Dünya Haberleri

DÜNYA

    Roj TV bilmecesi

    Ünsal Turan/Kopenhag
    30.04.2009 - 18:23 | Son Güncelleme: 30.04.2009 - 18:24

    2003 yılında Danimarka’dan aldığı yayın izni ile halen yayınlarına devam eden Roj TV, Türkiye ve Danimarka arasında gerginliğe neden oldu. Yaşanan tüm gerginliklere rağmen, Roj TV’yi kapatmamakta ısrar eden Danimarka’da, Devlet Başsavcılığının bir iki aya kadar bir karar vermesi bekeniyor.

    Türkiye ve Danimarka arasındaki ilişkilerin kötüye gitmesinde büyük rol oynayan Roj TV’nin kapatılması konusu, bir bilmeceye dönüştü. Roj TV bilmecesini çözmeye çalışan bir çok gazeteci, siyasetçi, terör uzmanı çeşitli yazılar yazıp, açıklamalarda bulunuyor. Yayın iznini Danimarka Medya Sekreterliğinden yani bizdeki karşılığı Radyo Televizyon Üst kurulundan alan Roj TV, nisan ayı başından itibaren anlaşmalı olduğu satelit firmasıyla anlaşmasını bozup daha ekenomik olduğu gerekçesiyle Hellas Sat 2 ve 1 Sat Eurobird 9.0 kuruluşları ile anlaştı. Roj Tv yönetimi, satelit değiştirmenin gerekçesini ekonomiyle bağlantılı gösterse de asıl gerekçe, Türkiye ve İran’ın yayınlarını engellelemesine karşı tedbir almaktı.

    Türk Büyükelçiliğinin girişimleri fayda etmedi

    Türk Hükümeti Kopenhag Büyükelçiliği aracılığı ile, 12 Ocak 2005 tarihinde, Danimarka Radyo Televizyon üst kuruluna bir yazı göndererek , Roj TV’nin Yasadışı kuruluş ve kişilerle ilişkisi olduğunu, Danimarka ceza yasasındaki  114 a,b,c,d nolu maddeerine aykırı yayınlar yaptığını, AB terör listesinde bulunan PKK ile ilişkisi bulunduğunu,  satelit ve kablolu yayın yasasının 3’üncü maddesine aykırı yayınlarda bulunduğunu öne sürerek yayın izninin iptal edilmesini istedi. Kurul Roj TV’ye 28 Ocak 2005’dte bir yazı göndererek savunmasını istedi. Karşılıklı yazışmalar ve araştırmalar soncunda, Radyo Televizyon Üst Kurulu, Danimarka yasalarına göre Roj TV’yi kapatmanın mümkün olmadığı kararını aldı.

    İkinci başvuru

    Türk Büyükelçiliği ikinci başvurusunu 30 Taemmuz 2006’da yaptı. Bu kez  önceki gerekçelere ilave olarak uluslararası anlaşmalar, Avrupa İnsan Hakları anlaşması, BM’nin Covenant, sivil ve siyasi haklar anlaşması,  Avrupa sınırlar ötesi televizyon yayınları anlaşması, AB’nin sınırlar ötesi TV yayınlarıyla ilgili direktifleri, satelit, kablolu yayın ve kısa dalga üzerinden yayınlarla ilgili 17 Nisan 2006 tarihli 338 nolu genelge ve 17 Aralık 2002 tarihli 1174 nolu genelgeler yer aldı. Gerekçeler ve deliller, 3 CD ve bir DVD olarak kurula gönderildi. Kurul yine yapılan incelemeler ve Roj TV’nin savunmasına dayanarak Roj TV’nin yasaları çiğnemediğine karar verdi.

    Ücüncü başvuru

    Ücün başvuru 1 Kasım 2007’de yapıldı. Müracaat belgesinde, Roj TV’nin,  PKK/Kongra Gel’in borazanlığını yaptığı,  yayınları ile insanları teröre teşvik ettiği ve hedef gösterdiğine dikkat çekildi. Belgelerde 8 askerin PKK tarafından rehin alınmasıyla ilgili yayınlar, PKK’nın lider kadrosundan Erdal Bahoz ile yapılan röportaj  delil olarak gösterildi. Bu müracaat da işe yaramadı. Kurul Roj TV’nin yasalara aykırı yayın yapmadığına karar verdi.

    Her üç müracaatın sonunda alınan kararlar  kurul başkanı Christian Scherfig’in imzası ile, Türk Büyükelçiliği, Roj TV,  Danimarka Adalet, Dışişleri ve Kültür Bakanlıklarına gönderildi. Kararlara başka kurumlarda itiraz edilemeyeceği ve sadece mahkemelerde itiraz edilebileceğine dikkat çekildi. Bütün bu yetersiz girişimlerin ardından Türkiye, Danimarka  Adalet Bakanlığına ve Polise suç duyurusunda bulunarak şansını hukuk yoluyla denemeye karar verdi. Bugüne kadar polise, soruşturmayı yürüten devlet başsacılığına çok sayıda delil verildi. Yeni deliller verilmeye devam ediyor. Ancak kapatma konusunda atılmış somut bir adım yok.
     
