Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ritm bozuldu

İNÖNÜ’de iki farklı Beşiktaş gördüm. Önce, beğendiğimi anlatayım. Beşiktaş, ortak kimliği ile oynadığı dakikalarda bir sıkıntıya yakalanmadan rakibe ağırlığını hissettiriyor.

Yardımlaşmaya koşanlar, tek pası seçenler ve abartılı davranışlardan kaçanlar, Beşiktaş’a farklı bir kişilik getiriyor. Bunun bazı örneklerini İnönü’de yaşadım.

Koray Avcı, boş alanlarda dolaşan her rakibe baskı yaptı, top çaldı... Kleberson, ayağındaki her topu tek pas yaparak oyuna soktu. Sergen Yalçın, zengin özelliklerine karşın hiçbir fantaziye yönelmeden takımla oynamak gibi basit bir yol seçti.

Oyunu abartanlar ve riske kaçanlar, Beşiktaş’ın bütünlüğünü ve temposunu bozdu. Bunun da en canlı örneği, Beşiktaş’ın yediği gollerdi. Özellikle ilk golde İbrahim Toraman’ın tehlikeli bir bölgede topla adeta dans etmesi, gereksiz bir davranıştı. Ve cezasını da Beşiktaş çekti...

İbrahim Akın’ın her topu, allayıp pullayarak oyuna sokma isteği ne kadar yanlıştı... Hem kendini yordu, hem pozisyona koşan arkadaşlarını yanılttı.

Takım kimliğine ters düşenler Beşiktaş’ı beklenmedik anlarda sıkıntıya sokuyor. Tigana’nın bu işe el atması gerek. Hem de hiç beklemeden...

* * *

Beşiktaş’ın iki farkı yakaladığı dakikalarda bile, herkes gibi ben de savunma bloğundaki uyum bozukluğunu kolayca hissettim. Öncelikle rakibi paylaşımda ve bölgeyi kontrolde acemice davranıyorlar. Üstelik, sezgileri zayıf ve hareketleri ağır... Böyle bir savunma bloğu ile Beşiktaş’ın her zaman başı ağrıyabilir.

Israrla yazıyorum... Savunmanın sol kanadında oynayan Mehmet Sedef akıllı ve etkili özellikler taşıyan bir genç. Ancak, bu bölgenin adamı değil. Topu oyuna iyi sokuyor, hücuma katılıyor. Savunmaya dönerken, rakibi kaçırıyor ve sürekli pozisyon hatası yapıyor. Gözün kapalı orta sahanın sol kanadına koy, gerisini hiç düşünme.

* * *

Beşiktaş, dün kazanmak için her yolu denedi. Üstelik fizik açıdan bir sıkıntı yaşamadı. Koştu ve savaştı... Ama bazı gerçekler yine sırıttı.

İbrahim Akın’ın bir santrfor olmadığını bir kez daha anladım. Ailton’un yanında değil arkasında oynayacak bir forvet gibi düşünmenin gereğini bir kez daha hatırladım. Ve dünkü oyun Ailton’a da bir not düştü... Artık daha geniş alanları kullanarak oyuna katılmalı. Topu ayağına bekleyerek ve tek vuruşa sığınarak Beşiktaş’a bir şey kazandırmıyor Ailton. Bilemiyorum, Tigana bu konuda neler düşünüyor.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI