« Hürriyet.com.tr

Ruhu, parke taşı dar sokaklarda saklı

Trabzon’u gezmeye kentin merkezindeki eski kalıntılardan başlanabilir. Bir kenti iyi öğrenmenin yolu, onu yürüyerek dolaşmaktır. Gerçek dokusu ve ruhu o zaman anlaşılabilir.

Yıldırım GÜNGÖR
X

İlk hedefiniz Ayasofya Kilisesi.Oldukça geniş olan bahçesinde birkaç Osmanlı mezarı da bulunuyor. I. Manuel tarafından 1250-1260 yılları arasında yaptırıldığı düşünülen yapı, Trabzon’un 1461 yılında Fatih tarafından alınmasıyla camiye dönüştürülmüş. İçindeki freskler ilk günkü renklerini koruyor.

GERÇEK TRABZON BURADA

Ayasofya’dan sonraki hedefiniz Zağanos köprüsü.  Trabzon valisi Zağanos Paşa tarafından 1467’de yaptırılmış olan köprü, tüm görkemiyle ayakta. Köprüye varmadan solunuzdaki mahallenin dar sokaklarına dalarsanız, çok farklı bir Trabzon’la karşılaşırsınız: Etrafı beton binalar tarafından kuşatılmış olan gerçek Trabzon’la... Aralarda ortaya çıkan tek tük eski Trabzon evleri, mimari zarafetin en güzel örnekleri. Ne yazık ki sayıları çok çok az. Trabzon Kalesi, Ortahisar Camii, Gülbahar Hatun Türbesi, Yeni Cuma Camii,Santa Maria Kilisesi, Kızlar Manastırı, Büyük İmaret Camii ve Bedesten de görülmeye değer yerler. Trabzon’a kadar gelmişken trabzonspor müzesini gezmeden olmaz. Ardarda şampiyon olan efsane kadronun izlerini burada bulabilirsiniz. Öğleden sonra Atatürk Köşkü’nü ziyaret edin. Köşk, Soğuksu semtindeki bir çamlığın içinde bulunuyor. Bahçe düzenlemesi ve manzarası muhteşem. Her bir odası tarih kokan köşk, yakın tarihimizin önemli eserleri arasında. Atatürk’ün kenti ilk ziyaretinde satın alınmış. Vasiyetnamesini 1937 yılında bu köşkte yazmış olan Atatürk’ün, 1937’de üzerinde karalamalar yaptığı Türkiye haritası en değerli eşyalar arasında.

İKİNCİ GÜN DOĞAYA

Ertesi gün Trabzon’un dış yüzünü görmek için Altındere vadisindeki Sumela Manastırı’na doğru yola çıkın. Yerden 200 metre yükseklik kireçtaşları içine oyulmuş Ortodoks Kilisesi, Anadolu’nun en önemli eserlerinden. Gişelerden itibaren yaklaşık 1 km’lik bir dik patika,  başta insanın gözünü korkutuyor ama manastıra girildiğince tüm yorgunluklar sona eriyor. Hem manastırın içi hem de manastırdan bakıldığında görülen manzara muhteşem. İç avludaki kaya kilisesi aynı zamanda manastırın en eski yapısı. Vadide ıhlamur, meşe, karaağaç, kestane, söğüt, orman gülü, köknar, kavak gibi ağaçlar bulunuyor. Zamanınız kalırsa Vazelan manastırını da görmeyi ihmal etmeyin.Trabzon’da iki gün geçirecekseniz ve ilk günü şehir merkezine ayırırsanız, ertesi gün bir karar vermeniz gerekiyor. Şehrin çevresinde o kadar çok doğal güzellik var ki, hepsine yetişemezsiniz. Örneğin Uzungöl. Bir zamanlar yayla olan Uzungöl, artık gelişmiş bir kasaba görünümünde. Göl çevresi özellikle bahar aylarında muhteşem bir çiçek bahçesine dönüşüyor. Bununla birlikte Zigana kayak tesisleri de zaman ayırmaya değer. Kayak bilmeniz şart değil. Havasını soluyun yeter. Henüz mevsimi gelmediğinde Trabzon yaylalarından şimdilik bahsetmiyoruz.

Kanuni’nin doğum yeriTrabzon’un, Ege’deki yurtlarından yola çıkarak Sinop’a gelen Miletoslu koloniciler tarafından İÖ 756 yılında kurulduğu tahmin ediliyor. O dönemdeki adı Trapezos’tur. Daha sonra Pers ve Roma egemenliği altında giren Trabzon, uzun süre Roma ve Bizans egemenliğinde kaldı. Gürcü Kraliçesi Tamara’nın yardımıyla 1204’te bölgede Trabzon Rum İmparatorluğu (Pontus Devleti) kuruldu. Bölge’de 1300’den itibaren Cenevizliler egemen olmaya başladı. Fatih tarafından 1461’de Osmanlı toprağına katıldı. Yavuz Sultan Selim’in Valilik yaptığı, Kanuni Sultan Süleyman’ın doğduğu Trabzon, 1868 yılında vilayet oldu.  Bölgeye ait en eski kaynak, Perslerle savaşıp yenilen 10 bin civarında paralı Yunan askerinin geri dönüşünü anlatan Ksenophon’un Anabasis (Onbinlerin Dönüşü) adlı eseri. İÖ 400 yılının şubat ayında, soğuk mu soğuk bir havada Biksidis Çayı’ndan (Değirmendere) Trabzon’a inen onbin asker, Trabzon’da bir ay kalmış, Zeus ve Herakles’e kurbanlar adamış, hatta minik bir olimpiyat bile düzenlemiş.

ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA SONU NEREYE (26-27 Şubat)

istanbul’DAN...Gurme turuna: 26 Şubat istanbul’dan kalkan uçakla Gaziantep’te buluşma. Kahvaltıdan sonra Gaziantep Arkeoloji ve Mozaik Müzesi ziyareti. Buradan Cam Ederleri Müzesi’ne gidewrek yöresel telkari, cam işçiliği, mozaik, kutnuculuk hakkında bilgi alma. Mehmet Usta lokantasında simit kebabı, küşleme, taraklık gibi mahalli yemekler ve salata eşliğinde öğle yemeği. Tatlı olarak havuç dilimi. Yemekten sonra Karanazar Nazaretyan Konağı’nda kahve molası, Bakırcılar ve Yemeniciler çarşısında alışveriş imkanı. Mevlevihane ve Emine Göğüş Mutfak Sanatları Müzesi ile eski hanları ziyaret. Meşhur İmam Çağdaş’ta akşam yemeği. 27 Şubat’ta Adana’ya hareket. Taş Köprü ve Sabancı Camii gezileri sonrasında Adana kebabıyla öğle yemeği. Seyhan Nehri, Taş Köprü, Sabancı Camii ziyareti. Arkeoloji Müzesi, Ulu Camii, Küçük ve Büyük Saat gibi önemli noktaları gezdikten sonra akşam saatlerinde istanbul’a dönüş. Fiyatı 242.25 lira (şehir içinde ulaşım, konaklama, sabah kahvaltısı, müze giriş ücretleri, rehberlik) Tel: (212) 251 73 03 www.breakoutdoor.com 

ankara’DAN...Erciyes’e kayağa: 26 Şubat 07.00’de ankara’dan hareket, 12.30 civarı Kayseri’ye varış. Öğle yemeği molasının ardından Humat Hatun Meydanı ve Külliyesi gezisi ardından Erciyes’e çıkış. Otele yerleştikten sonra serbest zaman. İsteyenler için kayak, isteyenler için telesiyejle pistlerin üst noktasına çıkıp Erciyes Dağı manzarasını fotoğraflama imkanı. 27 Şubat, saat 16.00’ya kadar serbest zaman. Uygun molalar sonrası 22.30 civarına ankara’ya varış. Fiyatı 250 lira (Ulaşım, konaklama, kahvaltı, otelde açık büfe yemekler, rehberlik) Tel: (312) 435 08 80 www.ayakizi.com.tr

Kaynak: Yıldırım GÜNGÖR

36 Saat
36 saatte New York’un Latin yüzü
SonbaharSonbahar
Sonbaharın en güzel yurt içi adresleri
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Kaçırılmaması gereken seyahat fırsatları ve haberler
GezginGezgin
İmparatorun bindiği arabaya otostop çekti
GezginGezgin
İki çocukla ‘cruise’ olur mu?
GezginGezgin
Sonbaharda Kuzey Yunanistan turu