Sadece söz verdik yasayı deldirmedik

Hürriyet Haber
26.09.1998 - 00:00 | Son Güncelleme: 26.09.1998 - 00:01

Başbakan Mesut Yılmaz'ın geçtiğimiz pazartesi günü açıkladığı ‘‘borsaya yönelik önlemler paketi’’nin Vergi Yasası'ndan taviz verildiği anlamına gelmediğini söyleyen Maliye Bakanı Zekeriya Temizel, ‘‘Söz vermek ayrı bir olaydır, yapmak ayrı bir olaydır’’ dedi.

Hükümetin borsaya yönelik olarak aldığı son kararlarla ilgili yapılan ‘‘Vergi yasası delindi’’ eleştirilerinin doğru olmadığını savunan Maliye Bakanı Zekeriya Temizel, ‘‘Şu anda vergi yasası delindi, taviz verildi denilebilecek herhangi bir değişikliği kesin olarak taahhüt edilmedi, söz de verilmedi. Kanuni bir düzenlemeyle ilgili söz vermek ayrı bir olaydır, yapmak ayrı bir olaydır’’ dedi. Kendisi hakkında yapılan eleştirileri haksız bulduğunu belirten Temizel ‘‘Bunların bir kısmını eleştiri olarak bile almıyorum, çünkü ciddiye almıyorum’’ dedi. Temizel, Hürriyet'in soruların şöyle yanıtladı:

MUAMELE VERGİSİ

Vergi yasasının yarattığı tartışmalarda size yöneltilen eleştirilerden biri şu : Hükümet güçlü olanlar karşısında geri adım atıyor. Onlar her seferinde başarılı oluyorlar. Ancak ücretlilerin böyle bir gücü yok. Sözgelimi 32.5 milyon liralık maaşından 6.5 milyon lira vergi alınan asgari ücretli kesiminin böyle bir şansı yok.

Sizi temin ederim ki, şu anda vergi yasası delindi, taviz verildi denilebilecek herhangi bir değişikliği kesin olarak taahhüt edilmedi, söz de verilmedi. Kanuni bir düzenlemeyle ilgili söz vermek ayrı bir olaydır, yapmak ayrı bir olaydır. İşin garip yanı, yaptığımız düzenlemelerin büyük bir kısmının yetkisi şu andaki kanunla alınmadı, daha önceden beri var. Örneğin Banka Sigorta Muamele Vergisi'nin oranı Türkiye'de yüzde 1'dir. Sonra, bütçe kanunlarıyla ‘belirli kesimlerde yüzde 5 olarak uygulanır’ diye askıya alırsınız yüzde 1'lik uygulamayı. Dünyada böylesine bir global kriz, yani bir likitide krizi yaşanırken, sıcak paranın çıktığı bir ülkede likitideyi arttırmak için millet ortaya dökülmüşse, Merkez Bankası ve Hazine ‘likitide yaratalım, aksi takdirde bizim kağıtlarımız satılmıyor’ diyorsa, siz bu oranı yüzde 1 olarak uygularsınız. Bunun tavizle bir ilgisi yok. Herkes ‘Yabancı kurumsal yatırımcılar Türkiye’deki vergi değişikliğinden sonra kaçıyor. Borsanın kurtuluşu kurumsal yatırımcının' dedi. Bütün tartışma bu. Bu yasayla Türkiye'de portföy işletmeciliği yapan yabancı kurumların vergilendirme rejimiyle ilgili olarak tek bir değişiklik yapılmadı. Onların vergilendirme rejimi, Kurumlar Vergisi Kanunu'nun sekizinci maddesi; orada bir değişiklik yok.

ANLATTIK, RAHATLADILAR

Yabancı yatırımcılar sizce neden ürküyorlar?

Bakın, biz sadece ve sadece yanlış anlamaları ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Bütün sıkıntı o. ‘Yabancı kurumsal yatırımcıların tabi olduğu vergi rejiminde bir tek değişiklik yapılmadı, kardeşim nereden çıkarıyorsunuz’ diyoruz. ‘‘Ha öyle mi, rahatladık' diyorlar. Aynen böyle. Şimdi, bunu söylediğim ‘zaten değişmiyor, aynı şekilde devam ediyor' dediğim zaman tasarım delinmiş oluyor. Bunun canımı sıktığını söylemeliyim. Şu da oluyor: 1998 yılında bir vergilendirme yok. Bu, 1999 yılında bu yürürlüğe giriyor zaten, vergiyi de 2000 yılında ödüyorsun. Mevcut hüküm bu. Bunu söylüyorsun. ‘Vergi ertelendi' diyorlar. Bu da taviz oluyor.

OYUN YERİNE YATIRIM

Ancak yine de bazı esneklikler getirilmedi mi?

Bir kanun koyup ‘asla bunu yıktırmam' deyip de, gelip gelip bütün insanların oraya toslamasını asla beklememek gerekiyor. Borsada alıp da uzun vadeli elimde tutayım, yararlanayım diyen insan çok az. Biz bunu teşvik etmeye yönelik bir adım attık. Yani ‘insanların borsada oynamasınlar, borsada yatırım yapsınlar' dedik. Olay budur. Bu konudaki süre başlangıç için belki uzundu. Bunun dışında vergi yasasından verilmiş zerre kadar ne bir taviz vardır, ne de delinme vardır.

Son bir ay içindeki tartışmalarda en çok eleştiriyi siz aldınız. 1998 yılının koşulları içinde finans sektörünün özelliklerini, inceliklerini bilmediğiniz öne sürüldü. Yirmi yıl öncesinin zihniyetini taşımakla, solculukla suçlandınız. Bu eleştirilere ne karşılık veriyorsunuz?

Bunun bir kısmını eleştiri olarak bile almıyorum. Çünkü ciddiye bile almadım. Vergi yasasının görüşülmesi sırasında ekonominin dinamiklerinin gözönüne alınmadığı eleştirisini asla kabul etmedim. Bana göre şanssızlık, bu düzenlemelerin zaten yapılacak olmasından kaynaklanıyor. Burada benim veya başka birisinin olması bunu fazla değiştirmez. Sonuç olarak bu dinamikler her zaman için gözönünde bulundurulur. Bu eleştirilerin büyük bir kısmı büyük haksızlıklar içeriyordu.

PEŞİN VERGİ

Piyasadaki şikayetlerden biri de şu: Üçer aylık bilançoların gerçekçi olmadığı, piyasanın veresiye sistemine göre çalıştığı ve özkaynaklara yönelmek zorunluğunun ortaya çıkacağı söyleniyor.

Tahakkuk sistemi yeni gelen bir olay değildir. Yıllardan beri vadeli satışlarda, vadeli satışların katma değer vergisini bu kesim öder zaten. Bu vergi reformunun en temel özelliklerinden bir tanesi reel vergi esasına dayanmasıdır. Onun için biz oranları düşürebildik zaten. Örneğin, üç aylık sisteme geçtiğimiz zaman bazı şeylerden ayrıca stopaj yapmamıza gerek yok.

KARA PARA, AK PARA

İnsanların çekingenliği polise, emniyete bildirilir korkusundan mı kaynaklanıyor?

Bu para kara mıdır-ak mıdır diye buna bakma olanağımız yok. Ancak bu benim kara parayla ilgili araştırmalarıma kesin olarak engel değil. Kara parayla ilgili incelemeyi, özellikle kara parayı doğuran olaylardan hareket ederekten ben yaparım. Kara parayı doğuran bir eylemin tespit edilmesi ve o eylemden doğan paranın bildirilmesidir esas olan. Suç olan fiili tespit etmeden hiç bir paraya kara para demek zaman mümkün değil. Kayıtdışı ekonomi ile kara para ayrı şeyler. Bu iki kavramı birbirinden ayırmaya çalışıyorum.

Altın paraya dönünce kayıtlara girecek

Mali Milat'tan altına giderek kaçmak mümkün mü?

Altınım var diyen insanlar, gelecekte başka yollara filan sapmak isteyenler her zaman olabilir. Kötü niyetin olmaması mümkün değil. Ancak, altın paraya dönüşüp de, herhangi bir şekilde harcama konusu konusu olduğu zaman kayda girecek ilk defa olarak. Ne zaman paraya dönüşürse o zaman kayda girmesi yeterli olacak.

Diyelim ki döviziniz var, 30 Eylül'de kayda girmek istemiyorsunuz, altın alacaksınız.

Nereden alacaksınız? Altını kayıtsız piyasadan almanız lazım. Artık onun olmayacağını varsayıyorum. Çünkü bunlar olduğu takdirde, gidecek bir kuyumcudan altın alacak diyelim. Kuyumcu bunun için bir belge düzenleyecek, dolayısıyla gizlemiş olduğu parasını, daha kuyumcuda yapmış olduğu o alışveriş sırasında ortaya çıkarmış olacak. Bu kadar altını almak için hangi gelirinizden yararlanıyorsunuz diye anında sorulacak.

Solculuktan vazgeçmem

Kendisine yönelik ‘‘eski solcu’’ nitelemesine kızdığını söyleyen Maliye Bakanı Zekeriya Temizel, ‘‘Ben her zaman solcu oldum. Solculuk bizim için bir yaşam felsefesidir. Sonuç olarak o felsefeden de asla vazgeçmeyiz’’ dedi. ‘‘Eskiyen biz değiliz. Onun için o eleştirilerin büyük bir kısmı gerçekten olağanüstü haksız, ama doğaldır’’ diyen Temizel, şöyle konuştu: ‘‘Bunların hepsini bekliyordum, daha ağırlarını da bekliyordum. Türkiye'de başkaları için istenilen şey, genellikle kendiniz için istenmez biliyorsunuz. Bu şuna benziyor; Hoca konuşuyormuş; 'Kızlarınızın başını örtün, şunu yapın, bunu yapın' diye. En sonunda cemaatten biri; Ya hocam senin kızın da başı açık geziyor demiş. Hoca da; ‘Ama ona da yakışıyor kardeşim' demiş. Ben gerçek anlamda doğru eleştirilere her zaman kulak veririm. Birşeyde asla ısrarlı değilim. Hayatım boyunca yanlış yaptığım birşey varsa asla ısrar etmedim. Daha büyük yanlışlar yaptığım zaman da, somut olarak çıkar, özür dilerim.’’






Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı