Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Rusya ve Çin yalnızlıktan çatlıyor

BUNDAN böyle Rusya’dan doğalgaz almıyoruz. Çünkü, Rusya’nın Suriye politikası nedeniyle, biz onları “izole” ediyoruz. Türkçesi, dışlıyoruz.

- Çin’den artık hiç bir mal satın almıyoruz, Çin’deki yatırımlarımızı durduruyoruz. Çin’in Suriye politikası nedeniyle, biz onları “izole” ediyoruz.

- Ülkemize artık hiç bir Rus ve Çin turist kabul etmiyoruz, Ruslara ve Çinlilere seyahat yasağı getiriyoruz. Rusya ve Çin’in Suriye politikaları nedeniyle, biz onların ikisini de “izole” ediyoruz.

- Rusya’nın Akkuyu’da yapacağı nükleer santralı durduruyoruz. İzlediği Suriye politikası nedeniyle, Rusya’yı cezalandırıyor ve “izole” ediyoruz.

- Rusya ve Çin’e zırnık borç vermiyoruz, zırnık gıda maddesi satmıyoruz. Açlıktan ölebilirler, olsun, Suriye politikaları nedeniyle onları “izole” ediyoruz.

- Rusya ve Çin Borsalarından hisse senedi satın almayı durduruyoruz. Borsaları tepetakla aşağı iniyor, insin, izledikleri Suriye politikası nedeniyle biz onları “izole” ediyoruz.

Hatta kafamız iyice bozulursa, Moskova ve Pekin büyükelçilerimizi geri bile çekebiliriz, çünkü artık şart oldu, “izolasyona” gitmek gerek.

DAVUTOĞLU

Geçen hafta Paris’te “Suriye’nin Dostları” toplantısında Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu hızına hız katıyor ve akıllara durgunluk veren bir öneri getiriyor:

“Rusya ve Çin’in Suriye politikaları çok yanlıştır. Bu politika da ısrar ettiği sürece, Rusya ve Çin’e izolasyon uygulamak gerek”.

İşte, yüz yıldır beklediğimiz dış politika bu. Atalarımız Macar ovalarından Arap çöllerine kadar at koşturmuş, bunu ödünsüz dış politika ile perçinlemiş, ama geçen yüz yıl uğradığımız hüsran bize rotamızı kaybettirmiş.

Eksik olmasın, Davutoğlu öncülüğünde nihayet kendimize geliyoruz. Bizim liderliğimizde dünya Rusya ve Çin’i dışlayacak, ikisini de oyun dışı bırakacak. İkisine de kimse danışmayacak, bir şey sormayacak.

ONLAR DAİMİ ÜYE

Kuşkusuz, herkes peşimize takılacak. Ancak, dünyanın aklına takılan bir konu var:

Bırakın ikili ilişkileri, Rusya ve Çin B.M. Güvenlik Konseyinin beş daimi üyesinden ikisi. Onların evet ya da hayır dediğinin tersinin dünyanın hiç bir yerinde ve hiç bir zamanda gerçekleşmesi mümkün değil.

Olsun, madem ki, Davutoğlu dünyaya böyle bir proje sunuyor, ülkelere düşen izolasyonu uygulamaktır. Ne de olsa, herkes bize bakıyor, biz ne dersek o oluyor.

Aldı mı şimdi bir düşünce Rusya ile Çin’i, adamlar izole olmuş, yalnızlıktan çatlıyor. Davutoğlu’nun keyfine diyecek yok.

HES’lerin armağanı

ZONGULDAK’tan Yalova’ya, Samsun’dan Sinop’a, nerede yağmur varsa, orada sel baskını var.

Sel baskınları iki nedene bağlı. Biri dere yataklarına kurulan TOKİ evleri, diğeri HES’ler. Ormanlara her vurulan baltaya karşı yöre halkı ayağa kalkıyor, kimseye dinletemiyor.

HES’ler temiz enerji ve gerekli, bu çok net ancak, gelişigüzel ve hesapsız tavır sel ve ölümlerle sonuçlanıyor. Yazık, böyle devam edeceğe benziyor.


Füze mi uçaksavar mı

RESMİ açıklamaların hiç biri diğerini tutmuyor.

Daha önce pek çok resmi açıklamada “uçağımızı füzeyle vurdular” denilirken, Genelkurmay Başkanlığı İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Baki Kavun tam tersini söylüyor ve “elimizde füze görüntüsü yok” diyor.

Uçak düşeli yirmi gün olacak, hâlâ nasıl düşürüldüğü belli değil. O kadar çok konuşuluyor ki, açıklamalar birbirini tutmuyor. Öte yanda Rus Dışişleri Bakanı alay kokan üslupla, “elimizde objektif bilgiler var, açıklarım ha” havasında.

İlk günden itibaren hükümete verilen bilgiler ne ölçüde sağlıklı, belirsiz.

Üstüne üstlük, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özel’in sözleriyle, “savaşacak halimiz yok, bununla birlikte ne yapacağımız hiç belli olmaz” efeliğinden geçilmiyor. Suriye ise askeri tatbikatta. Kriz yönetimi karmakarışık.


Natilius’ta Türk temsilci çok dertli

BUGÜNE kadar üç binden fazla deniz dibine dalış yapmış, yüzlerce batık çıkarmış. 2007’den bu yana uğraştığı en büyük proje 1890’da Japonya’da batan Ertuğrul firkateynini çıkarmak.

Suriye’nin düşürdüğü uçağımızın pilotlarını çıkartan Natilius’taki Türk Temsilci Tufan Turanlı ile konuşuyorum dün. Türkiye başta Natilius’a yüz vermiyor ama, başka çaresi yok. Denizin dibindeki batıkları çıkartan, son teknolojiye sahip bir gemi. Sonunda pilotları da bu gemi buluyor.

Elde bu kadar değerli bir gemi var, masraflarını Amerika karşılıyor, Türkiye bu gemiye sırtını dönüyor. Örneğin, Bodrum açıklarında, Ege Denizinde yüzlerce batık var, denizin dibi kültür hazinesiyle dolu. Bütün önerilere rağmen, Kültür Bakanlığı batıkların çıkarılmasına ilgi duymuyor. Oysa, gemi iki ay sonra Türkiye’den ayrılıyor.

Ertuğrul firkateynine gelince, Tufan Turanlı bu gemiyi parça parça çıkartıyor. Gemi batalı 120 yıl olmuş, kayalarda parçalanmış, okyanusta sürüklenmiş. Yine de, parçaları çıkartılıyor, Osaka Müzesi’nde sergileniyor. Buna ilişkin Japon basınında 486 haber ve yorum yayınlanıyor, Osaka Müzesi’ni ziyaret edenlerin sayısı yüzde 28 artıyor. Kültüre ilgi meselesi.

Natilius düşen uçağımızı Suriye kara sularında arıyor, Şam’un umurunda değil, aramaya temsilci bile göndermiyor. Pilotlarımız Suriye kara suları içinde, kıyıdan 8.6 mil açıkta bulunuyor.

X