Gündem Haberleri

    S.Arabistan ve Mısır nüfuz kaybediyor

    New York Times
    14.11.2009 - 08:41 | Son Güncelleme:

    The New York Times’da yayımlanan analizde, ABD’nin önde gelen Arap müttefikleri Mısır ve Suudi Arabistan’ın, Ortadoğu'da etkinliklerini kaybettikleri belirtildi. Ortadoğu'da yıldızları parlayan ülkeler ise Suriye ve İran.

    İsrail’in ABD ile görüşmeleri geri çevirerek yerleşim birimlerinin inşasını dondurması ve sürekli barış görüşmelerinde başarı beklentilerinin azalmasının, Suudi Arabistan ve Mısır’ın bölgede sürekli güç kaybeden aktörler olarak görülmeye başlanmasına neden oldu.                         

                                   

    Analizde, bu iki ülkenin İran ile rekabet içinde olduğu, daha küçük Arap komşularının muhalefeti ile karşı karşıya kaldıkları, Suriye tarafında alay konusu oldukları ve devletten bağımsız Hamas ve Hizbullah gibi bölgesel nüfuz sahibi gruplar tarafından kendilerine meydan okunduğu vurgulandı.               

     

    SURİYE’NİN KOZU HAMAS

    NYT, İran’ın iç ve dış alanda yaşadığı politik krizlere, Suriye’nin ise geçirmiş olduğu ekonomik ve su krizlerine rağmen Hamas ve Hizbullah için desteklerini çekmemelerinin kendilerine Lübnan hükümetinin kurulması ve Filistinli ayrılıkçı grupların bir araya getirilmesi gibi konularda güçlü bir el kazandırdığını belirtti.

     

    Analizde, Suudi Arabistanlı ve Mısırlı yetkililerin tüm bu konuları takip ettikleri ve artık kendi evrenlerinin efendileri olmadıklarını anladıkları, üzerinde anlaşamadıkları şeyin ise bu duruma nasıl bir tepki verileceği olduğu ifade edildi.

     

    NYT, Suudi Arabistan kralı Abdullah’ın krallığın rolünü tekrar sağlamak ve İran’ın yükselen gücünü köreltmek için tek yolun Arap birliği olduğuna karar verdiğini belirtirken, kralın bu amaç altında kendisine geçmişte hareket etmiş ve uyarmış olan iki liderle, Libya lideri Muammer Kaddafi ve Suriye Devlet Başkanı Beşir El-Asad ile ilişkileri yumuşatmak adına diplomatik bir eğilim gösterdiğine değindi.

     

    Mısırlı yetkililer ise kralın iyiliğini umduklarını ancak Suriye’nin uzlaşmadan uzak olan tarafı oynamanın getirdiği avantajların, barışı destekleyici eylemlerin kazandırdıklarından daha ağır bastığını kabul ettiği sürece, kralın uzlaştırma teşviklerinde katılım sağlayamayacağını belirttiler.

     

    CLINTON’IN ETKİSİ

    Analizde, Obama’nın Kahire’deki konuşmasında verdiği büyük sözün Dışişleri Bakanı Hillary Rodham Clinton tarafından Ortadoğu’ya yaptığı gezide İsrail Devlet Başkanı Benjamin Netanyahu’nun yerleşim birimlerinin inşasının yavaşlatılmasına yönelik “benzeri görülmemiş” övgüsü ile büyük bir yara aldığına yer verildi. NYT bu durumun İsrail ile pazarlığa en yakın olan ABD’nin bölgesel müttefikleri Suudi Arabistan ve Mısır’ı utanç, zayıf ve açıkta bıraktığını vurguladı.

     

    Analizde Mısır tarafının, Suudilerin kabul etmedikleri bir yaklaşım olan barış sürecinde bir ilerleme olmaksızın, tüm çabaların boşa çıkacağını savundukları belirtildi.

     

    NYT, her ne kadar küresel nüfuzunu genişleten uçsuz bucaksız petrol rezervlerine sahip olmasına rağmen, Suudi Arabistan’ın İran’ı Yemen’de bir ayaklanma hareketini tetiklemekle suçlarken ve Lübnan’da en büyük nüfuz kaynakları olan eski Başbakan Rafik Hariri’nin suikast sonucu öldürülmüşken, isteklerini kendi bölgesinde bile açığa vuramadığını ifade etti.

     

    GÜCÜN YOLU ARAP BİRLİĞİ'NDEN GEÇİYOR

    Analizde Suudilerin bölgede tekrar güçlü bir pozisyon elde etmelerine giden yolun özellikle Suriye’de olmak üzere bir Arap birliği kurmak olduğuna inandıkları, Hamas’ın politik lider kadrosuna ev sahipliği yapan Suriye’nin ise İran ile yakın ekonomik ve politik bağı olduğu belirtildi. Ayrıca Irak’a militan geçisi ve silah alışverişine izin verdiği eleştirilerine maruz kalan Suriye’nin Hizbullah ile müttefik olduğu vurgulandı. NYT, tüm bunların Suudilerin İran’ın yükselişini köreltmek ve İsrail ile barış sağlamak için harika nedenler olduğunu belirtti.

     

    Suudi Arabistan için uzun süre Dışişleri Bakanlığı yapan Prens Saud al-Faisal, “Arap ülkeleri arasındaki ilişkiler kesin ve anlayış içeriyorsa, ayrıca politikalarının bağlılığı geçerliyse endişelenecek bir şey yok. Sadece yeni alternatifler arayan Arap ülkelerinin oluşturacağı bir bölünme sorun yaratabilir” sözlerine yer verildi.

     

    Analizde Suudi Arabistan’ın mücadelesinin bir baskı unsuru olduğu ve Suriye’yi nasıl barış karşıtı konumdan barış yanlısı konuma çekeceklerinin belirsiz olduğu vurgulandı.

     

    SUUDİ ARABİSTAN’IN STRATEJİLERİ

    NYT, Suudilerin iki strateji belirlediklerini belirtti: Birincisinin Suriye’ye çoktan beri ihtiyaçları olan ekonomik desteği vermek olduğu, ikincisinin ise doğrudan belirtilmemiş olmasına rağmen Lübnan’ı içerdiği ifade edildi. Suriye hem onuru hem de ulusal güvenlik nedeniyle Lübnan’ı yakından takip ederken, Suudi Arabistan Lübnan’a nakit yardımlarında bulunarak ve vekilleri aracılığı ile yakın durmuş, ancak bir süre önce Suriye’nin Lübnan üzerinde politik kontrol ileri sürmemesi gerektiğini önermişti.

     

    Analizde Hamas Gazze şeridinin kontrolünü ele geçirdiğinden beri araları açık olan Filistinli grupları Mısır’ın bir araya getirmeye çalıştığı, Mısır’ın Suriye’nin müdahalesi olmaması halinde Hamas ve Fetih’in çoktan arabuluculuk çalışmalarında bir sonuca ulaşmış olacaklarına inandığı belirtildi.

     

    Analizde ayrıca Mısırlı yetkililerin Suudi Arabistan’ın Suriye ilişkilerini geliştirmesinin yanında, İran ile ilişkilerini koparmaları, dahası Hamas desteğini keserek Arap teşvikini desteklemeleri, İsrail ile 1967’deki sınırları geri alarak barış yapmaları, son olarak ise Doğu Kudüs’ü başkent olan bağımsız Filistin’in kurulması ile beraber göçmen sorununa bir çözüm bulunması halinde bayram edecekleri ifade edildi.

     

    NYT bu beklentilere rağmen Mısırlıların bu gelişmelere ihtimal vermediklerini belirtti.

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı