Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

‘Ret’ hükümete güvensizlik olur

<B>YÜKSEK </B>Seçim Kurulu'nun, 3 Kasım seçimlerini iptali yönündeki itirazları reddetmesi öngörülmeyen bir karar değildi.

Yargıtay'ın DEHAP yöneticilerini mahkûm etmesi üzerine başlatılan seçim tartışması Türkiye'nin gündemini bir süre olumsuz etkiledi.

Ancak Yargıtay kararı, yargı üzerinde bir tartışma açılması bakımından yararlı oldu.

Çünkü, Türkiye'nin önündeki en önemli sorunlardan biri de yargının tutucu yapısını özgürlükçü yöne çekebilmek.

TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan'ın ‘‘Yargı Türkiye'nin önünü tıkıyor’’ eleştirisi de bu nedenle önemsenmeli.

Eleştiriye yargının yaklaşımı da olumsuz görünmüyor.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin, ‘‘Eğer eleştiriler, hızlı karar alamamak ve yargı mensuplarının kalitesiyle ilgiliyse doğru’’ diyor.

Ancak Bumin bu doğruları söylemenin yeterli olmadığını vurgulayarak, çözümün de söylenmesi gerektiğini ifade ediyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde dahi 8 yıl süren davalar olduğunu anımsatan Bumin, ‘‘Vicdanı ile cüzdanı arasında sıkışan yargı’’ konusuna ise şöyle bakıyor:

‘‘Yargı, kararlarını ‘şu ya da bu yarar' düşüncesiyle değil, yasalara göre verir. Ama bir yorum hakkı varsa, bunun ülke yararına yapıldığına da kuşku duyulmamalı. Eğer kastedilen maaş durumu ise, orada da bir gerçek var. AB ülkelerinde yargıçların ortalama maaşı 5 bin dolar. Rakam yüksek yargıda 20 bin dolara kadar çıkıyor. Bizdeki ortalama ise bin doların bile altında.’’

ASIL ŞİMDİ RETÇİ OLMALI

Yargı tartışması bir süre daha devam edecek gibi; ancak çare makamı olan hükümetin, en azından bu hafta bu tartışmaya katılacak hali yok.

Çünkü, hükümetin bu haftaki baş ağrısı Irak’a asker gönderme konusu.

Bugünkü Bakanlar Kurulu toplantısında da bu baş ağrısına çare aranacak.

İlginç bir toplantı olacağı kesin.

Unutmamalı ki, 1 Mart'ta, bazı bakanlar altında imzaları bulunan tezkere lehinde oy kullansalardı bugünkü tablo çok farklı olacaktı.

O gün ‘‘Askerimizin kanı akmamalı’’ diyen bu bakanlar, askerin, asıl bu tezkereyle böyle bir riskin içine sokulacağını biliyor olmalılar.

O gün, ‘‘Kan pazarlığı yapmayız’’ diyen bakanlar, bugün 24 milyar doların değil 8.5 milyar doların konuşulduğunu düşünmek zorundalar.

Ve de; o gün, ‘‘Süreci işletmek için imza attık. Oyumuz Meclis'te görülecek’’ gerekçesine sığınan bu bakanlar, bugün yine aynı taktiği uygulayacaklarsa bu, ‘‘ayıptan’’ ve ‘‘koltuk sevdası’’ndan başka bir şey olamaz.

Eğer riski ve kredi miktarı bakımından reddilmesi gereken bir tezkere varsa o tezkere 1 Mart'taki değil, bugünkü olmalı.

GELİR VE GEÇER

Bu kez aynı şey geçerli değil gibi.

İmzaların atılması halinde Meclis'te de ‘‘kabul’’ denmesi kesin gibi; çünkü şimdi Başbakan olan isim Recep Tayyip Erdoğan.

AKP kulislerine bakılırsa, retçi bakan olmayacağından Erdoğan'ın işi 1 Mart'ın başbakanı Abdullah Gül'e göre daha kolay.

Ancak tezkere geçmezse, bu kez ‘‘demokratik karar süreci’’ gerekçesi geçerli olmayacak. Bu içerde de dışarda da hükümete güvensizlik olarak kabul edilecek.

Geçerse de yarın, dökülecek her damla kan hükümetin sırtına yük olacak.
X