Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Rusyalar falı

Hadi ULUENGİN

İmla tuzağına dikkat, zehir hafiye lisanında ‘cinayetbilim’ karşılığıyla çevirebileceğimiz ‘kriminoloji’den farklı olarak bir de ‘Kremlinoloji’ vardı.

Rus çarların peyderpey inşa ettirmiş olduğu ve her odasında ayrı Rasputin entrikası dolaşan ünlü saraydan esinlenme bu sözcük, müteveffa SSCB'de ne olup bittiğini kestirebilmek için Batı'da verilen akademik uğraşları tanımlardı.

Gizli CİA'sinden aleni üniversitesine ve şatafatlı enstitüsünden Slavofil kürsüsüne kadar, hemen tüm ülkeler kendi ‘Kremlinoloji’ erbabını yetiştirirdi.

Ama ‘Kremlinoloji’ bilim falan değildi. Denklemi, postülatı, formülü yoktu.

Biraz gözlemcilik, biraz falcılık, biraz da atmasyonculuktu.

‘Kremlinolog’ denilen uzman, postayla Londra'ya ulaşmış ‘Pravda’nın üçüncü sayfasında filanca parti kodamanı adının küçük puntoyla mı yazıldığını gördü, yorumlardı ki fişmekan fraksiyon plenum toplantısında rakip tasfiye edecektir.

Beş Yıllık Plan'daki tahıl rekoltesi hedeflerini yayınlayan ‘İzvestia’lar istatistiklerle mi oynadı, varsayardı ki tarım bakanının kellesi tehlikededir.

Brejnev tabutunu gömecek cenaze levazımatçısı komite başkanlığına Andropov mu getirildi, tecrübeyle sabittir ki KGB şefi iktidar koltuğuna oturacaktır.

Açıkçası, ‘Kremlinoloji’ rüzgardan nem kaparak iki haftalık meteoroloji tahmini yapmaya benzerdi. Bu yüzden de öngörülerin pek çoğu fos çıkardı.

Lakin Sovyet İmparatorluğu'nu totaliter devlet ve kapalı toplum olguları belirlediğinden bu ülkeyi biraz anlayabilmek için bunun dışında çare yoktu.

Attın tuttun ne ala ama attın tutmadın bahtına yan, kısmen nesnel gözleme dayansa dahi ‘Kreminoloji’ siyasetbilimden ziyade yıldız falcılığına yakındı.

* * *

ARTIK ‘Kremlinoloji’ yok! Daha doğrusu var da, eski önemini yitirdi.

Bunda, hem geçmişteki yanılgılar, hem de eski otoriter ruhiyatını ve ezeli kapalı toplum özelliklerini büyük ölçüde korumasına rağmen, bugünkü Rusya'nın, Sovyetler Birliği'ne oranla nispeten şeffaf bir görüntü sunması etkili oldu.

İşte, ‘Çar 1. Boris’ namıyla maruf Yeltsin, kamera önünde Victor Çernomırdin'i başbakan tayin ediyor... İşte, Duma, açık oylamayla onu ikinci defa ıskartaya çıkartıyor... İşte, dışişleri bakanı Yevgeni Primakov'dan, Moskova Belediye Başkanı Yuri Lojkov'a kadar diğer potansiyel aday isimleri ortada dolaşıyor...

Ötesi, General Lebed, ‘ordudan darbe gelebilir’ diye uluorta uyarı yapıyor.

Slav enstitülerinden doktoralı ‘Kremlinolog’ olmaya ne hacet, Kremlin'in mahremi şimdi Moskova'nın Arbat Sokağı'nda kelepir işporta fiyatına satılıyor.

* * *

ZATEN ‘Kremlinoloji’ itibarını korusa ne yazardı, korumasa ne yazardı?

Çünkü, hiç kuşkusuz, beyin sulanmasından muzdarip Yeltsin dahil; komünist ‘aparatçik’likten, oligarşik para babalığına transfer ayrıcalıklı sınıf dahil; nükleer füze kilidinde askeri düğmeyi elinde tutan dört yıldızlı komutan dahil ve tabii hayatın hayhuyunda ve zamların dehşetinde yaşamaya çalışan ‘sokaktaki insan’ dahil, tek bir kul Rusya'nın nerelere gittiğini kestiremiyor.

Step coğrafyası, 1917 Bolşevik darbesi arifesine benzer bir kaos yaşıyor.

Kriz, her geçen gün daha çok derinleşiyor ve çelişkiler daha çok bileniyor.

Faşist, komünist veya militarist, tüm totaliter eğilimler güçleniyor.

Bu arada, Kremlin Sarayı'nın loş entrika odalarında, bir Rasputin hayaleti gidiyor, diğer Rasputin hortlağı geliyor. Çar'ın papazı büyü tütsüsü üflüyor.

Dolayısıyla, aslına bakarsanız, bugünkü Rusya'nın geleceği hakkında biraz tahminde bulunabilmek için, yine ‘Kremlinoloji’ye ihtiyaç var.

Ama bu yeni ‘Kremlinoloji’de, eskinin kısmi gözlemci yönlerini dahi tamamen atmak ve onun sırf yıldız falcısı müneccimliğini almak gerekiyor.

Heyhat, Rusyalar'ın encamı yine Kremlin Sarayı'ndaki Rasputin büyülerinde ve yine ‘Kremlinoloji’ falcılığındaki yıldız kavislerinde dolanıyor.













X