"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Sadece onlara itiraz edilmedi

<B>DEVLET TİYATROSU</B>’nda; Genel Müdür <B>Lemi Bilgin</B>’in görevden alınmasından sonra başlayan olaylara, yayınlanan haberler, yazılar, bilgiler ve belgeler ışığında soğukkanlı, mümkün olduğunca taraf tutmadan, nesnel bir bakış açısı getirmek için bugüne kadar bekledim. Artık yazabilirim. Sanatçı dostlarımın isteklerini, beklentilerini de yerine getirdiğimi sanıyorum.

Yazımda adı geçen kişiler de, kurumlar da, yazımla ilgili düzeltmelerde, eklemelerde, katkılarda bulunabilirler. Onları da yerimin elverdiği oranda yayımlayacağım.

Tartışmaların odağında iki farklı tepki var:

Lemi Bilgin’in görevden alınması, yerine Mine Acar’ın atanması.

İkisini birbirine karıştırmamalı.

Görevden alınmaya hukuksal, yeni atamaya sanatsal bakıyorlar. Böylece iki değerlendirmeyi birbirine karıştırmıyorlar.

Sanat kamuoyu, Devlet Tiyatrosu çalışanları, sanat ortamı, bir genel müdürün görevden alınmasını başka ölçütlerle değerlendiriyor, Mine Acar’ın atanmasına itirazları, tepkileri ise sanatsal ölçütlerin masasına yatırılıyor.

Yeni Genel Müdür atamasından sonra art arda gelen istifalar ilk defa mı oluyor?

Bunun yanıtını bakın eski bir Devlet Tiyatrosu yetkilisi nasıl veriyor.

Onun söylediğine göre her genel müdür tayininden sonra bu tür tepkiler oluyor ve istifalar veriliyor.

Onun verdiği adlar arasında tepki görmeyen iki genel müdür var:

OYBİRLİĞİ İLE MEVKİİNİN LAYIĞI

B
iri; değeri, önemi tartışılmayan, Devlet Tiyatrosu çalışanları ve sanat kamuoyu tarafından da oybirliğiyle o mevkiye layık görülen, Türk tiyatrosunun kurucularından Muhsin Ertuğrul, diğeri de, oyunlarıyla, yazarlığıyla herkesin bilgisinde ve saygınlığında birleştiği Turgut Özakman.

Turgut Özakman
’ın 12 Eylül 1980 döneminde bu göreve atandığı düşünülürse, zaten tartışmanın söz konusu olamayacağını söylemeliyim.

Seçimle gelen Tamer Levent döneminde bile istifalar olmuş.

İstifa geleneği; Cüneyt Gökçer, Yücel Erten, Bozkurt Kuruç döneminde de sürmüş. Emekli yetkilinin verdiği bilgiler doğruysa, 1949’dan bu yana her genel müdür atamasından sonra, genel müdür yardımcıları istifa yolunu seçmiş.

Yeni genel müdür vekili Mine Acar’ın basın toplantısında söylediği; ‘Turgut Özakman’la sanatçı genel müdür geleneğinin zaten ortadan kalktığı’ sözünün tartışılmasından yanayım.

Devlet Tiyatrosu Genel Müdür Vekili Mine Acar, ‘Yakında DT Genel Müdürlüğü’nün hazırlayacağı yeni yasayla ilgili çalışmaların altyapısını oluşturacağına inandıkları bir Tiyatro Kurultayı düzenleyeceklerini’ açıklamış.

Genel Müdür Vekili bu çalışmalardan önce, DT ile ilgili eski yasa çalışmalarının içeriği hakkında kamuoyuna bilgi vermeli.

Yücel Erten döneminde bir yasa taslağı hazırlanmış, tasarının Meclis’te yasalaşmasını da ANAP’ın Devlet Bakanlarından Yüksel Yalova üstlenmiş, ancak bu gerçekleşememiş.

Yüksel Yalova’nın tiyatro dünyası ile yakınlığı, o konudaki bilgisi göz önünde bulundurulunca, Meclis’te onu başarabilecek tek kişi olduğu kanısındayım.

Gerçi tiyatro dünyasından başka kişiler daha öncelerden hatta Kültür Bakanı Fikri Sağlar’ın döneminde de bir yasa tasarısı çalışmasının olduğunu iddia ediyorlar .

Eski Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu, Devlet Tiyatrosu genel müdürüne ve tiyatro yetkililerine bir öneride bulunmuş:

‘Siz aranızda toplanın, bizden kimse katılmayacak, performansı ölçü alan bir yasa taslağı hazırlayın, getirin ben onu Meclis’ten geçireceğim.’

Bir süre toplantılar yapıldıktan sonra Bakan Erkan Mumcu’ya şu yanıtı vermişler:

‘Biz bir sanat yasası, Devlet Tiyatrosu yasası çıkarma konusunda bu iktidara güvenmiyoruz. Bu yüzden de böyle bir çalışma yapmamaya karar verdik.’

Yasa çalışmalarının durumunu öğrenmek isteriz. Bakanlıkta şu anda bekleyen ya da Devlet Tiyatrosu müdürünün masasında tozlanan herhangi bir tasarı var mı?

CAN GÜRZAP YANLIŞ HEDEF

Ö
denekli sanat kurumlarının ispat edilemez iddialarla yaralanmasını çok sakıncalı görüyorum.

Sayısı verilmeyen, kimin oldukları açıklanmayan ya da yanlış seçilen hedefler, bu olayı polemiklerle gerçek rayından çıkartıp bir başka magazin malzemesine sürüklüyor.

Bence 36 yıldır Türk tiyatrosunda hizmet veren, yönetmenliği ve oyunculuğuyla gerçekten önemli olan Can Gürzap’ı Kültür ve Turizm Bakanı Atillá Koç’un hedef seçmesi yanlıştı, daha sonra o da yanlışını kabul etti. Bakanların verilen her bilgiyi birkaç kanaldan denetimden geçirmesi gerekiyor.

Zaten ben bu tür tartışmalarda Bakan’ın, her gün bir demeçle konunun içinde olmasına karşıyım.

Aynı üslupla Mine Acar’ın, bana gelen basın toplantısı notunda yaptığı bir suçlamaya itirazım var :

‘Altı yıldır bir tek iş yapan sanatçılar var.’

O KİŞİLER AÇIKLANMALI

Gerçekten hiç sahneye çıkmadan para alanlar var mı?

Gerçekten yıllardır, birçok sanatçı ‘bankamatik memur’ sıfatını mı taşıyor?

Ortaya, topluluğa, kurumlara yöneltilen suçlamalarda ben çok dikkatli olunmasından yanayım.

Bu sözden sonra bir liste yayınlanmalı ve ad ad bu kişiler açıklanmalı. Böylece bütün çalışanlar töhmet altında kalmamalı.

Böylesine ortaya atılan sözler bana tulûat yapılan günleri anımsattı:

Pişekár Tevfik, İsmail Dümbüllü’ye ‘İsmayıl, bir şey söylenirken ‘Sözüm yabana’ derler’ derdi. Dümbüllü de şöyle cevap verirdi:

‘Ben de öyle diyorum, sözüm ya sana ya babana.’

* * *

BU konuyu sürdüreceğim.

TOBAV’dan Tamer Levent’ten, Refik Erduran’ın açıklamalarından, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın gönderdiği performans listesinden söz edeceğim.


Devlet Tiyatroları dosyası -1-
X