Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Rumlar, yıllardır dünyayı aldatmışlar

Rumların HAYIR oyu aklıma şu söylemleri getirdi: <b>Günah bizden gitti. Üstelik kendi düşen ağlamaz. </b>Rumlar ada’ yı kendi elleriyle bölünmeye götüren en önemli adımı attılar.

Kendilerini, Türkiye’ yi dünyaya şikayet edemeyecekleri bir duruma düşürdüler. Referandum sonucu , ideal çözümü sağlamamakla birlikte , iyi kullanılabilirse, Türkiye ve KKTC açısından önemli kazanımlar getiriyor.

TÜRKİYE ,PAPADOPULOS’A TEŞEKKÜR ETMELİ...

Bu referandum sonuçlarının en çarpıcı yönü, Kıbrıs Rumlarının 30 yıldır dünyayı kandırdıklarının ortaya çıkarmasıdır.
Şimdiye kadar sürekli şekilde, Türk kardeşleriyle birlikte yaşamak istediklerini , Türkiye’ nin ada’ yı haksız şekilde işgal altında tuttuğunu , Kuzeyin Türkiyeli göçmenlerle doldurulduğunu ve Federatif bir çatı altında birleşmeyi düşlediklerini söylerlerdi.
Türkiye 1974 müdahelesinde haklı olduğunu, ada’ ya 1960’ larda Kıbrıs Rumlarının, ardından da Yunanlı albayların girişimleri nedeniyle adeta zorla müdahele ettiğini dahi anlatamaz ve Rumlar Uluslararası sempatiyi toplarlardı. Başta Ecevit olmak üzere politikacılarının sürekli kaçak politikaları, “ Kıbrıs sorunun 1974’ te çözüldüğünü, geriye artık çözülecek birşey kalmadığı” şeklindeki yaklaşımları, bizi sürekli bir baskı altına sokmuştu. Türkiye 30 yıldır Uluslararası forumlarda hırpalandı, komplekslendi.
Ancak son iki önemli gelişme bu görüntüyü değiştiriverdi.
İlki, Türk tarafının tutum değiştirip çok cesur bir atılımla, Annan planını kabul etmesi ve KKTC halkının da referandumda yüzde 65 gibi olağanüstü bir oranda bu plana onay vermesidir.
Diğeri de Rumların, kimselerin beklemdiği kadar ezici bir HAYIR ile planı reddetmesidir.
Referandum öncesinde, Güney’ deki siyasi liderlerin tutumları, aralarındaki tartışmalar ve referandumun sonucu şu gerçekleri ortaya çıkardı:
Rumlar Türkler ile birlikte yaşamak istemiyorlar. Yanyana, ancak uzakta yaşamayı tercih ediyorlar. Birbirlerini ziyaret etmelerini, ancak akşamları herkesin kendi evine dönmesini istiyorlar. 1977’ de Denktaş- Makarios doruğunda saptanan, ogünden bu yana binlerce defa tekrarladıkları,bir çözümün temelini oluşturduğunu ileri sürdükleri, iki toplumlu iki bölgeli Federal bir yapıyı da meğer benimsemiyorlar. Türklere sadece bir azınlık hakkı vermeyi ve Ada’ nın tümünü kendi kontrolleri altında tutmayı planlıyorlar.

ANKARA, ANNAN PLANINI KABUL EDEREK BU OYUNU BOZDU

Bu gerçekleri bizler biliyorduk, ancak dünya bilmiyordu. Ne zaman ki Türkiye yaklaşımını değiştirdi, Rumların gerçek niyetleri ortaya çıktı.
Türkiye bu açılardan, HAYIR kampanyası yapan Papadopulos’ a teşekkür etmelidir.
Rumlar belki farkında değiller ancak, attıkları bu adımla, adayı kendi elleriyle bölünmeye itmiştir. Türkiye’ nin sırtındaki büyük yükü almıştır. Annan planındaki müzakereler sonucunda ,Türkiye’ nin 74 hareketinin yasallığı dolaylı şekilde kabul edilmiştir. Rumlar bundan böyle, eskisi gibi Uluslararası kamu oyunun önüne çıkıp göğsünü gererek ne işgalcilikten, ne insan haklarının çiğnenmesinden, ne de göçmenlerden söz edebilirleceklerdir. Söz etseler dahi, inandırıcı olamayacaklardır.
Uluslararası kamu oyu gözünde Türkiye artık suçlu sandalyesinde oturtulamayacaktır. Başta Avrupa Birliği olmak üzere, ABD ve Uluslararası kamu oyu, Rumların reddinden dolayı Türk tarafını cezalandıramazlar. KKTC’ nin statüsü normalleştirme çalışmaları gecikmeden başlamalıdır.
Belki Annan planı ölmüştür, ancak ilerde birgün yeniden bir çözüm tartışması yapıldığında, Türk tarafının Annan planının gerisine gitmesini kimse istememelidir.
Referandumda her iki tarafında EVET demesi en ideal çözüm olurdu, ancak bu haliyle dahi, Türk tarafı önemli kazançlar elde etmiştir.
Bu sonuç bana iki deyişi hatırlattı:
Kendi düşen ağlamaz.
Günah bizden gitti.

PAPADOPULOS RİSKLİ, ANCAK ÇOK AKILLI BİR OYUN OYNADI

Rum lideri Papadopulos yabana atılmayacak bir politikacı olduğunu ortaya koydu. HAYIR kampanyası açarak, belirli bir risk aldı. KKTC’ nin hayatını rahatlatacak gelişmelere yol açacağını, hatta ilerde bir tanınmanın dahi gerçekleşebileceğini, Türkiye’ yi Uluslararası kamu oyunda eskisi gibi hırpalayamayacağını bilmesine rağmen , son derece önemli bir siyasi manevra yaptı.
Bence Papadopulos kan kokusu aldı.
Türkiye’ den, Annan planıyla elde edemediklerini ilerde çıkartabileceğinin hesabını yaptı.
Unutmayalım ki, Annan planı Papadopulos’ un dünya görüşü ve inançları açısından bir felaketti.
30 yıldır üstünde oturdukları Devletleri elden gidiyor, refahlarını Türklerle paylaşıyorlar, Türk askeri ve göçmenleri yasallaştırıyorlar, bütün bunlara karşılık doğru dürüst birşey alamıyorlardı.
Türk tarafı planın nimetlerinden hemen yararlanırken, Rumlar 12 yıl sonra topraklarına geri dönmeye başlayacak( o da çok kısıtlı olarak), mallarının bir bölümünü alabileceklerdi.
Papadopulos bu manzara karşısında, Annan planındaki avantajları cebine koydu ve olayı uzun vadeye yayarak, belki daha fazla bazı ek ödünler elde edebilmenin hesabıyla harekete geçti.
Öncelikle, referandumun sonucundan halkın nabzını iyi tuttuğu anlaşılıyor. Rumlar halkındaki, Türklerle iç içe yaşamamak- Refahı ve Devleti Türklerle paylaşmamak arzusunu iyi kullandı. HAYIR diyerek, hem Devletini kurtardı, hem refahının paylaşılmasını engelledi ve ülkesini AB treninin son vagonuna atıverdi. “Bundan sonrası da biraz AB’ nin işi “ diyerek, sorunun çözümünü erteledi.
Bütün bunların yansıra da, iç politikada rakipleriyle yarışında ön aldı. AKEL’ i bile sarstı, kontrpiye’ de bıraktı. Kendini “ Son Rum devletini kurtaran lider” konumuna sokmasını bildi.
Ne zamana kadar ?
Türkiye ile AB katılma müzakereleri süreci ve nihayet Ankara’ nın tam üyelik aşamasına gelmesine kadar... Papadopulos, Türkiye’ ye mutlaka müzakere tarihi verilmesinden yana olacaktır. Zira oyun planına göre, Türkiye AB ile müzakere ettikçe, Rumların ek birşeyler elde edebilme şansları vardır. AB dışında bırakılmış bir Türkiye, tam aksine tehlikeli olur.
Papadopulos ,bütün bu süreçte hep elini deneyecek. Her aşamada, veto hakkını kullanma şantajını yapacak ve Türkiye’ den ufak tefek ödünler isteyecektir.
Acaba istediğini elde edebilir mi?
Hiç belli olmaz.
Bakarsınız koşullar değişir ve rüzgarlar Rumlardan yana eser. Bugün yaşananlar unutulur .Türkiye geçmişteki gibi hatalı politikalar uygular, şu anda elde ettiklerinin rehavetine kapılır ve sürekli bir adım önde olması gerektiğini unutur. Sonuçta da, yine kendi kendini Uluslararası baskı altına sokabilir.

Dedik ya, Papadopulos çok riskli, son derece cesur, ancak sonucu kendi açısından bugünkünden daha iyi olabilecek bir süreci başlattı. Tek dikkat edilmesi gereken nokta, artık Türkiye’nin de uyandığı ve oyunu doğru oynamaya başladığı gerçeğidir.

Papadopulos’ u küçümsemeyin...

X