Dünya Haberleri

    Rusya, Kiev muharebesini kaybetti ama Ukrayna savaşı bitmiş değil

    Emre KIZILKAYA/DIŞ AÇI
    27.03.2009 - 11:40 | Son Güncelleme:

    Doğalgaz krizinin ardından aylardır Rusya ile yakınlaşmış görünen Ukrayna hükümeti, kış biter bitmez müthiş bir çalım atıp enerji şebekesini Avrupa Birliği’ne emanet etti. Buna karşın, Rusya’nın Ukrayna’da kaybettiğini söylemek zor. Uzun vâdede Moskova’nın bölgedeki üstünlüğünü koruduğunu anlatmak için, geçen sonbaharda yapıp tam metnini henüz yayınlayamadığımız bir röportajı sizinle paylaşacağım.

    Önce, Ukrayna-Rusya-AB üçgeninde neler yaşandığını beş maddede özetleyelim, ardındankrizin arka planını” netleştirecek o röportaja geçelim:

     

    1)    Ukrayna’da Batı yanlısı Turuncu Devrim’in ardından Devlet Başkanı olan müttefiki Viktor Yuşçenko ile ters düşen Başbakan Yuliya Timoşenko, son birkaç aydır Rusya ile flört ediyordu. Kremlin her yıl olduğu gibi yine doğalgaz kartını kullanarak “siyasi şantaja” başlayınca, Timoşenko kışın ortasında Moskova’ya gitmiş ve Başbakan Vladimir Putin’e adeta “biat” etmişti. Rusya bunun üzerine yüksek fiyat ısrarından vazgeçti ve kriz âniden çözüldü.

    2)    Bu hafta 180 derecelik bir manevra yapan Timoşenko, ülkesinin doğalgaz şebekesini modernize etme imtiyazını Avrupa Birliği’ne verdi.Timoşenko, “Bu anlaşmada kaybeden yok. Rusya da, isterse, altyapı modernizasyon sürecine katılabilir. Biz sadece milli çıkarlarımızı düşündük” dese de, ihanete uğrayan Putin bu gelişmeye çok sinirlendi. Putin, AB ve Ukrayna’ya, “Kötü niyetli ve profesyonellik dışı bir anlaşma yapıldı. Boru hatlarını yenileyebilirler, peki onu hangi gazla dolduracaklar” diye seslendi.

    3)    AB’nin Rusya’dan aldığı doğalgazın yüzde 80’i Ukrayna üzerinden geçiyor. Bu anlaşmayla, Ukrayna şebekesinin kapasitesi daha da artacak. Böylece Rusya’nın Ukrayna’yı pas geçerek daha kuzeyde yapılması öngörülen iki stratejik boru hattı projesine de gerek kalmayacak. Şebekesinin kontrolünü, söz verdiğinin aksine Moskova’ya değil, Brüksel’e teslim eden Ukrayna, gelecek kış öncesi Rus şantajına karşı elini AB kartıyla güçlendirdi.

    4)    Bu arada petrol fiyatları yeniden 52 doların üstüne çıktı. Enerji zengini Rusya, bu gelişme üzerine kutlamalara başlamak yerine, şu kötümser açıklamayı yaptı: “Fiyatlardaki yükseliş ne yazık ki geçici. Geçen yılki gibi 150 dolara dayanan petrol fiyatlarını daha uzun bir süre göremeyeceğiz.” Yâni Rusya, Avrupa’ya Ukrayna üzerinden sattığı doğalgazdan kazandığı paranın her kuruşuna ihtiyaç duyacak.

    5)    Moskova açısından olumsuz olan tüm bu gelişmeler, yine de Batı’nın Ukrayna’da mutlak bir zafer kazandığını göstermiyor. Sonuçta Ukrayna hâlâ yalnızca bir “transit ülke” ve muhtaç olduğu enerji kaynakları Rusya’nın elinde. Üstelik Ukrayna’da ekonomik krizin de etkisiyle yakında yeni bir “demokratik ayaklanma” yaşanıp bu kez Rus yanlısı bir hükümetin iktidara gelmeyeceğini kim garanti edebilir?

     

    * * *

     

    ABD’nin önde gelen düşünce kuruluşlarından Washington Enstitüsü’nde Türkiye Programı Direktörü olan ve ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Diplomasi Akademisi’nde Türkiye’ye gönderilecek Amerikalı diplomatları eğiten siyasetbilimci Dr. Soner Çağaptay ile, ABD Başkanlık Seçimleri’nden önce İstanbul’da görüşmüştük.

     

    Çağaptay ile yaptığımız röportajın ABD seçimleri ile ilgili bölümünü geçen eylülde Hürriyet’te okumuştunuz (bkz. http://www.hurriyet.com.tr/dunya/9790316_p.asp). Röportajın, Rusya-Ukrayna-Batı ilişkileriyle ilgili ikinci bölümü ise yoğun gündem nedeniyle gazetenizde henüz yer bulmadı.

     

    Bölgede bu hafta yaşanan dramatik gelişmeler üzerine, söz konusu bölümü burada sizinle paylaşmak istiyorum:

     

    Dmitriy Firtaş’ın krizdeki payı

     

    Çağaptay’a göre, Ukrayna ve Rusya arasındaki doğalgaz krizi, "enerji siyasetinin" Moskova'nın yürüttüğü dış politikanın merkezine ne kadar oturduğunu bir kez daha gösteriyor. Rusya, NATO'ya girme ve kendisine karşı durma "cüretini" gösteren Ukrayna'yı "ehlileştirmek" için kış ortasında doğalgazı keserek enerji kartını dış siyasette kullanmayı sürdürüyor.

     

    Çağaptay'a göre, krizin arkasında pek kimsenin bilmediği ikinci bir faktör var. Türkmen gazını Rusya ve Ukrayna üstünden AB’ye satan aracı şirketin ismi RosUkrEnergo. Bu şirketin mülkiyetinin yarısı Rusya'ya ait Gazprom'da, diğer yarısının yüzde 90'ı ise Ukraynalı işadamı Dmitriy Firtaş'ta. Sevkıyat aracılığı sayesinde milyarlarca dolar kâr eden şirket, bir yandan Batı yanlısı Yuşçenko'ya, bir yandan da Rus yanlısı Bölgeler Partisi'ne destek veriyor. (Timoşenko’nun Moskova ile “sözde” anlaşmasından hemen sonra Yuşçenko’ya bağlı Ukrayna gizli servisinin mart ayında bu şirketin Kiev’deki merkezini bastığını ve gaz çalma yolsuzluğunu kanıtlayacak belgeleri aradığını hatırlayalım.)

     

    Başbakan Putin nemalanıyor mu

     

    RosUkrEnergo’nun kasasına giren paranın çoğu Gazprom'a gidiyor. Çağaptay, "Putin'in Gazprom'dan gaz alıp Avrupa'ya satan aracı şirketlerde hisse sahibi olduğu dikkate alındığında, Rusya'nın Ukrayna krizindeki tavrı, biraz da Putin'in şahsi nemalanma mücadelesi olarak görülebilir" diyor.

     

    Avrupa Birliği'nin kış başındaki arabuluculuk girişimiyle krizi gelecek yıla ertelediğini belirten Çağaptay, "Rusya'nın tekeli kırılamadığı için gelecek kış da benzer bir kriz yaşanabilir. Bu tekeli kıracak olan ve Türkiye üzerinden geçen Nabucco boru hattının önemi bir kez daha anlaşıldı" ifadesini kullanıyor.

     

    Gürcistan’daki de enerji savaşıydı

     

    Çağaptay'a göre, geçen yaz sonunda Gürcistan'da yaşanan, “Rus enerji devi Gazprom’un açtığı ilk savaştı." "Rusya, Türkiye’nin iki katı nüfusa sahip. Ama devasa enerji sektörünü çıkarırsanız, ekonomisi Türkiye’den küçük. Bu yüzden Moskova bir süper güç değil, ama konjonktürel bir enerji devi” diyen Çağataptay, şöyle konuşuyor:

     

    “Gazprom-Moskova etkileşimi çok açık. 19'uncu yüzyılda İngiliz dış politikasını kendi aracı haline getiren ‘British East India Company’den beri bu kadar iç içe geçmiş bir devlet-şirket ilişkisi görülmemişti. Yine enerji kaynaklı olan Gürcistan savaşı ile geçen yaz Kafkaslara geri dönen Rusya, Türkiye dahil bütün Transatlantik topluluğu yenilgiye uğratmıştı. Ukrayna'da da aynı mesajı vermeyi sürdürüyor: ABD'nin müttefiki olursanız, ödül değil, ceza görürsünüz.”

     

    * * *

     

    Kısacası, Rusya’nın NATO üyesi olmak isteyen Ukrayna ve Gürcistan üzerindeki baskısı sürecek. Kış geldiğinde Avrupa Birliği yine kendi vatandaşlarını soğukta bırakmamak için Moskova’ya karşı yumuşayacak. Brüksel ve Kiev’den bu hafta yediği darbeyi unutmayan Kremlin, gelecek yıl daha da tavizsiz davranacak. Sonuçta AB’nin genişlettiği doğalgaz şebekesi, Ukrayna’yı da Rus tehditlerinden koruyamayacak. Bu tehditler ya Gazprom’un ikinci savaşı Ukrayna’ya karşı açmasıyla son bulursa?

     

    Ukrayna ve Gürcistan’ı bu kısırdöngüden kurtaracak, Avrupa Birliği’ne de Rusya karşısında derin bir nefes aldıracak Nabucco boru hattı projesi ise hâlâ emekleme aşamasında. Dahası, projenin hiçbir zaman gerçekleşmeme ihtimali de artıyor. Moskova son muharebeyi kaybetse bile, enerji savaşında hâlâ tüm silahları elinde tuttuğu için muhtemelen ellerini ovuşturuyor.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı