Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

‘‘Rose of İstanbul'' ajan mı?

Emin ÇÖLAŞAN

İşçi Partisi Başkanı Doğu Perinçek, Tansu Uçuran Çiller'in CIA ajanı olduğunu, CIA'dan para aldığını iddia etmiş ve DGM'ye suç duyurusunda bulunmuştu. DGM Başsavcılığı, iddiaları Askeri Savcılığa havale etti. Yakında Tansu'nun ifadesi alınacak.

Şimdi elimde bu konuda belgeler var. Bu belgeler başkalarına da ulaştı ve yakında ilgili yargı makamlarına iletilecek. Sanırım Tansu bu kez zor durumda kalacak.

Bir CIA belgesi. Tarihi 2 Ağustos 1982. Üzerinde çok büyük bir TOP SECRET-ÇOK GİZLİ damgası var. Bir ajanın dosyası. Bu belgede özetle şöyle deniliyor:

‘‘Bu dosya ve içindekiler yeniden tasnif edilmiş ve ÇOK GİZLİ-SADECE BAKILABİLİR grubuna alınmıştır. Bu dosya hiçbir şekilde kopya edilemez, içinden herhangi bir not alınamaz ve ana dosyasından bu Ofis'in yazılı izni alınmadan çıkarılamaz.

Adı geçen kişi en değerli ajanlarımızdan biridir...''

Belgede ayrıca, yanlış bir iş yapıldığı takdirde ajan ve ailesinin hayatının tehlikeye gireceği vurgulanıyor ve şöyle deniliyor:

‘‘Bu dosyaya tek giriş yolu... Ankara (birimleri) dir...''

(Burada bizim bilmediğimiz DDCI, DCO, COS gibi Amerikan ve CIA yönetim birimleriyle ilgili bazı kısaltılmış ifadeler geçiyor. Bunlara girmiyorum.)

Evet, bu belgede Ankara'dan söz edilirken, ajan'ın bir kadın olduğu da, kendisinden ‘‘Her'' diye söz edilmesinden anlaşılıyor.

Ayrıca belgenin üzerinde ‘‘Konu: 79 314/2 yazıyor. Bu numara ajanın kod numarası olabilir.

* * *

Şimdi gelelim diğer belgelere. Bunlarda iki CIA görevlisinin imzalı ve noterden onaylı yazılı ifadeleri yer alıyor. Anlaşıldığı kadarıyla, bu iki şahıs da CIA'da üst düzey görev yapıp emekli olmuşlar. İkisi de Tansu'yu biliyor.

Bu imzalı beyanlardaki ifadeler, Doğu Perinçek'in söylediklerini doğruluyor. Bunları da özetliyorum.

‘‘1968 yılında CIA'da göreve başladım ve 1992'de emekli olana kadar burada kaldım. Kendi ülkelerinde maaşa bağladığımız yabancı ajanlarla ilgilendim ve bunları John McMahon'a bildirdim.

Bunlardan biri, sonradan Türkiye'de başbakan olan Tansu Çiller'di. Kendisinden sık sık bilgi alır ve ‘‘Harika'' olarak nitelerdik. Yılda l00 bin dolar maaş alırdı. Dosyasındaki kod adı ‘‘Rose of İstanbul-İstanbul'un gülü'' idi. 1979 yılında kendisi ABD vatandaşı olmuştur. Dosyası ÇOK GİZLİ başlığı altındadır.''

Bu ifade Avrupa'daki Amerikan askeri birliklerinden birinin yine asker olan noter görevlisi önünde, kimlik ibraz edilerek verilmiş. İfadeyi 14 Nisan 1997 tarihinde alan, imzası ve damgasıyla onaylayan Amerikan devlet görevlisinin adı Yüzbaşı Howard Burns.

* * *

İkinci yazılı ve yine noterden onaylı ifade, diğer bir CIA emeklisi tarafından veriliyor. Onu da özetliyorum:

‘‘1968-1985 yılları arasında CIA'da görev yaptım. Bayan Tansu Çiller, görev dönemimde maaşlı ajandı. CIA'nın doğrudan denetimi altında bilgi getirirdi. Bu amaçla Ankara'daki ABD Büyükelçiliği'ne kendiliğinden başvurmuştu. O sırada İstanbul Robert Kolej'de okuyordu.

Amerika'da tarafımızdan eğitimden geçirildi. Daha sonra doktora yaptı. 1974 yılından itibaren, özel bir hesaba ödenmek üzere yılda 100 bin dolar maaşa bağlandı.

1983 yılında dosyası gözden geçirilirken, ABD vatandaşlık başvurusunun 1 Temmuz 1979 tarihinde kabul edilmiş olduğu görüldü.''

Bu yazılı ifade mayıs 1997'de veriliyor ve New York Eyaleti Kamu Noteri Michael J. Sarno tarafından onaylanıyor.

* * *

Bu belgeler önümüzdeki günlerde adli makamlara teslim edilecek. Tansu hakkında CIA ajanlığı konusunda açılmış olan soruşturma, belki büyük bir hız kazanacak. Ayrıca bu konuda tanıklık yapacak bazı kimseler olacak.

Bunlar bendeki belgeler. Belki başka şeyler de vardır, bilemem!

* * *

Ortada çok ciddi ve vahim bir durum var.

Türkiye'de ‘‘Başbakan'' ve ‘‘Dışişleri Bakanı'' olarak görev yapan, bir partinin genel başkanlığı makamında bulunan Tansu'nun CIA ajanı olduğu iddia ediliyor ve iddialardan öte, ortaya bazı belgeler çıkıyor.

Bu belgeler Doğu Perinçek'in gündeme getirdiği hadiseyi doğruluyor. Perinçek bu konuyu 16 Mayıs günü açıkladı. Şimdi aradan 2 ay geçti, medyada konu işlendi, sorular soruldu ve Tansu'dan bizim beklediğimiz anlamda tutarlı bir açıklama gelmedi.

Perinçek bu iddiaları gündeme getirdikten haftalar sonra Amerika tarafından bir açıklama yapıldı ve Tansu'nun CIA ajanı olmadığı vurgulandı.

Dünyanın hiçbir ülkesi, böyle bir durumda ortaya çıkıp da ‘‘Evet, falanca şahıs bizim paralı ajanımız olarak görev yapmıştır'' demez, diyemez. Dolayısıyla, Amerika'nın günler sonra yaptığı bu açıklamayı normal karşılamak gerekir.

* * *

Dikkat ediniz, ben burada Tansu'nun bir ‘‘CIA ajanı'' olduğunu savunmuyorum. Böyle bir iddiam yok. Ancak, elden ele dolaşan ve önümüzdeki günlerde Savcılık makamına da verilecek olan bilgi ve belgeler, ne yazık ki bu doğrultuda.

Bu hadise Tansu'yu Yüce Divan'a götürebilir.

Hatırlayınız, Tansu bir süre önce Amerikan vatandaşı olduğu iddiaları tartışılırken demişti ki ‘‘Amerika bize vatandaşlık teklif etti ama biz kabul etmedik...''

Nasıl oluyor bu? Amerika niçin başkalarına vatandaşlık teklif etmiyor da, durup dururken Tansu-Özer ikilisine ediyor? Bunun mantığı, açıklaması var mıdır? Varsa nedir?

Ayrıca, Tansu'nun iki çocuğu da resmen Amerikan vatandaşı. İkisi de orada doğdular. O kadar ki, Tansu ikinciyi doğurmak için özellikle Amerika'ya gidip doğumu orada yaptı ve böylece onun da ‘‘vatandaş'' olmasını sağladı.

Sırf Amerikan vatandaşlığını elde etsin diye çocuğunu taaa Amerika'ya gidip doğuracaksın, ama sana vatandaşlık önerdiklerinde kabul etmeyeceksin!

Tansu unutmasın, bir şeyin şuyuu (kulaktan kulağa yayılması) vukuundan (gerçek olmasından) beterdir.

Şimdi kendisine düşen görev, CIA ajanlığı konusunda konuşmasıdır. Sen bir yanda ‘‘milliyetçilik-muhafazakarlık'' edebiyatı yapacaksın, ondan sonra da bu gibi konularda susacaksın!

Olur mu Hanımefendi, olur mu?

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI