Gündem Haberleri

    RP bedelini ödedim

    Hürriyet Haber
    01.07.1999 - 00:00 | Son Güncelleme:

    DYP Lideri Çiller, RP ile kurduğu koalisyondan asla pişmanlık duymadığını söyledi. Çiller, ‘‘Türkiye'nin başka çaresi yoktu. Eğer denenmemiş olsaydı, bugün RP tek başına iktidardı’’ dedi. Bunun bedelini kendisinin ödediğini belirten Çiller'in sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:

    1995 seçimlerinde vatandaştan RP ile mücadele edeceğiniz taahhüdüyle oy istediniz. Bu partiyi Ortaçağ karanlığının temsilcisi olarak nitelendirdiniz. Özellikle büyük kentlerde pek çok insan size bu taahhüdünüz nedeniyle oy verdi. Siz bu partiyle koalisyon kurunca büyük hayal kırıklığı yarattınız. Bu da son seçim yenilginizde faktör değil mi?

    Doğru, ama ben bunun da diyalog eksikliğinden kaynaklandığını düşünüyorum. Ben seçim alanına çıktım ve millete, ‘RP’ye oy vermeyin, bunlar tehlikelidir. Ortaçağ karanlığıdır' dedim. Ve ben seçimlerden sonra ANAP'tan 10 milletvekili fazla geçirdim Meclis'e. O sırada ANAP, RP'ye yanaştı, bir koalisyon kurma protokolü hazırlandı. Devreye girdim ve Sayın Yılmaz'a gittim. Bana ‘RP ile niye kurdun?’ diyenlerin ilk önce ANAP'la koalisyonun niye bozulduğu sorusuna cevap vermek mecburiyetleri vardır. Çünkü ben onu kurabilmek için Meclis Başkanlığı'nı, başbakanlığı, herşeyi verdim. Yürümedi, yürümemesinden sonra birkaç çaba daha gösterdim. Gittim bütün liderleri dolaştım, dedim ki ‘Gelin birlikte koalisyon kuralım.’ Olmaz dediler. Gelin seçime gidelim dedim, hayır dediler.

    REFAH İKTİDAR OLURDU

    Sonra RP ile kurduğum koalisyonda bir protokol hazırladım. İyi bir protokoldü. Onlar, Çekiç Güç'e, Olağanüstü Hal'e, AB'ye, faize, özelleştirmeye hayır diyorlardı. Türkiye en büyük özelleştirmeyi o dönemde yaptı. Ama ilk 3 ay büyük mücadele oldu. AB'ye imzada onlar da vardır. İsrail'le anlaşmada imzaları vardır. Türkiye gelinen noktada RP'yi denemek mecburiyetinde. Topluma RP'nin ne olduğu gösterilmiştir, RP'nin iyi veya kötü taraflarını toplum denemiştir. Eğer denenmemiş olsaydı, bugün RP tek başına iktidardı. Bunu bu boyutuyla hiç kimse değerlendirmedi, hiç kimse anlatmadı. Halbuki gelinen noktada başka çare yoktu, RP denenmeliydi. Bunu bedelini de ben ödedim. Ama bunu öderken, ne yaptığımı anlatmak da mümkün olmadı. Siyasetçi olarak millete verdiğim söz karşısında ne yapabilirdim.

    TÜRKİYE'Yİ AB'YE SOKACAKTIM

    Bu deneme aynı zamanda cumhuriyet tarihinin en ağır rejim bunalımlarından birini de yarattı.

    Hayır... Ben o dönemde Sayın Erbakan'ı istifa etmesi için ikna ettim ve bunu aşmanın formülünü de ortaya koydum. ‘Bizim başbakanlığımızda 3 ay içinde seçime gidelim’ dedim. Bu sırada AB'ye sokarım Türkiye'yi, tam üyelik sürecine sokarım, 3 aya daha ihtiyacımız var. Sonra seçimde bedel ödeyecektim, onu da biliyordum. Ama, tarihi bir misyondu. Türkiye'yi AB'ye sokmuş, RP demokrasi içinde denenmiş, milletin tekrar gelip oy verebileceği bir ortam hazırlanmış. Kendi vicdan muhasebemde çok rahattım. Başka alternatif yoktu. Ve Türkiye'nin RP'yi denememe durumundaki geleceği noktayı da, ben çok net görüyorum.

    O dönemde bir rejim bunalımı sizce oldu mu?

    Türkiye'nin bir an önce seçime gitmesi durumunda olmazdı.

    PİŞMAN DEĞİLİM

    Refah ile koalisyon kurduğunuz için iç dünyanızda bir pişmanlık duyuyor musunuz?

    Hayır. Çünkü o dönemde kurulması gerekliydi. Başka çaresi yoktu Türkiye'nin. Ne yapacaktık, seçime gidelim diyorum gitmiyor, gelin hükümet kuralım diyorum kurmuyor. Hep diğer alternatif, o da hazırdı. ANAP ile RP ile kuracak. Bunun da çok sakıncalı olacağını düşünüyordum. O mücadeleyi başka kimseye bırakamazdım ve çok da iyi mücadele yaptım. Özelleştirme, AB, Gümrük Birliği gibi konularda bir ortaya doğru çekiş de oldu. Ama her partinin kendine özgü lisanı var. Bu bir demokratik uzlaşmadır, çaresi yok, koalisyon varsa bu olacak.

    Cumhuriyetin altını

    oymaya çalışıyorlar

    Başbakanlığınız döneminde, orduyla çok iyi ilişkileriniz vardı. RP'yle koalisyon kurmanızla orduyla ilişkilerde sıkıntılı bir döneme girdiniz. Özellikle ANASOL döneminde orduyu zaman zaman karşınıza aldığınız oldu. Bu tutumu bugün de muhafaza ediyor musunuz?

    Benim Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı olmam mümkün mü? Mümkün değil. Ben onlarla çok ciddi bir dönemi, terör mücadelesini yürütmüş birisiyim. Çok büyük bir siyasi kararlılık koyduk. Burada bireysel bir takım şeylere karşı bizim bazı tepkilerimiz oldu, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı olmadı hiçbir zaman. Olması da mümkün değil. Zaten Türk Silahlı Kuvvetleri'nin açıklaması vardı, orada münferit kelimesi kullanılmıştı.

    28 Şubat süreci işliyor. Bu süreçte ordunun irticayla mücadelede müdahil olmasını nasıl karşılıyorsunuz?

    İrtica ile mücadele aslında hükümetlerin işidir. Türkiye'de 2 grup var. Bunlardan biri, Türkiye'de laikliğin ve irtica karşıtlığının arkasına saklanarak bir hükümet kurdular, cumhuriyet tarihinin en büyük desteğini aldılar, ama en büyük talanını yaptılar. Bunu Atatürkçülük veya laiklikle bağdaştıramıyorum. Atatürkçülük, laiklik kalkanını arkasına geçtiler ve cumhuriyet tarihinde hiç görülmemiş bir talan oldu. POAŞ'lar, Türkbanklar vs. Bir başka grup daha var Türkiye'de. Bunlar da demokrasinin arkasına saklanıyorlar, aslında samimi değiller. Onlar da cumhuriyetin altını oymaya çalışıyorlar.

    Kim onlar?

    Kim olduğunu kamuoyu tanıyor. Ben genelleme yapamam.

    GÜLEN İDDİALARI CİDDİ

    Fethullah Gülen'in video bandı yayınlandı. ‘Kimliğinizi saklayın ve devlet kurumlarına sızın’ diyor. Bu sözleri sarfeden biri dediğiniz kategoriye giriyor mu?

    Devlet, Fethullah Gülen'i daha çok yurtdışı okulları çerçevesinde tanıdı. Yurtdışına seyahat ederdik, okulları görürdük. O çocukların bir Atatürk köşesi vardır, İstiklal Marşı söylerler vs. Mesele yargıya intikal etmiş. Ancak iddialar çok ciddi ve doğruysa DYP'nin onun yanında olması mümkün değil. Savunmasını da adalet önünde yapacaktır.

    Demirel laikliğe karşı tehlike yok dedi

    BEN o dönemde Sayın Cumhurbaşkanı'na bir mektup yazdım. Tarihi bir mektup bu. Dedim ki, ‘Siz laik Türkiye Cumhuriyeti için bir tehlike görüyor musunuz? Görüyorsanız bana söyleyin’. ‘Ben görmüyorum ama, bunu söyleyenler var’ dedi.

    Tarihi ne zaman bu mektubun?

    Çıkarttırırım. Ama RP ile koalisyon kurduktan sonra, hükümet icraatı içinde sıkıntılar başladıktan sonra. Ben şu anda Sayın Cumhurbaşkanı'nın ağzına birşey koymuş olmayayım, ama bana ‘böyle bir tehlike görünmüyor, ben böyle düşünmüyorum ama böyle düşünenler var’ şekline gelecek bir yanıt verdi. Orada hassas olmak durumundayım. Yanıtın ruhu buydu.

    Siz bu gerekçeleri getirseniz de vatandaş, ‘Ben Tansu Hanım’a RP'yle mücadele edecek diye oy vermiştim. O bu sözünü tutmadı' diyor.

    Doğru diyor, ama gelinen noktada başka ne yapılabilirdi? Ben başka ne yapabilirdim? Yani, başbakanlığı vermişsiniz, Meclis Başkanlığı'nı vermişsiniz, seçime gidelim demişsiniz, gelin dörtlü koalisyon kuralım demişsiniz... Başka ne yapılabilirdi, bana bunu söyleyin.



    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı