Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Rumların üyelik töreni için Dublin’e giderim

    Erdal SAĞLAM
    29 Nisan 2004 - 01:33Son Güncelleme : 29 Nisan 2004 - 01:33

    Başbakan Tayyip Erdoğan, Almanya gezisinde KKTC’de referandum sonrası artan tansiyonu düşürecek mesajlar verdi. Hürriyet’e konuşan Erdoğan, KKTC’ye uygulanan ambargoların kaldırılması için ABD’den olumlu mesajlar geldiğini, bu konuda Başkan Bush’la görüşeceğini söyledi.

    Erdoğan, Kıbrıs Rum kesiminin AB’ye üye olacağı tören için Dublin’e gideceğini belirterek, ‘Tanımıyorum demekle bir şeyi gerçekleştiremiyorsun’ dedi.

    Tanımıyorum demekle olmaz

    Kıbrıs Rum kesiminin 1 Mayıs’ta üye olmasından sonra Ankara’nın tavrı, bu ülkenin tanınıp tanınması gibi konular MGK’da gündeme gelmedi. Geleceği çok iyi okumamız lazım. Şu anda AB’ye bir kere tam üye olarak kabul edilmiş bir ülke var. Tam üye olarak kabul edilmeden önce bile biz uluslararası bir çok münasebetlerde onlarla bir arada olmadık mı? Örneğin sportif müsabakalarda bir arada olmadık mı? Olduk. Ben tanımıyorum demekle, bir şeyi gerçekleştiremiyorsun, yok böyle bir şey. Dolayısıyla İrlanda’daki törene büyük ihtimalle ben kendim katılacağım. Önemli olan bundan sonraki süreçtir. Temenni ederiz ki inşallah Aralık 2004’de de Türkiye’nin müzakere süreci ile ilgili adım atılsın.

    Dargınlığı aşmaları lazım

    Referandum olmuş bitmiştir ve KKTC’deki kardeşlerimiz bir siyasi irade ortaya koymuşlardır. Ve bu siyasi iradeye kim olursa olsun hangi düşüncede olursa olsun, saygı duymak zorunluluğu vardır. Bu gayet açık net bir demokratik tavırdır. Gerek Türkiye’den oraya giden, gerek içerdeki kampanyalara rağmen Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan vatandaşlar yüzde 66 oranıyla evet cevabıyla referandumu noktalamıştır. Şimdi bunlar geride kaldı. Bizim artık yüzde 66’yla yüzde 34’ü beraber buluşturma noktasında desteklememiz lazım. Bizim desteğimiz psikolojik bir destektir. Bunu biz en ileri derecede devam ettireceğiz. Burada bir ayrımcılık bir dargınlık bir kırgınlık olmamalı, bunların aşılması lazım. Bu birinci derecede önemli.

    Denktaş ve Talat barışsın

    Cumhurbaşkanı ile başbakan arasındaki bir olumsuzluğun devamı orada doğru değil. Sayın Cumhurbaşkanı’nın seçilmiş olarak zaten belli bir dönemi vardır. Bu dönem sonunda yeni bir seçim getirecektir. Bence bu dönem içersinde hükümetle cumhurbaşkanı arasındaki münasebetin sevgi ve saygıya dayalı bir şekilde yürütülmesinde çok büyük fayda var. Gerek Sayın Denktaş’ın gerekse Sayın Talat’ın siyasi düşüncelerinin eleştirilmesi noktasında yapacakları değerlendirmeler, yorumlar da dahil olmak üzere asla saygı çerçevesini aşmamalı. O saygı çerçevesinde kalmalı. Bu her ikisi içinde geçerli. Olayın uzun yıllara ve KKTC’ye yönelik önemi var. Bunun halka yansıması var. Halkta meydana getireceği olumsuzluğun bedelini kimse ödeyemez. KKTC’nin böyle bir lüksü yok.

    Sadece 259 milyon Euro yeterli değil

    Bizim asıl burada izlememiz gereken önemli ataklardan bir tanesi, ki bunları iyi takip etmemiz lazım, AB üyesi ülkelerle temaslar. Çünkü ben genel başkanlığım döneminde dolaştığım 14 tane AB üyesi ülkenin hepsinde neredeyse ilk soru olarak hep Kıbrıs’ı gündeme getiriyorlardı. Halbuki Kopenhag siyasi kriterlerinin içinde bu yoktu. Ama de facto bir durum olarak bunu bizim önümüze hep getiriyorlardı. Neticede yine bizim dediğimiz oldu. Davos’ta bir süreci başlattık. Ve gelinen noktada da, Güney’de yüzde 76 hayır çıkması, bizim AB’nin yaklaşımına nasıl bir uzlaşı ile yaklaştığımızı net göstermiştir. Bunu iyi değerlendirmemiz lazım. 259 milyon Euro’nun Kuzey Kıbrıs için verilmesi kararı ve bazı ekonomik yaptırımların kaldırılması adımları bunlar olumlu adımlar. Ama yeterli değildir.

    Kıbrıs’ı görüşeceğim

    ABD’den Dışişleri Bakanımız’a gelen haberler var. Bunlar olumlu haberler. Ben de döndükten sonra Sayın Başkan’la görüşmeyi düşünüyorum. Arayacağım kendisiyle görüşeceğim. Ben oradan da çok olumlu adımların atılacağına inanıyorum. Siyasetçiler bu tür kararları verirken içerdeki yansımaları da düşünmeden edemiyorlar. ABD daha ilk andan itibaren, seçimin öncesinde ve sonrasında bu konuda olumlu düşüncesini Dışişleri’ne yansıttı. Şu anda bize göre öncelikli konu, ambargolardır. Bunlar halledildiği andan itibaren ben inanıyorum ki Kuzey Kıbrıs’taki Türk halkının kendisine güveni daha da fazlasıyla artacaktır.

    Asker çekme gündemde yer almıyor

    Çeşitli şeyler konuşuluyor. Tabii bunlar gerek Kuzey Kıbrıs’taki gerekse Türkiye’deki ilgililerle konuşulur. Genelkurmayımızla, Kıbrıs’la görüşürüz. Oturup değerlendiririz. Ona göre bir karar veririz. Ama şu an için böyle bir karar, düşünce gündemimizde yok.
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı