Gündem Haberleri

    Sabancı: Yargının durumu ülkenin itibarını etkiliyor

    İSTANBUL (A.A)
    26.01.2006 - 12:29 | Son Güncelleme:

    Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Sabancı, son zamanlarda yargıya ilişkin meselelerin ülke gündemini daha fazla işgal etmeye başladığını belirterek, “Kuşkusuz bunda yargı sistemimizin çok uzun süredir ihtiyaç duyduğu reformun bir türlü yapılamamış olmasının çok büyük rolü var. Mevcut durum, hem yargının siyasallaşması görünümünü veriyor hem de Türkiye'nin uluslararası itibarını olumsuz etkiliyor” dedi.

    Ömer Sabancı, TÜSİAD'ın 36. Genel Kurul toplantısında, Ankara'da yapılan Yüksek İstişare Konseyi toplantısında, Türkiye'nin öncelikli gündemini ortaya koyduklarını, 2006 yılının muhtemel gelişmeleri karşısında, rotasının düzgün tutulması gereğine ilişkin görüşlerini dile getirdiklerini anımsattı.

    Söz konusu toplantıda, Türkiye'deki siyasal sistemin temsil ve istikrar açısından doğru dengeler üzerine oturmasını, demokrasinin uygulama hatalarından ve eksiklerinden arındırılmasını, ifade özgürlüğünün eksiksiz uygulanmasını istediklerini hatırlatan Sabancı, şunları söyledi:

    YARGI SİSTEMİNDEKİ AKSAKLIKLAR

    “Yargı sistemimizdeki aksaklıkların, dış ilişkilerimizde pro-aktif bir tutum benimsenmesi gereğinin altını çizmiştik.
    Bütün bu görüşlerin temelleri, TÜSİAD'ın sahip olduğu misyona ve bu misyon doğrultusunda onyıllardır yaptığı çalışmalara dayanmaktadır. Bu bakımdan, bir yıllık faaliyetimizin değerlendirildiği bu genel kurul toplantımızda da, bir ay önce dile getirdiğimiz ve yukarıda özetlediğimiz görüşlerin bugün hala geçerliliğini koruduğunu ve Aralık ayında sarf ettiğimiz her sözcüğün altına imzamızı atmaya devam ettiğimizi belirterek söze başlama gereğini hissediyoruz.”

    ENFLASYONLA MÜCADELEDEKİ BAŞARI

    Türkiye'nin enflasyonla mücadelede gösterdiği başarının tüm dünya tarafından takdirle karşılandığını, 2005'de enflasyon oranını yıllık yüzde 7,7'ye indirmeyi başaran Türkiye için, uluslararası piyasalarda, Maastricht kriterlerini 2008'de yakalayabileceği yorumları yapılmaya başlandığını belirten Sabancı, 2005 yılında GSMH'nın yüzde 3,1'ine gerileyen bütçe açığının, 2006 yılında yüzde 2,4'lük bir hedefle AB'nin yüzde 3'lük limitinin altına düşeceğine işaret etti.

    “FAİZLERDE KESKİN DÜŞÜŞLER BEKLEMEK GERÇEKÇİ DEĞİL”

    “Kamunun iç borç stokunun ve kısa vadeli borç oranının hala yüksek olması bir problem olma özelliğini korumakla birlikte, önümüzdeki dönemde borçlanma koşullarının yavaş da olsa iyileşmeye devam etmesi beklenmelidir” diyen Sabancı, faizlerin Avrupa ortalamalarına yaklaşmasının biraz daha zaman alacağını kaydetti.
    Ömer Sabancı, şu görüşleri dile getirdi:

    İÇ BORÇLANMA

    “İç borçlarının yüksekliği ve ortalama vadesinin kısalığı göz önüne alındığında faizlerde keskin düşüşler beklemek, talep etmek gerçekçi değildir. Hazine'nin borçlanma gereği azaldıkça, mali disiplin ve yapısal önlemler kararlılıkla sürdürüldükçe fiyat istikrarı kalıcı hale gelecektir. İyi bir zamanlamayla Merkez Bankası tarafından uygulamaya koyulan enflasyon hedeflemesi de şeffaflığı artıracak ve risk primini azaltacaktır. Böylece Türkiye'nin iç ve dış borçlanmasında nicelik ve nitelikçe bir iyileşme sağlanması, faizlerin adım adım inmesi mümkün olabilecektir.”
    Türkiye ekonomisinin önündeki asıl büyük meselenin, ekonominin ihtiyaç duyduğu yapısal değişimi sağlamak olduğunu belirten Sabancı, büyümeye paralel olarak, ithalatın da artması ve cari açığı beklenenin çok ötesine taşımasının salt bir kur meselesine indirgenmemesini, ekonomik yapı ve sanayileşme stratejisi bağlamında da ele alınmasını istedi.

    "YARGIDA REFORM BİR TÜRLÜ YAPILAMADI"

    TÜSİAD'ın, gelişmiş bir ekonominin, siyasi ve ekonomik istikrarın, demokratik bir hukuk devleti olmaksızın tam anlamıyla tesis edilemeyeceği gerçeğini kamuoyuna anlatmayı, uzun yıllardan beri misyonunun temel unsurlarından biri saydığına işaret eden Ömer Sabancı, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Son zamanlarda yargıya ilişkin meselelerin gündemimizi gitgide daha fazla işgal etmeye başladığı herhalde tüm kamuoyunun dikkatini çekmektedir. Kuşkusuz bunda yargı sistemimizin çok uzun süredir ihtiyaç duyduğu reformun bir türlü yapılamamış olmasının çok büyük rolü var.

    Yasal altyapımızı çağdaş demokrasinin gerektirdiği normlara tam anlamıyla kavuşturamamış veya sağlanan önemli değişiklikleri uygulamaya yansıtamamış olmamız da bu sıkıntıların oluşmasında önemli rol oynuyor. Mevcut durum, hem yargının siyasallaşması görünümünü veriyor hem de Türkiye'nin uluslararası itibarını olumsuz etkiliyor.”

    YARGI REFORMUNUN 10 ÖNCELİĞİ

    TÜSİAD olarak yargı reformunu uzun süredir gündemlerinde tuttuklarını, bu konuda bir dizi çalışma yaptıklarını anlatan Sabancı, doğrudan yargı reformunu ilgilendiren ve Kasım 1998 ile Aralık 2003'te yayınlanan raporlarına da dayanarak, hızlı, adil ve istikrarlı bir yargı sistemi için hayata geçirilmesi gereken reformun önceliklerini 10 madde halinde şöyle sıraladı:

    “-Yargının önündeki en büyük engel, (yargı bağımsızlığı) konusunun hala çözüme kavuşmamış olmasıdır. Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'nun yapısı değiştirilmeli, Kurul'un sekreteryası Adalet Bakanlığı'ndan ayrılmalı ve atama taslakları Adalet Bakanlığı tarafından değil, Kurul tarafından hazırlanmalıdır.

    -Kazanılmış hakların ihlali, hukuk devletinin temel özelliklerinden biri olan hukuk güvenliği ilkesinin de ihlalidir. Devletin tek taraflı olarak geçmişe yönelik sonuç doğuran işlemleri, yerli ve yabancı sermayeyi yatırımdan uzaklaştırdığı gibi toplumda da güvensizlik duygusu yaratmaktadır. Bu bağlamda Anayasa'daki kamu yararı ilkesinin de, hukuk güvenliği ilkesini zayıflatmayacak şekilde yeniden düzenlenmesi yerinde olacaktır.

    -Türkiye'de yargılama süresinin uzunluğu, adil yargılanma hakkını ihlal eder niteliktedir. Dosya sayısının çokluğu kadar, ceza davalarında hazırlık soruşturmasının iyi yapılmamasının, hukuk davalarında ise bilirkişilik kurumunun ve tebligat sisteminin de bu süreye olumsuz etkileri vardır.

    -Kopenhag siyasi kriterlerine uyum amacıyla mevzuatta yapılan değişiklikler uygulamaya yansımadıkça amacına ulaşmayacaktır. Özellikle düşünce ve ifade özgürlüğü ile kültürel haklar gibi hassas konularda, yargının adeta kanunlar değişmemiş gibi yorum yapması, olumlu sonuçlar doğurmamaktadır.

    -Tutukluk hali ceza değil tedbirdir, bu nedenle istisnai olarak başvurulması gereken bir yöntemdir. Tutuklama kararının verilmesi ve uzatılmasında hassas davranılmalı ve bu kararlar gerekçeli olmalıdır.

    -Sanık hakları etkin olarak uygulanmalıdır. Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını ihlal etmesinin özellikle uluslararası kamuoyunda yarattığı etkiler olumsuz sonuçlar doğurmaktadır.

    -Af kanunları istisna olmalıdır. Af ve şartlı salıverme kanunları, hakimlerin bakmakta oldukları davaların sonuçlarını etkilemekte, yargının istikrarını zedelemekte, kamu vicdanında rahatsızlık yaratmaktadır.

    “YARGI SÜRECİNDE HATA SORUŞTURULMALI”

    -(Yargı ve infaz sürecinde hata), soruşturulması gereken bir sistem sorunu olarak ele alınmalıdır. Gelişmiş demokrasiler, kurumların ve makamların, tüm seçilmişlerin ve atanmışların, kararları, icraatları ve varsa (hata)ları konusunda hesap vermesini ve bunun mekanizmalarının oluşturulmasını öngörür.

    -Yargının mali kaynak ve kadro sıkıntısı sonlandırılmalıdır. Hakim ve savcıların maddi durumlarının iyileştirilmesi kadar, mahkeme kalemlerindeki personel açığının nitelikli elemanlarla doldurulması ve adliyelerin fiziki altyapı şartlarının iyileştirilmesi de gerekmektedir.

    -Yargı mensuplarının eğitimi sürekli ve etkin olmalıdır. Yargı mensuplarının eğitimi, özellikle Türk Ceza Kanunu gibi toptan değişen kanunlarda yeni sisteme ve kavramlara uyum sağlamaları açısından son derece önemlidir.”

    EN İYİ GENÇ HUKUKÇU ÖDÜLÜ VERİLECEK

    Ömer Sabancı, TÜSİAD Yönetim Kurulu'nun derneğin Türkiye'de hukuk devleti standartlarının yükselmesine ve Yargı Reformu'na verdiği önemin bir ifadesi olarak, 2006 yılından itibaren “En İyi Genç Hukukçu Ödülü” vermeye karar verdiğini açıkladı.

    TÜSİAD olarak kamuoyuna alternatifler sunmaya, tartışma platformları oluşturmaya çalıştıklarını ifade eden Sabancı, ”Amacımız, kendimizi tartıştırmak değil, görüş ve önerilerimizi tartıştırmaktır. 2006 yılında da çalışmalarımız bu doğrultuda sürecektir” dedi.
    Sabancı konuşmasında, hükümetin 2 gün önce Kıbrıs konusunda açıkladığı çözüm önerilerini desteklediklerini de söyledi.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı