Gündem Haberleri

Rektör seçimi güldürüsü

Hürriyet Haber
15.12.2001 - 00:00 | Son Güncelleme:

TÜRKİYE'de bazı işlerin nasıl sakat olduğunu, nasıl ilkesiz, kuralsız ve kafadan yürütüldüğünü bir kez daha görme fırsatı bulduk.İstanbul Üniversitesi'nde rektör seçimi yapılıyor. Türkiye'nin en büyük üniversitesi. Binlerce öğretim üyesi, on binlerce öğrencisi olan bir üniversite. Her açıdan Türkiye'nin en büyüğü. Profesörler, doçentler ve yardımcı doçentler birkaç gün önce sandık başına gidiyor.6 aday var. Kimini beğeniriz, kimini beğenmeyiz. Bu ayrı bir konudur ve bu yazıyı adaylara göre değil, sistemi eleştirmek için yazıyorum...Çünkü karşımıza şimdi çıkan tablo, tam bir güldürü!***Yasalara göre, öğretim üyeleri tarafından yapılan seçimde en yüksek oy alan 6 aday YÖK'e gidiyor ve burada bir oylama yapılıyor. YÖK bunların arasından 3 adayı gizli oyla belirliyor. Bu 3 adayın ismi, YÖK'te aldıkları oy sıralamasına göre Cumhurbaşkanı'na gönderiliyor ve Cumhurbaşkanı, bunların arasından birini rektör seçiyor. Yani son kararı Çankaya veriyor.Şimdi bir parantez açıp Sezer-YÖK ilişkisine kısaca göz atalım. Sezer, YÖK'ten ve YÖK'ün başındaki Kemal Gürüz'den hoşlanmıyor. Bu durumda, kuruldaki oyçokluğunu etkilemek amacıyla, kendisine yakın gördüğü ve aynı zamanda Gürüz'e bozuk çalan bazı kimseleri YÖK üyeliğine getirip kendi lehine denge kurmak istiyor. Bunu son aylardaki atamalarıyla başardı!Sezer burada Cumhurbaşkanlığı görevinin anayasal tanımını da bir tarafa bırakıyor, bir kamu kuruluşuna karşı açıktan ve artık hepimizin bildiği duygusallığı ile cephe alıyor. Şimdi parantezi kapayalım.***İstanbul Üniversitesi'nde yapılan seçimde Kemal Alemdaroğlu l268, Mesut Parlak 886, Dinçer Uçak ise 13 oy alıyor. Diğer adayların aldığı oy daha da az. Önceki gün YÖK'te oylama yapılıyor ve sonuçlar açıklandığında herkes şok geçiriyor... Çünkü üniversitede 13 oy alan aday, 1268 alan adaydan daha çok oy aldığı için Çankaya'ya ilk sırada gönderiliyor. Yani YÖK'ün ilk tercihi 1268 oy alan Alemdaroğlu değil, 13 oy alan Uçak oluyor! Demek ki YÖK ciddi bir kuruluş değil. Üniversitede yapılan seçimi takmıyor. YÖK'te kulis yapılıyor ve herkes şu veya bu nedenle kendi adamı için, ya da sevmediği adaya karşı oy kullanıyor. Ekipçilik, hizipçilik, kadrolaşma, birilerini sevme veya sevmeme!YÖK ikiye bölünmüş: Sezer'in adamları ve Sezer'in adamı olmayanlar. Rektör adayının seçimi YÖK'te bu süreçte gerçekleşiyor! Çok ayıp ve çok yakışıksız bir hadise.***Bir de madalyonun öbür tarafına bakalım. Bu takdirde gelişmeleri daha iyi kavramak mümkün olur. YÖK'e Sezer tarafından son aylarda seçilen bir ekip var. Bunlardan Burhan Şenatalar, geçen dönem rektörlük seçiminde Alemdaroğlu'nun karşısında aday olup seçimi kaybetmiş. Türkan Saylan son seçimde aday ve kaybetmiş. Aysel Çelikel ve Ülkü Azrak, Alemdaroğlu'nun en büyük karşıtları. YÖK'te doğal olarak Alemdaroğlu yandaşları da var. İşte sakatlık buradan başlıyor...Ve anlıyoruz ki, böylesine ciddi bir olay, yani İstanbul Üniversitesi'nin rektör seçimi bile, YÖK tarafından böyle tersyüz edilebiliyor. Yani orada herkes oylama sırasında ‘‘O senin adamın, bu benim adamım. Senin adamın kötüdür, benim adamım iyidir’’ mantığı ile oy veriyor. Kulis yapılıyor, dedikodu ve kadroculuk yapılıyor, kutuplaşmalar oluyor.Böyle rektör seçimi olur mu?***Şimdi gelelim işin Çankaya aşamasına. Sezer'in bu konuda hiçbir ilkesi yok. YÖK tarafından önüne gönderilen çeşitli üniversitelerin rektör listelerini inceliyor. Bazen birinci adayı, bazen ikinciyi veya üçüncüyü rektör seçiyor. Neye göre? İşin ilkesi nedir? Kimleri hangi ölçüye göre seçmektedir?Bunların hiçbiri bilinmiyor ve kendisi de kamuoyuna herhangi bir açıklama yapma zahmetine katlanmıyor.Yaptığı ve yapmakta olduğu pek çok yanlışa bir de bunu ekliyor.***Üniversiteye -ister İstanbul, ister Harran, ister başkası olsun- rektör seçmek ciddi bir iştir. Böyle kulisle, kadroculukla, dedikodu, duygusallık ve adam kayırmalarla rektör seçilmez. Seçilirse, işte böyle olur. Şimdi YÖK öyle bir iş yaptı ki, bunu kim nasıl temizleyecek? Eğer YÖK karar veriyorsa, üniversite hocalarına niçin seçim yaptırıyorsunuz? Eğer üniversitenin sözü geçecekse, arada YÖK'ün ve hatta Cumhurbaşkanı'nın işi ne?Şimdi Cumhurbaşkanı ne yapacak? Kimi, neye göre seçecek? Binlerce üniversite hocasının verdiği oylara göre mi, yoksa YÖK'teki 20 kişinin oylarına göre mi?Burada bir kez daha vurguluyorum. Bu yazıyı belli kişileri korumak veya eleştirmek için değil, şu sakat sistemi sergilemek için yazdım...Çünkü sistemin sakatlığı komediye, hatta rezalete dönüşmüş durumda.
Etiketler:

EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı