« Hürriyet.com.tr

Reyan Tuvi sorularınızı cevaplıyor

Hürriyet Haber
X
‘Erzurum’da görmeye değer bir tarih var mı?’ diye soruyor bir Hürriyet Seyahat okuru... Reyan Tuvi, Erzurum’un gezilebilecek yerlerini anlata anlata bitiremiyor. Bir başka okuyucu ‘Ani Harabeleri’deki fotoğraf yasağının kalkıp kalkmadığını merak ediyor. Tuvi müjdeyi veriyor: Evet kalktı... Bu haftanın soruları ve cevapları bunlar...

Ani Harabeleri’nde son durum?

Ani Harabeleri’ndeki son durum nedir? Geziliyor mu? Fotoğraf yasağı kalktı mı? Aşkın Kalay/ Erzurum

Gezmek ve fotoğraf çekmek serbest


Kars’ın 48 kilometre doğusunda, Ermenistan sınırında bulunan Ani Harabeleri’ni gezmek ve fotoğraf çekmek serbest. Fotoğraf yasağı, 2004 Mart ayında kaldırıldı. Yazın girişte bilet satan bir görevli var. Kışınsa her zaman bir görevli bulunmadığından, bileti Kars Müzesi’nden (haftasonu dahil her gün, yazın 08.30- 17.30 kışınsa 08.00- 17.00 saatleri arasında açık, 0474 212 38 17) almak gerekiyor.

Bu arada, küçük ama Doğu Anadolu’nun en zengin koleksiyonlarından birine sahip müzeyi de gezmeyi de ihmal etmeyin. Arkeolojik ve etnografik iki bölümü var. Ani, Kars ve Ardahan gibi bölgelerde bulunan eski çanak ve çömlekler, Urartu ve Roma devri eserleri sergileniyor. 19. yüzyılda Avrupalı gezginler tarafından farkedilen Ani Harabeleri’ni fotoğraflarken sırtınızı Ermenistan’a vermeniz tavsiye ediliyor. Aksi takdirde, karşı taraftan haber geliyor ve fotoğraf çekmenize o andan itibaren izin verilmiyor. Ayrıca içeride piknik yapmak yasak.

Ocaklı köyünün hemen ilerisindeki Ani’ye Kars’tan gitmek bir saat sürüyor. Ani’nin ortaçağ Ermeni kilise, manastır ve kalelerini rehbersiz gezecekseniz, internetten ya da bir başka yerden basit bir haritasını bulmaya çalışın. Ayrıca orada en az üç saat geçireceğinizi ve kışın güneşin erken battığını göz önünde bulundurmanızda da yarar var. Turizm Danışma Bürosu’ndan (0474 212 68 17) Yusuf Bey her konuda son derece yardımcı. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nden de (0474 212 21 79) bilgi alabilirsiniz.

Erzurum’da nereleri görelim?

Önümüzdeki hafta Erzurum’a seyahat edeceğiz. Nereleri görmeli, nerede kalmalı ve nerelerde yemeliyiz? Tavsiyelerinizi bekliyoruz... Can Jaicks

Tarihi yabana atılacak gibi değil

Genellikle Palandöken’de kayak tatiline gidenlerin içinden geçip gittiği Erzurum, aslında tarihsel açıdan yabana atılmayacak bir kent. Yaklaşık iki bin metre rakımda, Türkiye’nin en yüksek, aynı zamanda da Doğu Anadolu’nun bu en büyük kentinde detaylı bir şehir turu için bir gün yeterli. Gezmeye başlamak için, işlemeli girişi ve çinili minaresiyle kentin en güzel yapısı olan Yakutiye Medresesi doğru bir nokta. Medrese, Anadolu’daki kapalı avlulu medreselerin son örneklerinden. Burası bugün Türk- İslam Eserleri ve Etnoğrafya Müzesi (Pazartesi ve çarşamba hariç, her gün 08.00- 12.00 ve 13.00- 17.00 saatleri arasında açık, 0442 235 19 64). Lala Mustafa Paşa Camii, özellikli bir cami değil ancak özellikle Cuma namazı sırasında burada toplanan seyyar satıcılarla, Erzurum’un en canlı yerlerinden.

Kentin en eski camilerinden Ulu Cami, dışarıdan bakıldığında bir kale gibi duruyor. Avlusu ve merkezi bir kubbesi olmayan taş yapının kemerleri etkileyici. Çarpıcı bir özelliği de mihrabın yakınındaki, içiçe geçmeli, ‘’kırlangıç örtüsü’’ ahşap kubbe. Caminin taşlarının Horasan’dan getirtildiği ve padişahın üç ayrı mezhebin de gönlünü almak için aynı cami içinde üç ayrı mihrap yaptırdığı söyleniyor. Rus Savaşı’nda ambar olarak kullanılan kesme taş caminin sütunlarındaki kurşun izleri hálá duruyor.

ÇİFTE MİNARELİ MEDRESE

Ulu Cami’nin hemen yanında, Erzurum’da, en çok turist çeken, Çifte Minareli Medrese görülebilir. Anadolu’nun en büyük medresesi ve eğitim kurumu olarak tasarlanmış yapının en çarpıcı özelliği, aynı zamanda ismini de aldığı, artık yıkılmış şerefelerine kadar yükselebilen, sırlı tuğla ve tuğla ile örülü, otuz metre yüksekliğindeki iki kule- minaresi... Medresenin üzerinde yapım tarihiyle ilgili herhangi bir kitabe bulunmamış olsa da genel kanı 1253’te Selçuklu Sultanı Aláeddin Keykubat’ın kızı Hüdavent Hatun tarafından, Sivas’taki Gök Medrese’nin bir benzeri ve yaşıtı olarak yaptırılmış olduğu.

Çifte Minareli Medrese’nin, döneminin en büyük ve cesur din okulu olması hedeflenmiş ancak Moğol istilası sonucu yapı tam olarak bitirilememiş. Örneğin, medresenin giriş kapısının sağında görülen, İslam’dan çok, göçer hayata ve şamanizme ait motifleriyle Orta Asya Türk inancının izlerini taşıyan, çift başlı kartal, hayat ağacı ve ejderlerden oluşan kabartmanın, soldaki benzer panoda, belirgin bir şekilde yarım kalmış olması, bunun bir göstergesi.

Medrese ile Ulu Cami arasındaki sokaktan girince, bir sol ve bir sağ, sizi yürüme mesafesinde, küçük bir parkın içindeki Üç Kümbetler’e çıkarır. Bunların arasında en eski ve ilginç olanı, Saltuklu Devleti’nin kurucusu Emir Saltuk’a ait. Roma İmparatoru II. Theodosius’un, 5. yüzyılda inşasını başlattığı kale, aynı zamanda kentin en eski evlerinin olduğu mahallede.

Yaklaşık iki bin metre yükseklikteki bir tepe üzerine inşa edilen Erzurum Kalesi’nin (her gün, 08.00- 16.30 saatleri arasında açık) bir İçkale’si ve bunu çevreleyen bir Dışkale’si var. Bugün artık Dışkale’nin surları yıkık durumda ve dört yöne açılan kapılardan geriye sadece isimleri kalmış. Yine de hálá, kapı isimleriyle anılan adresler var; Tebriz Kapısı, Erzincan Kapısı, Gürcü Kapısı ve sonradan açılan İstanbul Kapı ile Yeni Kapı... Son zamanlarına kadar Türkler tarafından kışla olarak kullanılan kalenin içinde, bugün sadece bir mescit ve ona bağlı minaresi var. Şerefesi yıkılan minare, bugün bağımsız bir Saat Kulesi. Tepsi Minare olarak da adlandırılan Saat Kulesi, ortaçağlarda gözetleme kulesi olarak kullanılmış ve Osmanlı mimarisinin Barok çağında saat kulesine çevrilmiş. 65 basamak ve dik bir ahşap merdivenle, kulenin en tepesine çıkmak mümkün. Her ne kadar artık kale, kentin dağın eteklerine doğru genişlemesiyle birlikte, Erzurum’un en yüksek noktası değilse de kenti, dağları ve ovanın ihtişamını seyretmek için en uygun yer.

Cumhuriyet Caddesi’nden Menderes Caddesi’ne inerken, Kanuni Sultan Süleyman’ın veziri Rüstem Paşa tarafından, 16. yüzyılın ortalarında yaptırılan Rüstem Paşa Bedesteni (Taşhan, 20.00’ye kadar açık), zenginliğini büyük ölçüde kıtalararası ticaret yolları üzerinde olmasına borçlu bu kent için önemliydi. Hatta 19. yüzyılda, her yıl, mal yüklü tam 40 bin deve buradan geçerdi. Bugün bedestendeki esnafın en önemli geçim kaynağı oltu taşı. Erzurum’un 150 km. kuzeydoğusundaki Oltu’dan çıkarılan taş, yumuşak ve kolay işlenebiliyor. Yumuşak olmasına rağmen yıpranmıyor ve vücut elektriğini aldığına inanılıyor.

Kentin Arkeoloji Müzesi de (Pazartesi hariç, her gün 08.00- 12.00 ile 13.00- 17.00 saatleri arasında açık. 0442 233 04 14) gezilebilir. Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışından sonra, kongre için Erzurum’a geldiğinde, Hüseyin Rauf Bey ve diğer arkadaşlarıyla, 9 Temmuz 1919’dan, Kongre sonuna kadar, 52 gün kaldığı konak, bugün Atatürk Evi (Pazartesi hariç, her gün 08.00- 12.00 ile 13.00- 17.00 arası açık. 0442 234 20 37). Kentte hepsi kesme taştan, yaklaşık yirmi tabya bulunuyor. Kente doğu, kuzey ve güneyden gelecek Rus saldırılarını önlemek için inşa edilen Erzurum tabyaları, 19. yüzyıl savunma yapılarıydı.

NEREDE KALINIR / NEREDE YENİR

Konaklama için merkezdeki en iyi seçenek daha çok yıldızı hak eden Esadaş Otel (İki yıldızlı, 0442 233 54 25). Büyük odalarını tercih edin. Çok turistik olmamasına rağmen Erzurum’un keyifli restoranları var. Kentin 1928’den beri hizmet veren, en köklü ve şık lokantası Güzelyurt Restaurant (Cumhuriyet Cad. No: 42, 0442 234 50 01), Tortum cağ kebabının en ünlü adresi Koç Cağ Kebabı (Kongre Cad. Nazik Çarşı No:8, 0442 218 23 95), birbirine geçişli sekiz eski Erzurum evinden dönüştürülen yöresel yemekler bulabileceğiniz, otantik Erzurum Evleri (Cumhuriyet Cad. Yüzbaşı Sok., 0442 233 20 31) ve her biri farklı süslenmiş masalarda mantı, ayran çorbası, yaprak sarma ve su böreği yiyebileceğiniz Yemekçi Restaurant (Aşağı Mumcu Cad. Pelit Meydanı, Erzurum İş Merkezi No:68, 0442 235 74 05)... ‘’Erzurum’daydım’’ diyebilmeniz için Hemşin Pastanesi’ne (Kuloğlu Mah. Bahçe Sok. No:11, 0442 218 41 86) uğramış olmanız gerekir. Yazın vişneli dondurması, her zaman köpüklü ayranı ve sulu yemekleriyle burası bir Erzurum klasiği. Bir de internet üzerinden tüm Türkiye’ye geleneksel kadayıf dolması satan Muammer Usta ismi (Numune Hastanesi girişi karşısı, 0442 233 62 82, www.kadayifcimuammerusta.com) aklınızda bulunsun.

Kaynak:

Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Ege'nin huzurlu noktası: Seferihisar
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
48 saatte Akyaka'yı keşfedin!
YollardaYollarda
Yolunuzu İzlanda’ya düşürmek için 10 sebep!
YollardaYollarda
Rotanızda İtalya varsa, gitmeden önce biraz İtalya şakasına ne dersiniz?
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
48 saatte Bangkok'u keşfedin!
YollardaYollarda
Uçak kalkarken ve inerken telefonumuzu neden kapatmalıyız?