« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Sadece kendinle yarış!

Dünyanın en ünlü bisiklet akrobatlarından Petr Kraus Türkiye'ye geldi. Red Bull'la yaptığı anlaşma kapsamında dünyayı dolaşarak demo'lar çeken Kraus izleyenleri büyülüyor. Bisikletle yüksek atlamada dünya şampiyonu olan sporcu başarısından yola çıkarak iş dünyasına da tavsiyelerde bulunuyor: Hiçbir engeli aşmak imkansız değildir.

Merve YENAL
SON GÜNCELLEME
Bisikletiyle akrobasi hareketleri yapanlara bazen televizyonlarda rastlıyoruz. Bir cambaz gibi tek tekerlek üzerinde gidiyorlar, dağlardan aşağı kuş gibi süzülüyorlar, hatta yüksek apartmanların çatılarında dolaşıyorlar. Yeryüzü kurallarına adeta meydan okuyorlar. Yaptıkları spora ‘‘Bike Trial‘‘ adı veriliyor. Çek sporcu Petr Kraus bu sporun en önemli isimlerinden biri.

Kraus 1976 yılında Çek Cumhuriyeti'nde doğmuş. Bisiklete binmeye 8 yaşında başlamış. O zamanlar Bike Trial diye bir sporun olduğundan, bu alanda yarışmaların yapıldığından habersizmiş: ‘‘Tek yapmak istediğim, sokaklarda bisikletimin ön veya arka tekerleğini kaldırmak, dönüşler yapmak veya kaldırımlara zıplamaktı‘‘.

Katıldığı ilk yarışmayı şöyle anlatıyor: ‘‘Babalarımız bizi motive etmek için bir yarışma düzenlemeye karar verdi. 11 yaşındaydım. İlk ödülümü burada aldım‘‘.

Yıldızı 16 yaşındayken parlamış. Katıldığı bir şampiyonada ‘‘Junior Dünya Şampiyonu‘‘ olmuş. Ardından ‘‘Bike Trial International Union‘‘un 'Elite' kategorisine seçilmiş. Böylece bugüne kadar seçilen en genç Elite yarışçı ünvanını almış. Elite kategorisinde dünyanın en iyi 10 ismiyle yarıştığını söylüyor: ‘‘Elite'de çok güçlü isimlerle karşı karşıya geldim. Yarışmanın şartları da oldukça zorlayıcıydı. Ertesi yıl, 18 yaşındayken, sekiz yıldır şampiyonluğu elinde tutan bir yarışçıyı geçerek şampiyon oldum‘‘. Başarıları 1999'da Bike Trial alanında gelen dünya şampiyonluğuyla doruk noktasına çıkmış.

Yaptığı işe sponsor bulmak ilk zamanlarda kolay olmamış. Şans Avusturya'da gülmüş. Bisiklet imalatıyla uğraşan bir firmayla anlaşmış. Firma için hazırladığı bir videoya Red Bull sponsor olmuş ve bu olay sporcunun hayatında yeni bir dönem açmış: ‘‘İlk defa büyük miktarda para aldım. O zamandan beri Red Bull ile çalışıyorum‘‘.

Kraus'un 'oturduğu yer'i belirlemek zor. Türkiye'den önce Rusya'daymış ve buradan sonra üç haftalığına Güney Afrika Cumhuriyeti'ne gidecek. Çek Cumhuriyeti'nde bir evi olduğunu ama hayatının yolculuklarla geçtiğini söylüyor: ‘‘Genelde üç-dört günden çok evde kaldığım olmuyor. Bir yılın 250 gününü seyahatlerde geçiriyorum. Bu benim hayat tarzım. Kendimi sabahtan akşama kadar bir ofiste otururken düşünemiyorum.‘‘

Mesleğini şartlar elverdiği sürece devam ettireceğini söylüyor. Daha sonrası için planları var: ‘‘Bisikletle gezerek değişik yerleri tanıtan filmler yapabilirim. Belki Red Bull için çalışmaya devam ederim. Belki de Bike Trial alanında menajerlik yaparım. Çünkü en iyi menajerler bu sporu daha önceleri yapmış olan kişiler‘‘.

Kraus kendi başarısından yola çıkarak iş dünyasına da tavsiyelerde bulunuyor: ‘‘Her zaman yarıştığınız kişi kendiniz olmalı. Aynı Bike- Trial'da olduğu gibi, 'başkası ne yapıyor' diye seyretmeye başlarsanız, geç kalırsınız. Belli bir noktaya geldiğinizde kendinize yeni hedefler seçmelisiniz‘‘.

Hiçbir şeyin imkansız olmadığı görüşünde: ‘‘Şu an Türkiye ekonomik açıdan zor durumda. Bu da bir çok genç insanı umutsuzluğa düşürüyor. Ben Bike Trial'a başladığımda Çekoslovakya çok fakirdi. Buna rağmen yılmadım. Şansımı yurt dışında denedim, sponsor aradım. Her kapıyı çaldım. Sponsor bulduğumda bütün param bitmişti. Sonuçta başardım‘‘.

Zor gibi gözüken her şeyin aşılabileceğini söylüyor: ‘‘Bazen bir engel görürsünüz. Bakarsınız, size imkansız gelir. Biraz düşünürseniz aslında imkansız olmadığını görürsünüz. Örneğin Bike-Trial'da bazı engelleri aşmak çok tehlikeli gözükür. Gidip gelip bakarsınız ve korkunuz azalır. Sonunda denersiniz ve başarırsınız. Bu size öyle bir tatmin verir ki devam etmek, daha büyük başarılara ulaşmak için motivasyonunuz artar. Bence bütün iş alanlarında da durum böyle. Kendinize güvenirseniz ve başaracağınıza inanırsanız hiçbir şey engelleyemez‘‘.

Kraus, iş hayatının ve sporun iniş-çıkışlarla dolu olduğunu belirtiyor ve hobilerin önemini anlatıyor: ‘‘Eğer kendinizi tamamen işinize adarsanız en ufak bir başarısızlığınızda çok mutsuz olursunuz. Tekrar toparlanmanız zor olur. Bu nedenle hobilerinizin olması gerekli. İşinizden biraz uzaklaşıp spor, sanat gibi başka şeylerle ilgilenir, sosyal bir hayat sürerseniz başarısızlığınızı daha az hissedersiniz‘‘.

Kraus nasıl başarıyor?

Haftanın dört günü üçer saatlik antrenmanlar yapıyor.

Yaptığı işe bütünüyle konsantre oluyor.

Sürekli kendini geliştiriyor, yeni teknikler deniyor.

'İmkansız' diye bir kavram tanımıyor.

Hataları onu yıldırmıyor, onlardan ders alıyor.

Olaylara olumlu bakıyor. Motivasyonunu hiçbir zaman kaybetmiyor.

İşinin yoğun temposundan şikayet etmiyor. Yaptığı işi hayat tarzı olarak benimsiyor.

Bunları da Beğenebilirsiniz
İlişkili Haberler