Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Resneli Niyazi Bey'in ismini gururla taşıyorum

Meşrutiyet'in ilanının 100'üncü yılını yaşamaktayız. 23 Temmuz 1908'de ilan edilen 2. Meşrutiyet'in, en büyük devrimci simgesi Resneli Niyazi Bey'idi..

Resneli Niyazi Beyin ismini gururla taşıyorum
Bu büyük simge ismin torununu bulduk. Türk Basını'nda onunla yapılan ilk söyleşiyi gerçekleştirdik..

KIRMIZI yanaklı, tombul, daima ciddi ve sessiz o adamı, zaman zaman görürdüm. Kimi zaman bir panelde, kitap fuarlarında, Kıbrıs Şehitleri Caddesi'ndeki Yakın veya İletişim gibi kitapçılarda gördüğümü hayal meyal hatırlıyorum. Çoğu İzmirliyi hiç tanımadığım halde beynimin bir ucuna yerleştirmişimdir. Kırmızı yanaklı adam da onlardan biriydi. Bir gün kitap fuarında tanışıverdik. Her zamanki gibi ağırbaşlı ve mütevazıydı. Laf arasında Resneli Niyazi Bey'in torunu olduğunu ağzından kaçırıverdi. Amanın.. Hayranı olduğum Resneli Niyazi'nin kendisini bulmuş gibi ona sarılıverdim. Meşrutiyet'in tam 100. yılında, hemen söyleşimize geçelim.

AİLE GEÇMİŞİ

Æ Aile özgeçmişiniz?

Æ Resneli Niyazi Bey'in Mithat (1911) ve Saim (1913) diye iki oğlu var. Saim'in evletları Ahmet ve Nilgün'dür. Ben, Mithat'ın oğlu Niyazi'yim. Soyadımız Resnelioğlu'dur. Böylece Resneli Niyazi'nin ismini taşımış oluyorum. 1945'de Karabük'te doğdum. İlkokulu İstanbul'da bitirdim. İzmir Türk Koleji'nde ortaokulu okudum ama liseyi İstanbul'da bitirdim. Babamın yanına İsviçre'ye gittim. Almanya'da Goethe Enstitüsü'nde Almanca öğrendim. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde okudum. Askerliğimi bahriyeli olarak İzmir'de yapıp Almanya'ya babamın yanına döndüm. Yıllarca beraber çalıştık. Babam ölünce İstanbul'a annemin yanına döndüm. Annemin Anadolu Hisarı'nda babasından kalma bir kaynağı vardı, onu satıp annemin çok sevdiği Karşıyaka'ya yerleştik. Uzun yıllar orada yaşadık. Annem sonunda vefat etti. Ben hala İzmir'deyim.

Æ Babanız Mithat Bey?..

Æ Babam, 1911'de Makedonya'nın Manastır Şehri'nde doğmuş. Babaannem Feride Hanım (Resneli Niyazi Bey'in eşi) İstanbul'un Fatih-Saraçhanebaşı Semti'nde çok eski bir aileye mensuptur. Orda 3 katlı evi vardı. Babam, o semtte Taş Mektep denen ve dini eğitim veren bir okula gider. 1928'de İstanbul Erkek Lisesi'ni bitirir, onlar eski harflerle son mezunlardır. Fransızca ve İngilizceyi çok iyi öğrenir. Atatürk kabiliyetli öğrencileri Avrupa'ya göndermektedir. İmtihana girer ve kazanıp Almanya'ya gider, Münih Teknik Üniversitesi'nden 1937'de mezun olur. Türkiye'ye döner. İkinci Dünya Savaşı'nda 3 kez askerlik yapar. Sonra 17 yıl Karayolları'nda çalışır. Sonra özel şirketlerde emek verir. Tekrar Almanya'ya döner, 19 yıl calışır ve Münih'te vefat eder. Naaşını İzmir'e getirdim. Soğukkuyu'ya gömdüm.

ZOR YILLAR

Æ Dedenizden sonra?..

Æ Dedem Resneli Niyazi Bey, suikaste kurban gittikten sonra büyük sıkıntı yaşamışız. Babamın anlattığına göre, Resne'de sofrada yemek yerken, aniden Yunan askerleri geliyor diye bir haber gelir. Sofrayı olduğu gibi bırakırlar. Üstlerindeki ile kaçarlar. Babaannem, 'Bir mama kaşığı dahi alamadım' derdi. İstanbul'a Fatih'e sığınırlar. Dedem öldürüldüğünde babaannem, amcam Saim Bey'e hamiledir. 1914'te Cihan Harbi başlar. İstanbul sefalet, yokluk içindedir. Dedemden bir maaş alınmaktadır, ama yetmemektedir. Evin bir kısmı kiraya verilir. Gayet dar imkanlarla geçinilmeye çalışılır. İdare lambalarında sidik yakılır. Babaannem, "Biz, Resneli Niyazi Bey ile 5 yıl evli kaldık, 2 yıl beraber olabildik. Diğer zamanlarda Yunan, Bulgar, Sırp çeteleriyle mücadele içinde geçti rahmetlimin hayatı" derdi. Babaannem Feride Hanım, çok genç yaşta dul kaldı. Sonra paşalardan filan isteyeni olmuş. Ama kendisi, 'Niyazi Bey'in üzerine kimseyi hayatıma sokmam, hatırama da ihanet etmem' dedi ve hayatının sonuna kadar dul yaşadı. 1966'da 86 yaşında vefat etti. Şimdi Edirnekapı Şehitliği'nde uyuyor. . O zamanki insanlar, çok değişik insanlardı.

MEŞRUTİYET DEVRİMİ

Æ Niyazi Bey'in önemi?

Æ Dedemin Türk Devrim Tarihi içindeki müstesna yeri hakkında çok şeyler söylenebilir. Seveni de vardır, sevmeyeni de.. Ama onlar 'vatan' için devrim yaptılar ve düşman kurşunlarıyla şehit oldular. Vatanlarından başka hiçbir şeyi düşünmediler bile.. Eşlerini ve çocuklarını bile unuttular. Atatürk'ün bir sözü çok şey ifade eder: 'Eğer Meşrutiyetler olmasa idi, Cumhuriyet olamazdı. Resneli Niyazi gibi Meşrutiyet önderlerine çok şey borçluyuz!..'

Æ Bu yıl ne hissediyorsunuz?

Æ Bizler okumayı millet olarak sevmeyiz. Geçmişe merakımız hiç yok. Sadece akademik düzeyde ilgileniyoruz. Halkımız günlük dertler peşinde. İmkanları geniş olanlar da eğlence, giyim kuşam, dans, sefahat peşinde. Tarihle ilgilenecek vakitleri ve niyetleri yok. Basın ve televizyonlar da şov ve siyasete gömülü. Meşrutiyet'in 100'üncü yılı gibi önemli tarihi olaylar, birkaç kısa yazı ve programla geçiştiriliyor. Üzülüyorum.

Æ Dedenizin ismini taşımak?..

Æ Resneli Niyazi Bey'in ismini taşımaktan büyük gurur duyuyorum. Sorumluluk istiyor bu büyük gurur. Saim Amcam'ın oğlu Ahmet, kızı Nilgün ve babam Mithat Bey'in oğlu bendeniz Niyazi, hayatımız boyunca şerefimizle yaşadık. Dede ismine en ufak bir leke sürmedik. Bu konuya gösterdiğiniz ilgiden ve bana bu olayları anlatma fırsatı verdiğinizden dolayı teşekkürü bir borç bilirim.

Resneli Niyazi Bey'in torununu bulduk

Yazarımız Yaşar Aksoy, Hürriyet Kahramanı Resneli Niyazi Bey'in torunu "Niyazi Resnelioğlu"nu ilk kez buldu ve onunla söyleşi yaptı.

Hürriyet kahramanıydı!

1873'te Resne'de doğan Resneli Niyazi Bey, Harbiye Mektebi'ni bitirip teğmen rütbesi ile 1879 Osmanlı-Yunan Savaşına katıldı. Savaşta büyük yararlık gösterip üsteğmenliğe yükseltildi. Balkanlar'da ayaklanan Sırp ve Bulgar çetecilerle göğüs göğüse çarpışıp büyük şöhret kazandı. Vatanseverliği ve silahşörlüğü, imparatorlukta muazzam hayranlık uyandırdı. Evladı gibi sevdiği bir geyik ile dolaşıyordu.

İttihat ve Terakki gizli cemiyetinin devrim stratejisi doğrultusunda, 3 Temmuz 1908'de Selanik'ten 200 fedaisi ile dağa çıkarak Sultan 2.Abdülhamit'in istibdat rejimine karşı başkaldırdı.

Sultan Abdülhamit 1878'de ortadan kaldırdığı 1. Meşrutiyet rejimini, 23 Temmuz 1908'de ikinci kez ilan etmek ve Anayasa'yı (Kanunu Esasi) yürürlüğe sokmak zorunda kaldı. Resneli Niyazi Bey, 'Kahraman-ı Hürriyet' ünvanı ile dağdan şehre büyük gösteriler içinde indi. 31 Mart Olayı'nda yanındaki fedailerle Hareket Ordusu'na katıldı, isyan bastırılınca Resne'ye çekildi. Balkan Savaşı’nda Cevdet Paşa ordusuna katıldı.

Savaştan sonra İstanbul'a ulaşmak için Arnavutluk'un Avlonya iskelesinde vapur beklerken Balkan komitacıları tarafından sırtından vurularak 1913'te öldürüldü. Not: Resneli Niyazi Bey'in feci öldürülüşünü, birlikte seyahat ettikleri Tıbbıyeli Mazlum'dan (Emekli Tümgeneral Doktor Mazlum Boysan) 1972 yılında not etmiştim. Mazlum Paşa, o esnada berberde traş olduğu için suikastten kurtulmuştu.

Resneli Niyazi Bey Osmanlı Devleti’nin 3 sembolü..

23 Temmuz'da ilan edilen Meşrutiyet'in anlamını anlatan bu 100 yıllık kartpostalda, devletin başındaki "Sultan Abdülhamit Han" ile onun iki baş muhalifi "Enver Bey" (Paşa) ile "Resneli Niyazi Bey" yanyana gösterilmiştir.
X