Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sadece biri kazanacak

İlkokul üç ya da dördüncü sınıftı... Müzik dersinde hocamız sözlüde 23 Nisan şarkılarını söyleyenleri üç üzerinden, popüler şarkıları tercih edenleri ise beş üzerinden değerlendireceğini söylemişti.

Ben de her hırslı çocuk gibi popüler bir şarkıya çalıştım. O zamanlar Ajda Pekkan’ın “Aman Petrol” şarkısı meşhurdu, annemle bir hafta bu şarkıya çalıştık.

Annem herhalde moralim bozulmasın diye beni uyarmamıştı. Keşke gerçekleri söyleseydi. Bugün hâlâ sınıfta yükselen kahkahalar kulağımda çınlar, Deve Ahmet’in beni her gördüğünde “Aman petrol” deyip sırıtışı gözümde canlanır. Gerçekten de berbat bir performans sergilemiştim. Sesim kötü ötesiydi, hızlı konuştuğum için de şarkının sözleri anlaşılmıyordu. Çocukluk işte bu durum bana acayip koymuştu. Bir daha da hiç şarkı söylemedim desem, yeridir.

Her neyse bu fazlasıyla uzattığım çocukluk anısını “Bir şarkısın Sen” yarışmasına bağlamak istiyorum.

Evet, bu yarışmadaki çocuklar müzik konusunda benim gibi yeteneksizlik abidesi değiller, hepsi de çok iyi söylüyor ama içlerinden sadece birisi yarışmayı kazanacak.

Milyonlar onları izliyor, okullarında hepsi Justin Timberlake kadar meşhur şu anda. Haliyle egoları her geçen gün iyice şişiyor. Mahallede top oynadıkları arkadaşları artık onları kesmez. Hepsinin gözünü hırs bürümüş, kazanmak istiyorlar. Kazanıp, programlarda büyüklerinin karşısında hünerlerini sergilemek, belki de Küçük Emrah gibi voliyi vurmak istiyorlar. Ama sadece biri kazanacak!

Diğerleri ise büyük bir hayal kırıklığı yaşayıp eski günlerine dönecek. Yarışmayı kazananı da gelecekte iyi günler beklemiyor. Hatırlayın “Popstar” yarışmasındaki abilerini ve ablalarını.

Bu yaz 40 film çekilecek

Hemen hemen her hafta yeni bir film projesi gazetelere haber oluyor. Bu haberlerin çoğu da “Senaryo ve cast tamam, sıra çekimlerde” anonslarıyla duyuruluyor. Bu çıkan haberlerden yola çıkarak bir araştırma yaptım ve bu yaz 40’ı aşkın film için ‘motor’ denileceğini hesapladım.

40 çok iyi rakam. Geçtiğimiz yıl 48 yerli film vizyona girmişti. Galiba o hep bahsettiğimiz “Türkiye’de sinema endüstrisi yok” klişesi tarihe karışmak üzere.

Peki, nasıl oldu da bu kadar çok yerli film çekiliyor?

Bu sorunun birçok yanıtı var. Bence en mantıklı yanıt, Türkiye’de Korsan DVD’nin sektöre dönüşmesi.
Artık her mahallede bir korsan DVD’ci var. Artık telefon ve e-mail ile sipariş almaya başladılar. Birçok yabancı filmin Türkiye’de vizyona girmeden bir-iki ay önce korsanı çıkıyor.

Yerli filmlerin korsanını ise ancak DVD olarak piyasaya sürüldüğünde izleyebiliyorsunuz. Durum böyle olunca da yapımcı ve dağıtımcılar artık daha çok yerli film vizyona sokuyor. Mesela Kate Winslet’a Oscar kazandıran “The Reader” (Okuyucu) gibi bir başyapıt bile korsan yüzünden sadece 25 bin kişi tarafından izlendi. Gerisini siz düşünün.

Türkiye’de artık yabancı film dağıtmak delilik!

Kim ne dedi

“Yakında evleniyorsunuz Esra Hanım. Alın lazım olur”

(Esra Erol’la ızdivaç programında Manisalı bir dede Esra Hanım’a mesir macunu hediye ederken...)

Sunucu: Evet, Sergen, bugün 23 Nisan ve güzel bir organizasyon oldu. (Eski şöhret futbolcularla minikler maç yaptı) Neler söyleyeceksin?

Sergen Yalçın: Evet, gerçekten güzel bir gün. ışte görüyoruz ne kadar yetenekli isimler var bu çocukların arasında. Bu çocuklara sahip çıkalım, çıkalım ki bir daha Delgado gibi yabancılara milyon dolarlar saçmayalım.

X