    Iki ülke arasında gerilim

    Danimarka ve Türkiye arasında Roj TV gerilimi ciddi bir şekilde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 2005 Kasım ayında Danimarka’ya yaptığı ziyaret sırasında yaşandı. Karikatür krizi nedeniyle 2005 yılı ekim ayında, dönemin Türk Büyükelçisi Fügen Ok, tüm Müslüman ülkelerin büyükelçileri adına Rasmussen’den randevu talebinde bulundu. Talep kabul edilmedi ve Başbakan Rasmussen, Türkiye ve diğer Müslüman ülkelere yargıya başvurmaları tavsiyesinde bulundu.   Bu nedenle Başbakan Erdoğan, Kopenhag’a gerilmiş vaziyette geldi. 11 kasım’da Başbakanlık’ta yapılacak basın toplantısında Roj TV muhabirinin bulunması bardağı taşıran damla oldu. Basın toplantısında Roj TV muhabirinin olduğunu öğrenen Başbakan Erdoğan, Rasmussen’den Roj TV muhabirinin dışarı çakırtılmasını istedi. Rasmussen ise, söz konusu muhabirinin akreditesini NATO karargahından yaptırdığını ve Danimarka’da basın özgürlüğü bulunduğunu gerekçe göstererek, kendisinin böyle bir yetkisi olmadığını söyledi. Bunun üzerine Başbakan Erdoğan başbakanrlık binasını acele bir şekilde terk ederek doğru havalanına gitti ve Türkiye’ye döndü. Basın toplantısına yalnız çıkan Rasmussen duyduğu üzüntüyü dile getirerek, Roj TV muhabirini salondan çıkarma yetkisi bulunmadığını, Hz.Muhammed karikatürlerini yayımlayan Jyllandos Posten gazetesine karşı yaptırım gücü olmadğını  yineledi. İki ülke arasında gerginlik devam ederken, 2008 yılında Ankara’yı ziyaret eden Danimarka Dışişleri Bakanı Per Stig Möller’e, Danimarka’dan Roj TV’yi kapatmasının beklendiği tekrar dile getirildi. Ancak bu girişim de sonuç vermedi.

    Rasmussen NATO Genel Sekreterliğine aday omlduğunu açıkladı

    Rasmussen adaylığı konusunda kurnaz davranıp, tüm NATO ülkelerinin onayını aldıktan sonra adaylığını açıkladı. Adaylığını açıklamadan önce tüm Naeto ülkeleri hükümet ve devlet başkanlarını ülkelerinde ziyaret ederken, Türkiye’ye gitme, Türkiye ile arasındaki buzları eritme girişiminde bulunma gereği duymadı. Başbakan Erdoğan da bunu gördüğü için, Roj TV ve Karikatür krizlerini neden göstererek  Rasmussen’in NATO genel sekreterliğine adaylığına karşı çıktı. Ancak bu direniş uzun sürmedi.  Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarından  Türk devletinin zirvesinde görüş ayrılıkları olduğu anlaşıldı. NATO Zirvesinde. Rasmussen’in Genel Sekreterliği karşılığında Türkiye’ye bir takım sözler verildiği öne sürüldü. Bu sözler arasında Roj TV’nin kapatılması sözü bulunduğu öne sürüldü. Oysa kimseninin düşünmediği bir gerçek vardı. Rasmussen artık Danimarka Başbakanı değildi ve ülkesinde Roj TV’nin kapatılması için sözünü geçirecek yetkilere sahip değildi. Nitekim İstanbul’da katıldığı Medeniyetler İttifakı toplantısında Roj TV’yi kapatma yetkisi olmadığını söyledi. Anders Fogh Rasmussen, Türkiye’nin desteğini alabilmek için acele bir şekilde Roj TV soruşturmasını  yürüten savcıları Arkara’ya göndermişti. Polis şefleri, Roj Tv konusunda Rasmussen’in kendilerine baskı yaptığını açıkladılar. Ancak  bütün bunların Türkiye’nin desteğini alıncaya kadar Başbakan Erdoğan’ı oyalama taktiği olduğu çabuk anlaşıldı.
     
    Karar yaz aylarında

    Şimdi soruşturmayı yürüten Devlet Başsavcısı Yardımcısı Anders Riisager, Roj TV davasanın önümüzdeki aylarda sonuçlanabileceğini söylüyor. Roj TV Direktörü İmdat Yılmaz ise, Roj TV’nin kapatılmayacağına emin olduğu konusunda açıklamalar yapıyor. Radyo Televizyon Üst Kurulu geçtiğimiz gün Hürriyet’e yaptığı açıklamada  Roj TV konusuna kendilerinın karışmadığını, konuyla yeni terör yasası gereği savcılığın ilgelendiğini ve kendilerine danışılmadan ve haber verilmeden terör yasası uyarınca kapatılabileceğini bildirdi.  Bakalım bekleyelim görelim. Danimarka terörle mücadele kapsamında ne kadar Türkiye’nin yanında yer alacak ve ne kadar uluslararası anlaşmaları yerine getirecek. Söylenen tek şey var, Roj TV davasının yeni Başbakan Lars Lökke Rasmussen’in de başını ağrıtacağı.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı