Ruh gönül beden ateş - Hürriyet Arşiv Haberleri

Ruh gönül beden ateş

Hürriyet Haber
20 Mart 2013 - 00:00Son Güncelleme : 20 Mart 2013 - 16:28

Anjelika Akbar’ın bestelediği ve düzenlemeleri yaptığı yeni bir sahne performansın Dünya Prömiyeri 30 Mart Cumartesi saat 16.00’da Fulya Sanat’ta gerçekleştirilecek.

Performans Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Rengim Gökmen ve  İstanbul Devlet Opera ve Balesi Müdürü ve Sanat Yönetmeni Suat Arıkan’ın  ve Beyhan Murphy’nin desteği ile sahneleniyor. Anjelika Akbar ile birlikte sahne alacak Opera ve Bale Orkestrası kadrosunun solistlerinin katkıları ile gerçekleştirilecektir. Sahne düzenlemesi Yücel Özeke’ye aittir. Eser, İstanbul’un ardından birçok Türkiye sahnelerinde ve yurt dışında sahnelenecektir.


Anjelika Akbar, Cemre kavramı ile ilk kez Türkiye’de tanıştı ve çok etkilendi… Her ne kadar bu gelenek antik zamanlarında Doğu ülkelerinde yer alsa da,  Türkiye hariç diğer bölgelerde zamanımızda neredeyse tamamen unutuldu. Anjelika Akbar “cemreleri” sadece mistik veya meteorolojik tarafı ile değil, aynı zamanda manevi anlamlarıyla inceleyerek, etkileyici bir beste çalışmasına imza attı.

 

RUH, GÖNÜL, BEDEN VE ATEŞ


Kor ateş anlamına gelen Cemre mana olarak ise bir anlamda da “Emre”, yani Aşk anlamına geliyor. İnanışa göre, İlkbahar’ı müjdeleyen “cemreler” güneş’in kor ateşini dünyaya yaklaştırıp, ilk önce hava’ya, sonra su’ya ve son olarak toprak’a dokunur, ısıtır ve buz suya dönüşür. Hava’yi ruh, Su’yu gönül ve Toprak’ı beden olarak ele alırsak, Aşk ilk önce ruhumuza, sonra gönlümüze, sonra da bedenimize tesir edip bizi dönüştürür; Dünya ise idrakimizi ve yaşamamızı bütünüyle değiştirir.


Anjelika Akbar, bu konu üzerine yoğunlaşarak gerçekleştirdiği tefekkür ile bestelediği eser beş bölümden oluşuyor: Prolog, Hava, Su, Toprak, Epilog…

ANJELİKA AKBAR BENDİR ÇALACAK


Üç Cemre’yi üç enstrüman temsil ediyor: Hava-Klarnet (Ecesu Sertesen), Su-Piyano(Anjelika Akbar), Toprak-Çello (H. Şafak Erişkin). Cemre’ler bir doğa olayı olarak bir doğa figürü ile birleşiyor ve doğa’yı Mezzo-Soprano (Elif Tuğba Tekışık) temsil ediyor. Eser tamamen kadın müzisyenler tarafından seslendirilecektir. Piyanist Anjelika Akbar kendi enstrümanı dışında aynı zamanda Bendir de çalacaktır ve Bendir eserde ‘sonsuz devinim ve ritim, varoluşun kesintisiz nefesini’ temsil edecektir.


Beste, biçimsel anlamda tamamen serbest bestelenmiştir, kavram üzerine yapılan tefekkür sonucunda doğan sinematografik yaklaşımıyla aynı zamanda müzik tarzı olarak kısıtlamalardan tamamen özgürdür. Fakat buna rağmen etnik köken, atonal ve film müziği gibi öğelerin birbirilerine geçmiş olduğu kendine özgü bir müzik tarzı fark ediliyor.


Prolog ve Epilog bölümleri dışındaki bölümlerden her birinde solist rolünü üstlenecek bir enstrüman mevcuttur. Prolog bölümünde verilen doğa ana teması her bir bölümde kendini farklı biçimlerde hatırlatıyor. Bölümlerin başlangıcında buz halinde olan cemrelere, doğa’nın ana teması dokunduğunda durağanlıktan uyanıp harekete geçen cemreler, sonunda dönüşüyor ve Bahar/Aşk halini alıyor. Her bölüm, bir önceki bölümlerin öğelerini taşıyor. Son bölüm Epilog ise bir kutlamadır, her bölümün temalarının coşkulu bir kucaklaşmadır.


Akbar, bestesinde Tekbir’i ve “Ben Melamet Hırkasını/Haydar” ilahisini kullandı!
Anjelika Akbar bestede özgün temalar dışında “Ben Melamet Hırkasını /Haydar Haydar” ilahisini; aidiyet konusunda hala netleşmemiş olsa dahi, Itri’ye ait olan “Tekbir” teması, ve Moğolistan/Kazakistan steplerinde doğan “Chinggis Ayalguu –A” adlı antik bir halk müziği örneğini kullandı.
“Üç Cemre, Üç Aşk” sadece bir konser değil, aynı zamanda değişik bir dekoru ve özel kıyafetlerle olan bir sahne performansıdır.


 

 

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı