"Erdal Sağlam" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Erdal Sağlam" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Erdal Sağlam

Risk iştahı fazla gelince

SON günlerde piyasada yaşanan hareketlere, genel tanımla “düzeltme” demek mümkün. Yani bir süredir dillendirilmeye başlayan “yeni bir dip” noktasına doğru bir hareket olmadığı konusunda, neredeyse hemen herkes hemfikir gözüküyor.

Özetle; bir süre sonra piyasaların yeniden normale döneceği bekleniyor.

Piyasa uzmanları içerideki hareketlerin neredeyse tümüyle dışarıdaki hareketlere bağlı olduğunu, dışarıdaki hareketin de “aşırı risk alınması”nın anlaşılmasıyla ortaya çıktığı görüşündeler.

Piyasa uzmanları uluslararası piyasaların geldiği noktanın planlanan noktanın çok üzerinde olduğunun anlaşılması üzerine bu hareketin ortaya çıktığını, bir tür “köpük alma” işlemi ile normal düzeylere çekilmeye çalışıldığı görüşündeler.

RİSKLER ARTMAYA BAŞLADI

Uluslararası piyasaların baştan beri kendini iyimser hissetmek zorunda kaldığı, iyimser planlar yaptığı ama bu planların bile üzerine çıkıldığının anlaşılması üzerine bu düzeltmenin başladığı ifade ediliyor.

Peki, son dönemlerde yoğun olarak tartışılmaya başlayan “yeni bir dip” hareketinin nasıl olacağı sorulduğunda ise, böyle bir hareket eğer olacaksa, bunun daha sonraki dönemlerde yaşanmasının daha muhtemel olduğunu söylüyorlar.

Bundan sonra ne olur derseniz; bir tür geri çekilme yaşandıktan sonra yine iyimser senaryonun devreye girmesinin, yani trendin yine yukarı dönme ihtimalinin yüksek görüldüğünü söylemeliyiz. Nereye kadar olduğunu ise doğal olarak, en azından şimdilik,
bilen yok...

Bize gelince; belli ki dışarıdaki hareketlere bağlı olmaya, iç piyasaların buna bağlı dalgalanmasına devam edeceğiz. Ancak son dönemlerde bizim gibi gelişmekte olan ülkelerdeki dalgalanmaların daha sert olduğunu da görmek lazım. Bence ileride bizim, diğer gelişmekte olan ülkelerden de ayrışmamız mümkün. Bu ayrışma, artık düşük bir ihtimal haline gelen IMF anlaşması yapıldığı takdirde olumlu, yapılmadığı takdirde ise daha kötü olabilir.

Çünkü hem mali dengelerde kötüleşme hızla devam ediyor, hem de içeride
siyasi gelişmelerin getireceği risklerin çoğaldığını görüyoruz.

MERKEZ’İN FAİZ PLANI DEĞİŞMEDİ

İçerideki oyuncular şimdilik mali dengelerdeki ve siyasi ortamdaki riskleri fiyatlamış değiller. Hala IMF ile ilgili umudunu koruyanlar olduğu kesin ama bu IMF işinin artık yarardan çok zarar getirmeye başladığını da görmek gerek.

Bence Ekim ayı enflasyon oranları, ”talebin bu kadar düşük
olması halinde bile sistemin enflasyon üretmeye devam
ettiğini
” gösteriyordu.

Yani bir de talep açılırsa o zaman enflasyonu tutmak mümkün olamayabilir. Bunu önlemenin yolu da, herkesin bildiği gibi, IMF ile anlaşmadan, yani mali disiplini sağlamaktan geçiyor ama.

Ekim ayı enflasyonu piyasalarda pek olumsuz etki yapmadı. Çünkü piyasalar faiz indirimlerinin, küçük de olsa devam edip etmeyeceğine bakıyorlar. Son oranların da buna engel olmadığı görüşü hakim. Çünkü Merkez Bankası son Enflasyon Raporu’nda Ekim ayında, özellikle ÖTV indirimlerinin bitmesinin etkisiyle, nispeten yüksek oranlı artışlar olacağını söylemişti. Buna rağmen çeyrek puanlık indirim beklentisi vardı ve o beklenti devam ediyor.

Ancak Merkez Bankası’nın talep açılıp enflasyon başını yukarı çevirdiğinde, “faiz indirimi yaptığı kadar kolay faiz artırımı yapamayacağı” gerçeğini göz önüne alırsanız,
bence ileriye dönük tehlike daha iyi anlaşılmış olur.

X