Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Rolün gereğini yapmak

TÜRKİYE’ye ne kazandıracağı belli olmayan referandum yapılırken, Türkiye’yi nereye sürükleyeceği tahmin edilemeyen acı bir haber geldi Hakkari’den.

Terörist saldırının büyüklüğü, Türkiye’nin, bütün çabalarına karşın, PKK’nın böylesi cesarete kavuşacak desteğinin sürdüğünü ortaya koyuyor.

Ancak, Türkiye’nin süreci ne kadar başarı ile yönettiğine de bakmalı.

İki hafta önce aynı gün 15 şehit verilince yaşananları anımsayalım.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, hemen zirve topladı, kararlılık mesajı verildi.

Meclis’ten de sınır ötesi operasyon için tezkere geçirildi.

ASKERE YÖNELİK ŞÜPHELER

Bu iki olayla birlikte hükümete yakın kesimlerden iki tez dillendirildi.

Birincisi, 15 şehit verilmesinde askerin sorumluluğu yok mu, sorusuydu.

Tezkere ile Türkiye, AB ve demokratikleşme sürecinden uzaklaştırılmak için Kuzey Irak’a çekilmek isteniyor, değerlendirmesiydi.

DTP temsilcileriyle AKP’ye yakın medyada bunlar sık sık dile getirdi.

İki tezde de askere yönelik imalar söz konusu.

Buna "normal", diyenler olabilir; ama normal olmayan Başbakan Tayyip Erdoğan ve hemen zirveler toplayan Gül’ün bu tezlere yönelik sessizliğidir.

Dünkü saldırı ardından konuştuğum AKP’nin iki numarası Dengir Fırat derin üzüntü içinde, Türkiye’nin bir yerlere çekilmek istendiğini söyledi.

"Kesinlikle PKK Türkiye’yi Kuzey Irak’a çekmek istiyor" diyen Fırat, düzenli ordu karşısında PKK’nın kendisini riskli görmediğini varsayıyor.

Bununla da yetinmiyor, "Silahlı Kuvvetlerimiz’in orada kiminle karşılaşacağı da belli değil. Sadece ABD veya Barzani değil, El Kaide veya Türkiye ile hesaplaşmak isteyen başka güçler çıkar mı" sorusunu yöneltiyor.

SAVUNMASIZLIK HİSSİ

Fıra
t da dahi bu kuşku varsa, bunu giderecek Gül ve Erdoğan konuşmalı.

Türkiye Kuzey Irak’ta bataklığa mı çekiliyor, ellerinde istihbarat var mı; yoksa bunlar askeri yıpratmak için kullanılan argümanlar mı?

Yine bu iki ismin, şehit sayısındaki artış karşısında askere yönelik kuşkuları dağıtmak için de yetkilerini kullanmaları gerekir.

Kendisine yönelik eleştirilerde esip gürleyen Erdoğan, TSK’yı yıpratan bu değerlendirmeler karşısındaki sessizliğini bozmalı, gerçeği açıklamalı.

Yoksa, Erdoğan, partililere farklı bilgiler mi veriyor, diye sorulacak.

Bunu Başbakan yapmıyorsa, rol kapmayacağına inandığım Başkomutan Gül üstlenebilir.

Bunlar yapılmadıkça TSK da kendini savunmasız hissediyor.

Daha önce de dile getirdim.

TSK’nın bir yıl önce, "Yararlı olur" dediği tezkereye bir yıl sonra "Evet" diyen Başbakan, TSK’nın bir diğer talebi olan terörle ilgili özel birimin kurulması konusundaki görüşünü de açıklığa kavuşturmalı.

Bunu TSK kadar kamuoyu da merak ediyor.
X