Gündem Haberleri

    Rusya'nın vurduğu hedefler DAEŞ'e yaradı

    AKİF BEKİ
    01.10.2015 - 22:01 | Son Güncelleme:

    Başbakan Ahmet Davutoğlu, BM Genel Kurulu için gittiği New York’tan dönerken uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    Davutoğlu, AK Parti’nin seçimde tek başına iktidar olacağını söyledi. Suriye’de bazı hedefleri vuran Rusya’yla Türkiye’nin karşı karşıya gelme riskine ilişkin bir soruya ise “Rusya ile temas kanallarımız açık. Türkiye’yi rahatsız edecek bir eylem içine gireceklerini düşünmüyorum. Askeri operasyonları hakkında doğru bir bildirimde bulundular ama tam nereye müdahalede bulunacaklarını bildirmediler. Rusya’nın vurduğu hedefler tam da DAEŞ’in işine yarayan hedefler oldu” dedi. Davutoğlu’nun açıklamaları özetle şöyle:

    40’I AŞKIN İKİLİ GÖRÜŞME


    New York temaslarınızdan memnun kaldınız mı?
    Aslında çok yoğun ve dolu dolu bir gündemle geçti ziyaretimiz. İkili görüşmeler dışında, kalkınma gündemi gibi BM’nin en önemli konusunda oraya Senegal Cumhurbaşkanı ile ben eş başkanlık yaptım ve orada genel kurula hitaben ben özel bir konuşma yaptım genel kurula hitaben. Barış Koruma zirvesi, terörle mücadele zirvesi gibi önemli toplantılara katıldım. Küresel Göç Forumu’nun başkanı biziz şimdi. G20 dönem başkanı biziz şimdi. Dünya gündemini takip etmeniz için sadece BM Genel Kurulu’nun resmini çekmeniz bile Türkiye’nin ağırlığını hissettirir. ‘Türkiye uluslararası alanda yalnızlaşıyor’ diyenlere bunu göstermek lazım. 40 civarında ikili görüşme yaptım. Bunların arasında komşu ülkelerimiz ve Putin, Obama, Hollande gibi önemli görüşmeler yaptık. 40’ı aşkın ikili görüşme yaptık.


    RUSYA SAVAŞIN İÇİNDEYDİ


    Rusya da Suriye’deki savaşa dahil mi oldu şimdi?


    Rusya bu savaşın içindeydi, yeni giriyor değil. Boğazlardan geçen Rus gemilerinin ne taşıdığını nereye gittiğini herkes biliyor. Tarsus’a Lazkiye’ye giden gemiler Suriye rejimine destek için gidiyordu. Rejime destek iki yerden geldi. İnsan unsuru İran’dan, silahları Rusya’dan geldi. Bu gizli saklı bir durum değildi, Rusya Esed’e destek verdiğini her yerde açık açık ifade etti. Bizzat Rus uçaklarının devreye girmesi söz konusu şimdi. ABD uçakları IŞİD mevzilerine müdahalede bulunuyor. DAEŞ ile mücadelede uluslararası bir mutabakat var zaten. Rusya’nın bu çatışmalarda ilk günkü bilançosu çok kaygı verici bir bilanço. Yaptıkları harekat tamamıyla ılımlı Özgür Suriye Ordusu mevzilerine yapılmış bir harekattır. Bu açık bir şekilde çökmekte olan Suriye rejimine destek anlamına geliyor. İran karadan Rusya ise havadan destek sağlıyor. Şimdiye kadar başta Rusya olmak üzere İran’da Suriye’ye dışarıdan müdahale olmaması gerektiğini söylüyorlardı. Ama şimdi baktığımızda fiilen Rusya müdahale etmiş oluyor. Bu doğru bir tutum değil. IŞİD’e karşı mücadele zaten sürüyor. Ilımlı muhalefeti yok etmek için yapılan askeri operasyonların fayda getireceği kanaatinde değilim.

    Bu mesele üzerinden Türkiye ile Rusya’nın karşı karşıya gelmesi gibi bir risk çıkarır mı?
    Rusya ile temas kanallarımız açık. Türkiye’yi rahatsız edecek bir eylem içine gireceklerini düşünmüyorum. Askeri operasyonları hakkında doğru bir bildirimde bulundular ama tam nereye müdahalede bulunacaklarını bildirmediler. Rusya’nın vurduğu hedefler tam da DAEŞ’in işine yarayan hedefler oldu.


    MÜLTECİLERLE İLGİLİ TALEP


    Rejim unsurlarına Rusya bir alan açıyor. ABD’nin PYD ile tutumu ve lojistik işbirliği çok açık. Türkiye’nin güvenli bölge Azez- Cerablus hattına ilişkin stratejisi ciddi anlamda zayıflatılıyor mu?
    Bu görüşmelerde ilk defa güvenli bölge konusu bayağı tartışıldı ama daha önce çok sıcak bakılmıyordu. Hollande’ın yaptığı açıklamada görüldüğü gibi güvenli bölgeye Fransa açık destek veriyor. David Cameron ile de görüştüm. Türkiye mülteci akınına açık kalacak ama Avrupa ise mülteci akınına kapalı olacak artık o eşik geçildi. Masrafları paylaşalım gibi bir talebimiz de oldu, 1 milyar Euro Türkiye’ye vereceklerdi bu mülteciler için ama şimdi bu parayı sadece Türkiye’ye değil tüm komşulara dağıtılacağını söylediler. Bu bizim için rahatsız edici bir durum oldu. Türkiye’nin üyeliğe hazırlanması için fondan ayrılan paraları Suriyeli mültecilere harcanmasını talep ettiler bu çok vahim bir durum. Ben de ‘ya siz bizim üyeliğimizden tam anlamıyla ümidinizi kestiniz ve artık böyle bir şey olmayacağına göre artık bu fonları burada kullanalım diyorsunuz bu vahim bir durum” dedim ya da “bir cebimizden alıyorsunuz diğerine koyuyorsunuz biz verdik diyorsunuz” dedim. Nihayetinde bu Türkiye’nin güvenli bölge konusundaki taleplerini daha da haklı kılan bir husus. Üçüncüsü de gelecek dönemde Suriye’lilerin geri dönüşü için şimdiden hazırlık yapılması. Ama güvenli bölgeyle ilgili de bunun bir çözüm olduğu yönündeki kanaat da eskiye göre çok daha fazla. Şimdi herkes görüyor ki; güvenli bölgenin gerçek amacı, Suriyelileri kendi ülkelerinde tutmaktır.


    SIZMA OLURSA


    Ruslar ılımlıları vuruyor, ABD DAEŞ’i vuruyor, sizin yaptığınız açıklamada PYD’nin Kandil’le olan bağlantısını vurguladığınız. Bunu tespit ettiğinize göre Kuzey Suriye’de Türkiye’nin PYD’yi de vurması gerekmiyor mu?
    Irak’tan olduğu gibi Suriye’den de Türkiye sınırına bir sızma olursa gerekeni yaparız. Kim Türkiye’nin ulusal güvenliğini tehdit etmeye kalkarsa gerekli cevabı alırlar. Türkiye’ye dönük olarak doğrudan bir girişim olursa gerekli tedbirleri alırız... Şu anda diplomatik olarak bu fikrin yerleşmesine özen gösteriyoruz.


    Seçimden nasıl bir sonuç bekliyorsunuz? Sandık güvenliğiyle ilgili il ve ilçe kurullarını toplulaştırma kararları var. Bir seçmen oy kullanamadığını beyan etse hukuki zeminde bu seçimin tekrarına yol açabilir diye bir tartışma var.
    Öncelikle seçimlerde AK Parti tek başına iktidar. Seçim güvenliği konusunda ne karar alınırsa YSK da bir hukuk makamıdır bir siyasi makam değildir. O şekilde uygun görüyorsa bizden bağımsız olarak bizde gereğini yaparız (seçim güvenliği anlamında). AK Parti olarak da o şartları halkımıza en iyi nasıl ulaşabileceğimiz anlamında.
    Nihayet en doğru kararı YSK verecek.


    CHP’nin vaatlerinde yeni bir şey yok


    CHP’nin seçim bildirgesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

    7 Hazirandaki bildirgeyle dün açıklanan bildirgenin karşılaştırılmasının çalışmasını da yaptılar arkadaşlar. Yeni fazla bir şey yok. 7 Haziranda başarılı olunduğu intiba edilmiş ki aynı üslup aynı muhteva aynı unsurlar devam ediyor. Üzerinde çok fazla yorum yapılacak bir husus görmüyorum.


    CHP’nin seçim vaatlerine baktığınızda gençlere yönelik, memurlara yönelik, emeklilere yönelik somut vaatler var. Bu kesimlere daha somut vaatler getirmeyi düşünüyor musunuz?
    Aslında geçen seçim beyannamesinde vardı bunlar ama seçim beyannamesinin sunuşu itibarıyla bazı eksiklikler oldu. Yeterince gündeme taşınmasında istediğimiz sonucu elde edememiş olabiliriz. Geçen seçim beyannamesi dışında da yeni söyleyeceğimiz çok şey olacak. Somut önerilerin bir kısmı bizim tarafımızdan gerçekleştirilenler yada gündemde olup daha iyi anlatılması gereken öneriler. Pazar günü daha yakından detaylı olarak göreceksiniz.


    AHMET HAKAN'A SALDIRI TEPKİSİ: HİÇBİR ŞEKİLDE ONAYLAMAK MÜMKÜN DEĞİL


    Hürriyet yazarı Ahmet Hakan saldırıya uğradı...
    Kim ne gerekçeyle yaparsa yapsın hiçbir şekilde şiddeti onaylamak mümkün değil. Hele gazetecilere dönük olarak yapılan her türlü eylemi bu anlamda ben kınarım ve doğru görmem. O bakımından bunu açıkça vurgulamakta fayda var. Her türlü şiddet bu anlamda kabul edilemez. Sorumluları kimse, yakalanması için gerekli çalışmalar da yaptırılıyor.


    Son zamanlarda Star Medya Grup Başkanı Murat Sancak’a saldırı olmuştu. Ondan evvel Akit gazetesine bir saldırı oldu. Daha sonra Hürriyet meselesi. Medya üzerinde farklı bir baskı oluşturuluyor...
    Türkiye bir hukuk devleti ve hukuk devletinde kimin kime ne yaptığı değil ne yapıldığı önemlidir. Yapılan iş suçsa yapan kişi kim olursa olsun suçtur. Murat Sancak için de Akit için de Hürriyet için de Ahmet Hakan için de geçerlidir. Aralarında benim için bir fark yoktur. Birinin düşüncesi size daha yakındır, birinin düşüncesi size karşıdır o ayrı bir durumdur. Ama hukuk devleti içinde mutlaka müsebbipleri bulunur ve cezalandırılır.


    GERİLİMİ DÜŞÜRME


    Medya ortamının fotoğrafını da veriyor bu olanlar. Artan gerilimin sonuçları. Gerilimi düşürmek için bir çabanız var mı acaba?
    Gerilimleri düşürmek herkesin ortak görevidir. Bir gerilim varsa iki taraflı var demektir. Herkesin çaba gösterip bu gerilimin düşmesine katkıda bulunması lazım. Ama dikkat ederseniz 7 Haziran’dan sonraki üslubumuzda hep bu gerilimi düşürme çabası var. Bize karşı blok siyaseti dediler yüzde 60 bize karşı çıkarmaya çalıştılar biz ona karşı siz biz diye bir tartışmaya girmedik. Aksine herkesle ayrı ayrı konuştuk. Gerilimin düşmesi için ne gerekiyorsa yaptık. Sonra Cumhurbaşkanımız görev verdiğinde koalisyon görüşmelerinde özelikle CHP ile son dakikaya kadar müzakere yürütüldü. MHP her şeye hayır diyeceğini bile bile gidip görüştük.
    HDP’nin o saldırgan agresif durumuna karşı onunla bile görüşüldü. Son olarak aday tanıtım programımızda çağrıda bulundum. Bir tek CHP’den mektup geldiği rivayeti var ama bize gelen bir şey yok.

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı