savrulmuş bir vatansever Türk evladıdır. Sabaha karşı adaya ilk adımını atan bu kahramanın anılarını özet olarak veriyorum:

Æ Adaya nasıl gittiniz?

Æ Rumlar, Yunanistan desteğinde 15 Temmuz'da darbe yapıp adayı Yunanistan'a bağlayarak Türk katliamına girişmişti. Türkiye her türlü diplomatik girişimden sonra son çare olarak adaya asker çıkarmaya karar verdi. 19 Temmuz 1974'te Mersin Çıkarma Birlikleri ana baba günü idi. Havacı, karacı, denizci generaller, subaylar, er ve erbaşlar, bütün birlikler hummalı çalışma içindeydi, toplar, tanklar, cephaneler sürekli ikmal ediliyordu.

Æ Sonra?

Æ Bölük komutanım Üsteğmen Savaş Tarcan, emrimdeki deniz piyadelerini çıkarma gemilerine göndermemi, kalanlarla benim karargahta kalmamı emretti. Bunu askerlerime tebliğ edince kızılca kıyamet koptu. Savaşa gidecekler sevinçle kucaklaşırken, karargahta kalacaklar hıçkırarak ağlamaya başladı. Şok oldum. Askerlerim savaşa gidecek, ben karargahta kalacaktım. Komutanım Savaş Tarcan'a itiraz ettim. Kabul etmedi. Beynimden vurulmuşa dönmüştüm. Çıkarma Birlikleri Kurmay Başkanı Kurmay Albay Ertuğrul Üçler'e çıkıp derdimi anlattım. O kadar meşgüldü ki benimle pek ilgilenemedi.

"Savaşta askerlerimin başında olmazsam, intihar ederim" diye bar bar bağırıyordum. Son bir ümitle Çıkarma Birlikleri Komutanı Tuğamiral Ergun Göksan'a çıkmaya karar verdim. Komutanlık karargahına yollandım, hınca hınç dolu komutan odasına girerken Kurmay Başkanı Ertuğrul Üçler durdurdu. Savaşa katılmazsam kendimi vuracağımı bir kere daha söyledim. Sonunda ikna oldu ve Üsteğmen Taner Balkış'ı çağırarak, beni birinci hatta savaşmak üzere görevlendirdi. Taner Üsteğmen beni savaş listesine tükenmez kalemle ilave etti. Artık şerefli Türk Ordusu'nun kahraman olmaya namzet bir muharip komutanı idim. Alay Komutanım Neşet İkiz ve Tabur Komutanım İlhan Aloğlu isimli büyük kahramanların emrine girdim.

VATAN GÖREVİ

Æ Seni kutlarım!

Æ 1. Anfibi Piyade Tabur Komutanı, bana 1. Bölük 2. Takım Komutanı olarak, çıkarma teknesinden adaya ayak basıp, plajın hemen ilerisindeki kireç ocağı ile yel değirmeni arasını tutma görevi verdi. Ertuğrul gemisinin güvertesindeyiz artık. 20 Temmuz 1974 saat 01.00 sularında çıkarma filosu tüm ihtişamı ile hareket etti. Sabaha kadar Kıbrıs'a yol aldık. Ertuğrul'dan çıkarma botlarına inişimiz 1,5 dakika sürdü. Bizim botun 1.bölüğü olarak konvoyun Girne tarafında en solunda tam yol ilerledik.

Neşe içinde marşlar söyledik, sanki düğüne gidiyoruz. Botumuzun dümeninde Çeşmeli Mehmet Bingöl vardı (Motos Mehmet). Aslan gibi çıkarma botunu yönetiyordu. Komandoları indiren helikopterlerin tam üzerimizden dönüşleri muhteşemdi. Askerlerim elleri tetikte, gözleri çakmak çakmaktı. Çıkarma botunun kapağından Kıbrıs'ı görmeye çalışıyordum. Sisler arasında ada gözüküyor, sağa sola kaçan araçlar görüyordum. "Kaçmayın" diye bağırdım.

Hava kuvvetlerimiz bütün gücüyle yükleniyordu, ilk sorti Girne Limanı'na yapıldı, dumanlar yükseldi. Muhriplerimiz Beşparmak Dağları'ndaki koruganlara ateşe başladı. Beşparmaklar yanıyor..

ADAYA ÇIKIYORUZ

Æ Peki sonra?

Æ Kıyıya yaklaştık, yaklaştık.. Şimşek gibi fırladık. karaya ilk adımı ben attım. Allah-Allah sesleri tüm silahları bastırıyor. Girne-Lapta asfaltındayız. Rumlar kaçıyor. Genel kurmayımız öyle bir plan yapmış ki, düşman çıkacağımız plajı tespit edemedi. Düşmanla göğüs göğüse çarpışıyoruz. Kireç ocağına ulaşıp mevzileniyoruz. Beşparmaklar tarafından şiddetli ateş geliyor, karşılık veriyoruz. Girne asfaltında müthiş çatışmalar oluyor. Girne yönünden düşman tankları taarruza geçti. Kara birliklerimiz daha çıkmadı. Tankların palet sesleri geliyor. Tank çatışma bölgesine nişangahı kırık roketatarı ile Çeşmeli Mustafa Dağaşan'ı gönderiyorum. Ortalık toz duman. Tanklar geliyor.. İlk şehitlerimizi veriyoruz. Hasan Dutlu, Hüseyin Ersoy, Recep Aldıkaçtı şehit oluyor.

Çeşmeli Mustafa Dağaşan asfaltın ortasına sükunetle yatıp, tanka nişan alıyor. Roketi ateşliyor. Tank havaya uçuyor. Bir tank daha isabet alıyor. Eline sağlık Mustafa.. Böylece Kıbrıs savaşının içine giriyoruz..

Æ Unutamadıklarınız?

Æ Filomuzun yol alırken muhteşem görüntüsü.. Allah Allah-diye sahile fırlayan askerlerim.. Mücahit Kıbrıslılar ile ilk kucaklaşmam.. Bir Yunan timini hakladıktan sonra 50.Piyade Alay Komutanı İbrahim Karaoğlanoğlu ve Pilot Binbaşı Fehmi Ercan'ın şehadeti sonrasına şahit oluşum.. Tanrıdan Kıbrıslı soydaşlarımızın bir daha esarete düşmemesini diliyorum...

Deniz Üsteğmen Mesut Günsev, 1. Bölük Komutanı Kd. Üsteğmen Muhsin Ergene, 2. Takım Komutanı Deniz Asteğmen Halil Kolağasıoğlu, 1.Takım Komutanı Astsubay Mustafa Bakkal ve Astsubay Ahmet Muhtar Dur. 1. Amfibi Piyade Taburu 1. Bölük Karargahı’nın Kıbrıs topraklarında ilk çarpışmalardan sonra çekilen ilk fotoğraf.

Kıbrıs Barış Harekatı'nda, 20 Temmuz 1974 günü sabaha karşı Girne'nin Platini Plajı'na ilk çıkan ve savaşta büyük yararlılıklar gösteren Deniz Asteğmen Halil Kolağasıoğlu, Ege Üniversitesi Gazetecilik Yüksek Okulu mezunu bir Ege delikanlısıdır.

Halil Kolağasıoğlu'nu, Lapta'da bir evin çatısında çarpışırken görüyoruz. Kullandığı "Bren"

marka İngiliz uçaksavarını az önce Rum çetecilerden çarpışarak kazanmıştı.

İsmail Sivri’nin talebesiyim

Kıbrıs'la ilgili kitaplarda kahramanlıkları övgü ile anlatılan Halil Kolağasıoğlu'nun yaşam öyküsünü kendi ağzından dinleyelim.

Ege Üniversitesi Gazetecilik Yüksek Okulu mezunuyum. İzmir Gazeteciler Cemiyeti eski başkanı, merhum İsmail Sivri'nin talebesiyim. Güngör Mengi de hocamdı. Karşıyaka Erkek Lisesi'ni bitirdim. Aslen Osmaniye Sumbas İlçesi Armağanlı Köyü mezrasında, kıl çadırda, bir Yörük-Türkmen ailesinin en küçük çocuğu olarak doğdum. Kadirli Ortaokulu'nu bitirdikten sonra Ege'ye göçtük, Ege efelerinin çocuklarıyla kaynaştık.

Çocukluğumun geçtiği Toros yaylalarında, ruhumun derinliğine Türklük şuuru, vatan ve millet aşkı ile Mustafa Kemal Paşa sevgisi yerleşerek kökleşti. Kurtuluş Savaşı gazisi babam Yusuf Kemal Kolağasıoğlu'ndan çocukluğumda dinlediğim milli kurtuluş hatıraları bütün benliğimi kapladı.

Batılı devletlerin tarih boyunca hep bizi parçalamak ve yok etmek istemeleri; katliamlar, zulümler, tecavüzler yapmaları beynimde daima müthiş bir bilinç yarattı. Özellikle Yunanlılar’ın İzmir'de gerçekleştirdikleri işgalde yaptıkları zulüm ve vahşetler, ruhumu hep ağlattı.. Anadolu'da yaptıkları yetmiyormuş gibi Kıbrıs'ta da gerçekleştirdikleri katliamlar, EOKA'cı Nikos Sampson darbesi ve Türkler'e saldırılar, bardağı taşıran son damla oldu. Bu ruh ve azimle, koşa koşa, yüze yüze, Kıbrıs'a atıldım ve karaya çıktım.

İskenderun Demir Çelik Fabrikası’ndan emekli oldum, İzmir’de yaşıyorum evliyim.. İkisi kız, biri oğlan üç çocuk babasıyım. Bir torunum var. Çocuklarıma, bu millet için yaşamım boyunca akıttığım "alınterini" miras bırakıyorum.
X