Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Renkler...Abukluk şaheseri

Dikkat, dikkat... Bu yazıyı 21 yaşından küçük olanların okuması sakıncalıdır. Uyarayım dedim de, sonradan abuk ahlak muhabbetleriyle canımı sıkmaya filan kalkışmayın, olur mu?HAYATIMIN çeşitli dönemlerinde Amerika'da uzun yıllar kaldım. Üniversite, master dönemlerinden sonra görev icabıyla da yaşadım orada.Bu kadar uzun yıl Amerika'da bulununca ve de üstelik bir de New York'ta yaşayınca insan ister istemez milyonlarca abuk olay ile karşılaşıyor.Normal ve ruh sağlığı düzgün bir insanın sadece filmlerde gördüğü, bilim-kurgu sandığı bir şeyi ben mutlaka gerçek hayatta yaşamışımdır.Bu sadece bende bir uğursuzluk olmasından kaynaklanmıyor.Temelde tüm olay New York'ta normal olan ile bunun dışında kalan her yerde normal olan arasında herhangi bir çakışmanın katiyen bulunmamasından kaynaklanmaktadır.42 yaşımdayım. Bunca yıldır saçmalığa, abukluğa ve sapıklığa ister istemez kaşarlandığımı düşünüyordum.Birkaç yıldır beni artık şaşırtacak bir şey göremeyeceğimi düşünmekteydim.* * *Yazıda ‘‘di’’li geçmiş kullanmaya başladığım için bir felaketin yaklaşmakta olduğunu düşünüyorsanız, diyebileceğim bir şey yok, tamamen haklısınız.Son olarak yine New York'ta televizyonda bir şey seyrettim, inanılacak gibi değildi.Rana, ‘‘Bunu yazacaksan çok dikkatli yazmalısın’’ diye beni uyardı.Anlayacağınız, konu, birçok insan için iç açıcı olmayabilir.Diyeceksiniz ki, niye yazıyorsun öyleyse?Vallahi yazmasam çatlayacağım da ondan. Çünkü, seyrettiğim olay öylesine büyük bir abukluk şaheseriydi ki, bir insanın bunu başkalarıyla paylaşmadan yaşaması hemen hemen imkânsız.Yani anlayacağınız ya yazacaktım ya da intihar edecektim.Öleceğime siz biraz rahatsız oluverin, ne yapayım yani?* * *Televizyonun önünde uyuyakaldığım ve sabahın köründe birden Hintçe yayınlanan MTV müzik programı vahşetiyle uyandığım sabahın gecesine dönelim şimdi.Rana uyumuş durumda. Ben de her zamanki gibi 70 kanal arasında her birinde en fazla yedi buçuk saniye durarak gezinti yapıyorum.Birden otuzbeşinci kanalda durmak zorunda kaldım.Halka açık olan bu kanalda, Amerika'nın en önemli pornograficisi olan ve ünlü Screw Dergisi'nin sahibi Al Goldstein'in programı var.Amerikan Anayasası fikir özgürlüğü açısından mükemmel olduğu için, o da bu halka açık kanalda saat tam 24.00'te kendisine yer kapmış durumda.Bu Al Goldstein aslında önemli bir anarşisttir. Boşanma davasında karısını savunan avukatın suratını çıkartma olarak üretmiştir. İsteyen bu çıkartmayı tuvaletine monte edebilmekte ve her sabah onun üstüne pisleyebilmektedir.Kendisine kötü davranılan Carmine's adlı restoranda servis yapılan etlerin aslında lokantada yakalanıp, pişirilen fareler olduğu yolunda bir kampanyayı da halen sürdürmektedir.Onun hakkında daha sonra belki yazarım, çünkü şuna emin olun ki kendisi, hakkında film yapılan Hustler Dergisi'nin sahibinden çok daha renkli bir kişiliktir.* * *35'inci kanalda zappingim durdu, çünkü ekranda Al Goldstein vardı.İnanılmaz göbeği ve şortuyla orada oturuyordu.Yanında vücudunun her santimetresiyle ‘‘Ben bir porno yıldızıyım’’ diye bağıran bir kadın vardı.Kadının sağ yanında da bir adam vardı. O da nedendir bilmem, ama efsanevi porno oyuncusu John Holmes'a benziyordu.Kadın bacaklarını Al Goldstein'ın bacaklarının üzerinden sarkıtmıştı.Böylece fil hortumu üzerine konmuş bir kuğu görünümü vardı ekranda. Belgesel kanalı Discovery bu görüntüyü yayınlasa kimse şaka yapılıyor filan demezdi.Al Goldstein dışında ekrandaki insanların zihinsel kapasiteleri doğal olarak fazla gelişmiş olmadığından, ben konuşulanları katiyen anlamıyordum.Sadece yabancı adamın, bacaklarını sarkıtarak oturan porno yıldızının kocası olduğunu çıkarmıştım.Sonra durum tuhaflaşmaya başladı.Kadın ticaret hayatına atıldığını açıklayıverdi.* * *İşte asıl bundan sonra olay abuklaştı.Kadın, pazarladığı şeyi çantasından çıkardı.Ben ilk önce bunun ne olduğunu anlayamadım.Sonra açıklama ne yazık ki kaçınılmaz olarak geldi. Al Goldstein, bu plastik şeyin ekrandaki kadının cinsel organının maketi olduğunu söyledi.Şimdi bana plastik bir makete bakıldığında bir cinsel organı diğerinden nasıl ayırabilmeyi başardıklarını, bunun nasıl olup da o kadına özgü olduğunu tespit edebildiklerini lütfen sormayın, olur mu?* * *Bu noktada bir dipnot koymak istiyorum.Unutmayın ki, cinsel organların plastik modellerini çıkarmak, Amerika'nın dünya kültürüne yapmış olduğu bir katkıdır.Piyasa şartları kendi sosyolojisini de birlikte getirmiştir ve bugün Amerika'da kendi şişme plastik kadınına âşık olup deliren adamlar ortalıkta dolaşmaktadır.* * *Sonra Al Goldstein, kadına özgü olduğu iddia edilen plastik cinsel organı eline aldı.Bunun neresini öperse, kadının daha çok tahrik olacağını sordu.Kadın, o noktaları gösterdi.Kadının yanındaki adam, ‘‘Şu noktalar da yok muydu’’ diye sordu.Kadın ile kocası arasında münakaşa çıktı.Eldeki plastik cinsel organ bir kadının bir adamın elinde gelip gitmeye başladı.Kadın bir noktayı işaret ediyor, ‘‘Burası mükemmeldir’’ diyordu, adam ise başka bir noktada ısrarlıydı.Bu arada Al Goldstein, vücudundan beklenmeyecek bir çeviklik yaptı ve plastik maddeyi kapıverdi.Ve sonra onu öpmeye başladı.Kadın da tuhaf sesler çıkararak, ‘‘Sen en iyi noktayı buluyorsun’’ diye bağırdı.Kocası da ‘‘Bak ben haklıymışım, benim dediğim noktaya yakın öpüyor’’ dedi.Bu noktada olaydaki felsefi abukluğa ben bile dayanamadım ve bir sonraki kanalda oynamakta olan Çinliler'in rol aldığı operayı seyretmeye başladım. New York, olağan bir sabahına daha adım atıyordu.
X