"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Resmin öfkeli mizacını kaybettik

Doğan HIZLAN

Sezer Tansuğ, öfkesinde ve sevgisinde uç noktalarda seyrederdi. Mesleğinin, meşrebinin dairesini çizmiş, onun içinde yaşardı. Hayatla temas noktası, belki bir tablo, belki bir minyatürdü.

Baylan Pastanesi'ndeki gençlik karşılaşmalarımızda, ortaya bir laf atar, arkasından bir ölçü güler, sonra da biraz kazıyalım, diyerek çıkıp giderdi.

Neydi kazımak? Sezer, Türk Resminde Yeni Dönem'de açıklıyor:

‘‘1950-75 yılları arasında, aradaki boşluklar hariç tam 25 yıl İstiklal Caddesi'ni kazıdım. Bu kazıma tabiri, caddeye dik inen sokaklardan birindeki bir kahvede toplanan macera meraklısı bazı gençlerin bir argosuydu.’’

Tartışmaya başlarken, öfke temposu gittikçe yükselir, bazen küçük itirazlara karşı da, o kadar değil, diyerek, kendine özgü bir hoşgörü gösterisi yapardı.

Sevimli bir kızgındı. İlk karşılaşmada şaşırabilirdiniz. Çünkü kafasındaki düşünceyle içeri girer, birden patlayıverirdi. Onun öfkesi için, yer, zaman, kişi engellemesi düşünülemezdi.

Gözlüklerinin ardında, yazdığını, söylediğini destekleyen, bir şahin hırçınlığı görüntüsünde iki göz parlardı.

Bir gün Altın Kitaplar'da otururken, hışımla içeriye girdi. O zaman, Yeni Edebiyat dergisinin yazıişleri müdürüyüm. Bir yazıya sinirlenmiş - sinirlenmediği yazı o kadar azdı ki - o yazının aleyhine bir yazı yazacağını, yazarını böylece zehirleyeceğini, benim de yoğurt vermememi istedi.

Altın Kitaplar'ın sahiplerinden Dr.Turhan Bozkurt'un ona bakışını unutamıyorum, ancak sonradan tanıştırabildim.

***

GELENEKLE modern arasında gidip gelir, eleştirilerinde tutkulu bir uslup kullanırdı. Bir eleştirmenin düzyazısından çok, bir şairin benzetmeleri çekerdi okuru.

Kızsanız da, sevseniz de, reddetseniz de, kabul etseniz de, ona yabancı kalamazdınız.

Özgün bir kişiliğin, öznel izdüşümleriydi yazdıkları.

Türk Resminde Yeni Dönem, aykırı yargılarla, ressamların sanatı ile yaşamı arasındaki gidip gelmelerle ilgi çeken bir çalışmadır.

Sözgelimi, bir ressamla birlikte çalışmasından söz ederken, onu eşinin etkilediğinden söz eder ve ardından da kadınlar üzerine düşüncelerine yer verir.

Ressamı, eseri kadar kişiliğiyle, insan yanlarıyla tanıtan bu türü ben çok severim. Eleştiri olmasa da gerçekten deneme türünün iyi örnekleri arasına koymuşumdur.

Bir resme öznel yaklaşımın çarpıcı örneklerini verdi. İçine eseri de, insanı da koyar, dargınlıklar ve barışıklıkların çizelgesi buraya yansırdı.

***

ÖZGÜN bir mizaç öldü. Böyle kişilikler, insanlar öyle az ki, aykırılıkların budandığı bir zamanda yokluğunu daha çok hissedeceğim.













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI