Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sabrın sonu

F.Bahçe, topu yere indirip, çabuk paslaşıp, hem futbolcuların, hem de izleyenlerin keyif alacağı bir oyun oynamaya başladı. F.Bahçe için belki de en önemli faktörlerden biri sabırlı oyunu. Bu yüzden yarınki maçtan çok ümitliyim.

, topu yere indirip, çabuk paslaşıp, hem futbolcuların hem de izleyenlerin keyif alacağı bir oyun oynamaya başladı. Bu futbol anlayışı Milan maçında vardı, Beşiktaş derbisinin ilk yarısında sergilendi. Kayserispor maçında da aynı görüntüyü izledik. F.Bahçe, bu anlayışla Kayserispor karşısında 74 dakika gol pozisyonu bulamadı. O kilidi açmak için aut çizgisine kadar inip ortalamak lazımdı. Ya da kişisel becerisi yüksek futbolcuların bitirici özelliklerini kullanması gerekiyordu. F.Bahçe’nin Alex, Anelka, Tuncay gibi kişisel yetenekleri yüksek oyuncuları var. Ancak katı defans yapan takım karşısında işiniz kolay olmuyor. Nitekim, 74. dakikada Alex’in frikik golü sonrası rakip çözüldü.

Seyirci de bilinçli

Anelka büyük silah ve kaleye yüzünü döndüğü anda, bitirici özelliğini kullanıyor. Kayserispor maçında da böyle oldu. F.Bahçe topu yere indirip, dan-dun ileri vurmadığında başarılı oldu. Belki çokca pozisyon üretemedi, ama en azından top kendisinde kaldı. Böyle olunca futbolcu da top oynama keyfine erişiyor. Topu dolaştırdığından, futbolcu da fazla yorulmuyor. F.Bahçe için belki de en önemli faktörlerden biri sabırlı oyunu. Sadece futbolcular değil seyirci de sabırlı. Yoksa, gol için takımını sıkıştıran bir seyirci futbolcuları telaşlandırır, yapmaması gereken şeylere yöneltir. Bu yüzden de F.Bahçe seyircisi de bilinçli hareket ediyor.

Ümidim yüksek

Tabii şimdi yarınki maçta PSV, F.Bahçe’nin bu şekilde oynamasına, oyuna hakim olmasına, topu kullanmasına ne kadar izin verir, bu önemli. F.Bahçe bu futbol anlayışını Milano’da uyguladı. PSV de çok top oynatmayan, yani katı defans yapan bir takım değil. Bu yüzden ben yarınki maçtan çok ümitliyim. F.Bahçe’nin sakin oyunu da benim bu ümidimi artırıyor. Yeter ki, Daum saçma sapan beyanatlar vermesin. Seyirci, hem takımın, hem de Daum’un arkasında olduğunu gösteriyor, bu da çok önemli. Daum da Kayserispor maçında bundan da keyiflenmiştir.

Tartışmanın yeri soyunma odası

* Hasan Şaş ile Necati Ateş’in kavgasını nasıl yorumluyorsunuz? Bu olay neyi gösteriyor, takıma nasıl yansır, ne yapılmalı?

Sahada yaşanan iki tane futbolcunun sinirlerine hakim olamamasının ürünü. Bir tanesi sonradan kaptan olma (Hasan), kaptanlık gücünü Necati üzerinde deniyor. ‘Ben kaptanım, konuşurum’ diyor. İkisi de birbirini görüyor. İki normal arkadaştan biri diğerine kaptanlık taslarsa, böyle olay çıkar. Bu tip şeyler yaşanabilir, ama biraz görgüsüzce oldu. Birbirlerinden özür dilediler ve olay tatlıya bağlandıysa, mesele yok. Necati de Hasan da takımın iyi oyuncuları. Takım içinde tartışma olur, kavga olur, ama onun soyunma odasında olması lazım. Sahanın ortasında değil.

G.Saray’da müthiş oynayan ve müthiş goller atan bir Ümit Karan var. Ama o her dakika eli havada, hakemle kavga etmekten futbol oynayamıyor. Takımının en tehlikeli futbolcusu olduğuna göre, onu durdurmak için faul yapılacak, bu doğal. Bunu hakem de görmeyebilir. Ama Ümit böyle bir performansı gösterirken, bu fauller üzerinde fazla durmamalı.

G.Saray’daki bir sorun da şu yeni iki yabancı transfer. Heinz de, İliç de iyi oynamıyor. Bu oyuncuların isteneni verememesi yöneticilerin, antrenörün hatası değil. Bu performansla bu takımda oynamaları mümkün değil. Hadi İliç bir pozisyona girdi, öteki ne yaptı? Hiçbir şey. G.Saray’da Hakan Şükür’ün yokluğu da hissediliyor. Hakan en azından forvette rakip defansı kendine bağlıyor. Onun yarattığı boşlukta, Ümit olsun, Necati olsun biraz hareketlendi mi gol pozisyonu buluyor.

Beşiktaş’ta sevgi yok

* Beşiktaş nereye gidiyor? Gündeme geldiği gibi takım içinde futbolcular arasında bir takım sorunlar mı var?

Beşiktaş’ta büyük bir sorun var gibi gözüküyor. Bu kadar mücadele etmeyen, kopuk kopuk oynayan bir takım düşünemiyorum. Yedek kadrosu da çok hassas. Çünkü oynamayan bozuluyor. Büyük takımda oynadığında, normal oyuncu da kendini as görür. Bu futbolcular arasında bir sorun var. Ama ne kadar kötü oynarsan oyna, Beşiktaş takımı sahada mücadele etmek zorunda. Kötü oynayabilir, çok gol kaçırabilir, hatta yenilebilirsin, ama mücadele etmelisin. Beşiktaş’ta o mücadele yok. Malmö maçında sahada yoktu Beşiktaş. Arkadan F.Bahçe derbisinde ikinci devre müthiş enerji ile oynadılar. Sonra yine yoklar. Beşiktaş bu kadar düşmemeli.

Kötü giden şeyler var. Her kafadan ses çıkıyor. Başkan, antrenör basın toplantısı yapıyor. Sürekli Rıza Çalımbay’ın hakkında beyanatlar çıkıyor. Dikkat edin, herkes birbirinden ayrılmak için uğraşıyor. Her dakika bir şey, bir polemik çıkıyor. Futbolcu da antrenörünün gideceğini düşünüyorsa, farklı oynar. Anterönürünü seviyorsa onun için oynar. Ama bir sevgisizlik var gibi geliyor bana. Bir uyumsuzluk olduğu kesin.

Baskıya dayanamıyorlar

* Şenol Güneş Trabzonspor’da görevden ayrılarak doğru mu yaptı? 8. haftada bir teknik direktör değişikliği takımı nasıl etkiler?

Trabzon’da da tuhaf tuhaf konuşmalar çıkmaya başladı. En sonunda Şenol Güneş de dayanamadı. Şenol’un açıklaması var, ‘Ben bunları kimin, niçin çıkardığını biliyorum’ diyor. Enteresan nokta, 4 büyük takım hiç mi yenilmeyecek? Bunu mu hazmedemiyorlar? Trabzon’da da sorun Beşiktaş’taki gibi.

Ankaraspor, Beşiktaş’tan 2 gömlek üstün oynayarak kazandı, şansla falan değil. O zaman problem nedir; ‘Yok başkan öyle, Rıza böyle söylemiş’. ‘Rıza konuşma’ dedim, sen takımını çalıştır. Takım sahada çıkıp kazansın cevabın odur. Ama dışarıdan o kadar demoralize ediyorlar ki, aynı şeyi Şenol yaşadı.

Bir takım insanlar hesap sormaya kalkıyor. Evet dışarıdakiler, taraftarlar üzülüyor, ama böyle bir atağın, yönetim ve futbolcularda iyi etkin mi doğuracak. Öyle konuştular diye, futbolcular iyi mi oynayacak? Hayır, daha kötü oluyor. Çünkü daha çok moralleri bozuluyor, daha çok kırılıyorlar. Futbolcu zaten yenilgiden dolayı rahatsız olmuş. Hangi futbolcu yenilmek ister. Tabii taraftar da üzülüyor, ama yaptıkları işler krizi daha çok körüklüyor.

İkisini neden barıştırmıyorlar

* F.Bahçe’de başkan Hakan Bilal Kutlualp’e locaya gelme diyor? Bu sıkıntı F.Bahçe’ye zarar vermiyor mu, ne zaman biter?

Bu tip olaylar her takıma zarar verir. Böyle bir tatsızlık yaşanmamalı. Hakan Bilal Kutlualp kulübe faydalı olmuş bir idareci. Aziz Yıldırım da bu kulübün başkanı. Birileri araya girip ‘Neden böyle yapıyorsunuz’ diye ikisini niye barıştırmıyor? Başkan ille biriyle kavga etmemeli, düzgün işler yapıp, iyi ilişkiler kurmalı.

Bu loca sıkıntısı nereden çıktı bilmiyorum. Hakan, ‘Parayı gönderdim’, başkan ‘Gelmedi’ diyor. Ne oluyor anlamadım. Biz tuhafız anormal şeylerle uğraşıyoruz. Eğer Hakan istenmiyorsa kongre yok mu? Kongreye kadar beklenir, başkan şapkasını koysa kazanacak durumda, onu kadrosuna almaz. Bu kadar uzatılacak, polemikler yaratılacak, elaleme koz verecek bir şey yok ortada. F.Bahçe’de bunlar olmamalı. Beğenmiyor musun, listene almazsın.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI